15 Ekim 2015 Perşembe

hayalperest

 
Her sabah Köfte bey'le yollara düşüyoruz. Yarım saatliğine tüm sokaklar hatta dünya bizim. O kadar erken dışarıdayız ki mahalle camiinin imamı bizi görünce ezan vaktinin geldiğini anlayıp, sabah ezanını okuyor.
Bu sabah yine sokakların fatihi olarak dolaşırken susamlı çubukları yenilebileybıl ama şimdiye kadar yediğim en kötü Selanik keki yapan Ö. pastanesinin önünde yine son sürat araba kullanan bir kendini bilmezin kurbanı kedi gördük. Kafadan aldığı darbe ile boş sokakta öylece yatıyordu. Zaman ilerledikçe mesaiye ve işine gitmek için yola çıkan arabalar ise kedinin ölüsünü görünce direksiyonlarını hünerli manevralarla sağa sola döndürüp bir şekilde onu daha da pestile çevirmeden yakınından yöresinden geçip gittiler. Bir Allahın kulu inip de kenara alayım demedi. Tabii iş antin kuntin işler müdürü olarak bana kaldı. Ne poşet istediğim pastane sahibi, ne taksisinin içinde oturup olup biteni izleyen taksi şoförü "durun hanfendi, biz kaldırırız onu" demedi. Ne yaptığıma bakmadılar bile. Umursamaz tavırlar içinde kendi işleri ile ilgilendiler.
Ne oldu yahu insanlara? Bu kadar mı herkes kendi içine döndü, kabuğuna çekildi. Bırak kedi ölüsünü insanlar ölmüş, başkentinde 100 kişi yok olmuş, belli bir kesimin dışında hiç kimsede tepki yok. Bir kaç gündür sabahtan akşama kadar dışarıdayım, sokakta gördüğüm insanların yüzüne bakıyorum acaba bir tepki görür müyüm diye yok göremedim, göremiyorum. Bu kadar duygusuz insan topluluğu ile güzel günler hayal etmek, her şeyin bir gün güzel olabileceğini düşünmek hayaperestlikten öte bir şey değil mi? Hala güzel şeyler hayal etmek için yeterince umudumuz var mı yoksa ünlü Türk düşünürü Orhan Gencebay'ın dediği gibi batsın mı bu dünya?

1 yorum:

Gökhan Demirci dedi ki...

I see dead people