30 Temmuz 2023 Pazar

şaşırdım ben iyice


 

bizim ailede birisi alışılagelmişin dışında, beklenmedik, hoşa gitmeyen, tasvip edilmeyeceği belli bir iş yaptığında verilen tepkinin söze dökülmüş halidir "şaşırdın sen iyice". kendimi bildim bileli ne zaman annem ya da anneannem genel teamülün dışında bir şey yaptığımı ya da yapmak istediğimi söylesem verdikleri ilk tepkiyi bu cümle ile ifade ederlerdi / ettiler / ediyorlar: "şaşırdın sen iyice". 

evet valla yine şaşırdım ben iyice ve geçen hafta "padi / open water scuba diving" / "padi açık deniz derin dalış kursu"nun ilk basamağını bitirdim. yukarıdaki fotoda sağdaki bendenizim. demek ki gerçekten bazı şeyler vakti zamanı gelince olması gerektiği gibi oluyor ya da kendinizi bulmaya başladıkça, benliğinizin kaldırım taşları yerlerine oturmaya başladıkça neyi nasıl ne zaman yapmak istediğinizi bulabiliyorsunuz ve kim ne derse desin "kendinizi iyice şaşırmaya" devam ediyorsunuz. 

20 Temmuz 2023 Perşembe

yhn 14 / durumlar


 *manyak bu sıcaklar...terlemekten solungaçlarım çıkacak neredeyse. isyan etmeyeyim diyorum da bu kadarı da sabrı zorluyor be allahım. biraz düşür şu fırnın derecesini gözünü seveyim. dünya gözüyle cehennemi mi yaşıyoruz nedir?

*sıcak diye kapı baca sonuna kadar açık; esinti yok ama benim evin etrafı otluk arazi ve bitmeyen bir yol yapımı var. dolayısı ile bütün toz evin içinde. 24 saat yer silsem bile hep toz hep toz. o terliğin altından gelen toz hışırtısı yok mu; deliriyorum. "terliğin altından gelen toz hışırtısı" takıntısı oldu bende. habire yer siliyorum. normalde eski usul dizlerimin üstünde yer silerdim ama usandım artık viledaya terfi ettim. ancak çok yer silmekten dolayı o vileda sopasını sıkmaktan tenisçi dirseği olacak bende. 

*her insanda ayrı bir hikaye var. öyle kimseyi dışardan gördüğümüzle değerlendirmemek ve kimseyi yargılamamak lazım. kimler neler yaşıyor neler. belki bir gün buraya da onların notunu düşerim. 

*ilk kıbrıs çıkarmamda çalıştığım üniversiteden bir arkadaşım bir süredir birlikte olduğu ingiliz beyefendi ile evlenmiş. aybaşında aile arası bir nikah yapmışlar; cuma günü bir kutlama yapacağız onların köyde. çok mutlu oldum. demek ellinin sonunda olsan bile hala bir aile kurabilmek için umut var. yaşasın!!! demek benim için de bir umut var. 

*ayfer tunç "kuru kız"....çok iyi bir roman. şiddetle tavsiye ederim. iyi kurgu; naif bir hikaye ama şiddetli bir yeniden doğuş hikayesi. okuyanınız varsa yorum istiyorum. siz de benim gibi beğendiniz mi acaba?

*kediler ve köpek iyi anlaştı gibi gözüküyor. herkes kendi köşesinde sıcaktan bayılmakta. "hayatı tespih yapmış sallayan" oğlum milka, nohut'un yanında dibinde habire koklayıp duruyor. bence kışa bunlar yan yana yatarlar. 


15 Temmuz 2023 Cumartesi

sonunda


 bayramdan dönüşte iki hafta okulda nöbet sırası bendeydi. yazın en sıcak günlerinin olduğu haftaları nöbet haftaları olarak seçerek yine öngörüde, tahminde bir dünya markası olduğumu kanıtladım. hangi konuda olursa olsun yaptığım seçimler illa bir falsolu oluyor. en basitinden pazarda elimi attığım ilk sebze ve meyve çürük çıkıyor; çok test ettim her seferinde çürüğü buldum. 

neyse bu kavurucunun da ötesi sıcaklarda koştura koştura eve gelip zar zor üstümü değiştirip, kendimi yatağa atıyorum ve alarmı kurmasam sabaha kadar derin derin uyuyacağım. çeçe sineği sokmuş (gerçi bir sinek soktu artık çeçe miydi bill gates'in sivrisi miydi bilmiyorum) gibi bir uyku halidir gidiyor. uyuyorum kalkıyorum saat 22'yi zor ediyorum; gözlerim kapanıyor. tabii hal böyle olunca evi dip bucak temizleme işi kaldı iki haftadır. üstten üstten yapıyorum ama bugün neyse halı silmeli bir temizlik yaptım. hem ruhum hem de ev pırıl pırıl oldu. temizlik ve ütü de benim meditasyonum işte. her ikisini de yaparken çok işleri bitiriyorum kafamda. 

bu sıcakta halı silmeli temizlik yaparsan sonra pert olursun tabii. "bu yorgunluğu ancak deniz paklar" dedim ve hiç üşenmedim koştura koştura gittim denize. "sizin için yaz nedir?" diye sorsalar bu fotoyu gösterir ve işte budur derim. saatin 18'e döndüğü, o çılgın kalabalığın dağıldığı, sanki yarınlar yokmuşcasına sahilde gevşek gevşek şezlong üzerinde yayıldığımız, bütün hayatın, geçmişin ve geleceğin hiç önemli olmadığı, akla gelmediği, tuzlu ve son derece huzurlu bir rehavetin batan güneşle birlikte damarlarda dolaştığı o sihirli saatlerde o an orada olduğunuzu size hatırlatan elinizde tuttuğunuz biranın soğuğu olur. her sene yaz mevsiminde mutlaka yapmaya çalıştığım bir ayin gibidir bu sihirli saatlerde denizde olmak. benim için yazın tanımıdır ve ben bu geleneksel ayinimi gerçekleştirebilirsem yaz benim için resmen gelmiştir. sonunda bugün tüm kış hayaliyle yaşadığım bu anı yaratabildim. mesudum. 

9 Temmuz 2023 Pazar

la mia piccola famiglia

 


başardık...kavimlerin bile bizden kolay göçtüğüne emin olduğum bir süreci sorunsuz, beklediğimden de rahat hallettik. bir sürü prosedür, bir tomar işlemden sonra "la mia piccola famiglia (benim küçük ailem)" bir araya gelebildi. baştan anlatırsam daha kolay olacak. 

geçen eylül ayında (aaaa bak şimdi yazarken farkettim; iki ay sonra bir sene olacak kıbrıs'taki bu ikinci çıkarmamızda...inanılmaz. "time flies" der ingiliz; hakkaten öyle)bu kıbrıs işi patlak verince ilk düşündüğüm kedilerin ne olacağı idi çünkü ilk taşınmanın aksine bu sefer ortada bulunmuş, kiralanmış bir ev yoktu. geçen sefer yaptığım gibi bütün pılıyı pırtıyı toparlayıp bir bilinmeze gitmek istemedim. dedim ki "önce ben gideyim, evi vs ayarlayayım da sonra çocuklarımı alırım". ancak evdeki hesap çarşıya, benim planlar mağusa'ya uymadı. buradaki ev sahiplerinin bir çoğu evcil hayvan kabul etmiyor. niyesini bilmiyorum, muhtemelen evin içine koydukları beyaz eşyaların, koltuk takımlarının ve yatakların hırpalanacağından vs çekiniyorlardır. neyse sonuçta ev ararken kendi evlerinin ve "eşyalı" diyebilmek için koydukları eşyasınımların berbatlığına ya da pisliğine vs bakmadan yaptıkları kontratlara "evcil hayvan kabul edilmez" ibaresi koyuyorlar. enteresan bir durum. ancak kiracılar bunu da dinlemiyor tabii ki. bir önce oturduğum evin sahibi hanımefendi; koktuğundan şüphelendiği için evinde kedi istememişti. ama o evde bir ay hem kedi hem de köpek besledim ben ve çıkarken evi baştan aşağı temizleyip teslim ederken hiç kedi köpek kokusu almadı. bazı şeyler psikolojik kesin bilgi ama ispatlayamam. 

neyse ev işini de hallettiğime göre sıra çocikleri getirmeye geldi. öyle bir sıra geldi gelmesine de pandemiden sonra değişen bir sürü prosedür olmuş. öyle hop diye ikişer üçer çocik taşıyamıyorsun. önce kıbrıs veterinerlik dairsesinden ithal izni alman gerekiyor; bunu alman gerekirken bütün aşıların tam olduğunu, titrasyon testlerinin bulunduğunu belgelemen gerekiyor. allahtan Tina'yı getirirken bunların nasıl yapıldığını öğrenmiştim. 

mişa ve milka'yı getirmek için bayramdan iki hafta önce belgeleri hazırladım ve daireye mail attım. bir de böyle minik detaylar var bilmeniz gereken (ha ben biliyor muydum hayır yaparak öğrendim ama yapmaya başlayınca da bir şekilde bu bilgiler ulaştı bana. resmen kulaktan kulağa ve şansıma ne yapmam gerektiğini öğrendim çünkü ancak bakmakla yükümlü olduğunuz hayvan ile ilgili işleminiz varsa öğrenebileceğiniz türden bilgiler bunlar; yani ortada dolaşan genel geçer bilgiler değil). neyse belgeleri daireye mail atmamla orada görevli bir hanımefendinin beni araması arasında beş dakika bile geçmedi. dedi ki "milka'yı getiremezsiniz". minik bir kalp sektesi geçirdim; "nasıl ya? titrasyon testleri ömürlük, kuduz aşıları tam." dedim. "hayır, milka'nınkinde problem var. tarihi geçmiş kuduz aşısının." gerçekten böyle sağdan sağdan bana bir titreme geldi. bütün prosedürler; milka'nın kanının alınması, ankara'ya tarım bakanlığı'na gönderilmesi, en az bir ay beklenmesi, en az üç bin tl'nin cebimden kanatlanması, üstüne üstlük pegasus'a uçuşta kedi götüreceğim diye extradan ödediğim paranın yanacak olması vs vs hepsi bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti. "yahu nasıl olur veterinerimiz dikkat etmişti aşıyı yaparken"dedim. meğer veteriner mişa'nın aşı tarihine göre kaydetmiş ama milka'nın aşısı bir ay önce yapılmış. 

aşı tarihleri niye bu kadar önemli onu da belirteyim; belki okuyan olursa bu yazıyı ve evcil hayvanı varsa konu hakkında bilgisi olur. yurtdışına evcil hayvan çıkarabilmenin en önemli şartı titrasyon testinin olması. kedi ya da köpekten alınan kan örneği ankara'ya tarım bakanlığına gönderiliyor, orada kuduz için bir takım testler yapılıyor ve sonuçta kedide ya da köpekte kuduz olmadığına dair bir belge alınıyor ve bu belge ile yurtdışına çıkarma işlemleri yapılıyor. kıbrıs'ta kuduz olmadığı için bu konuda aşırı dikkatliler ve katılar. öte yandan türkiye'ye girerken hiç böyle şeylerle uğraşmanıza gerek yok. neredeyse elinizi kolunuzu sallaya sallaya ülkeye giriş yapıyorsunuz. titrasyon testinin bir özelliği de testin yapıldığı tarihten önce yapılan kuduz aşılarının tarihinin asla aksamaması. böylece bu belge evcil hayvanınızın hayatta olduğu sürece geçerli yoksa tüm test prosedürünü baştan yaptırmanız gerekiyor. sonuçta veteriner dairesindeki hanımefendi yardımsever çıktı ve dedi ki "şimdi şerit daksille o tarihi sil ve bir ay öncesini yaz. daha önceki aşılarının tarihi doğru olduğu için böyle bir düzeltmeye izin veriyorum yoksa asla kabul etmezdim". 

buraya kadarı bu işin kıbrıs prosedürü idi. istanbul'a dönünce ilçe tarım ofisine gitmeniz ve uçuşunuzdan bir gün önce yurtdışına çıkaracağınız kedinizin ya da köpeğinizin kaydını yaptırmanız gerekiyor. orada da bayram tatili rehavetinden çıkamamış ve o bölümde yıllardır çalışmasına rağmen hep başkası bu işi yaptığı için ve bu kişi yaptığı için de kendisi hiçbir şekilde ne formudur nasıl doldurulur gözünün ucuyla bile ilgilenmediğinden, o kişi de bayram tatilinden dönmeyerek kendisine kazık atmak suretiyle "yurtdışına kedimi, köpeğimi götürücem bilmem ne bey lütfen işlemlerimi yapın" diye üzerine çullanan bir sürü kendini bilmezi nasıl bertaraf edeceğini bilemeyen bilmem ne beyin, ilgili formları bulmasını ve onları bilgisayarda tek parmakla harf harf yazarak doldurmasını buda sabrı ile beklemek vardı kaderimde. neyse bütün bu işlemleri sabırla hallettikten sonra çociklerimi yüklenip havaalanının yolunu tuttum. kendilerini havayollarının kargo bölümüne teslim edecek görevliye vermeden önce bir de pegasus'un deskindekilere evraklarımızı göstermek ve onların da sanki anlıyorlarmış gibi evrakların bütün sayfalarına tek tek en az yarım saat süreyle bakmalarını da sabırla bekledikten sonra kedilerimi kargo bölümüne kendimi de pasaport kuyruğuna attım. 

valla başka bir şey mesela kanun dışı bir şey taşısaydım daha kolay hatta elimi kolumu sallaya sallaya çıkar giderdim herhalde. iki tane tombul kedicik için bu kadar prosedür çok fazla bence. 

3 Temmuz 2023 Pazartesi

göç

 


topu topu sekiz günlük kısa bir tatil için geldim; sabaha karşı da dönüyorum. ancak bu sefer nedense çok ama çok uzun bir tatilmiş gibi geldi bu tatil. sanki aylardır buralardaymışım gibi hissettim. bu aralar hele hele son iki gündür hiç doğru dürüst uyumuyorum. kalan iki kedimi götürme stresinden uyuyamıyorum. "veterinerin verdiği ilaç işe yarayacak mı?", "kargo bölümünde gitmek bir soruna yol açar mı?" vs vs gibi deli deli sorular hatta ve "hatta evde köpeği görünce ne yapacaklar, hepsi ile nasıl baş edeceğim", "ya anlaşamazlarsa ne yaparım" diye düşüne düşüne sabahı ediyorum son bir kaç gündür. gün ağarınca da uyumaya fırsat olmayınca kafam dumanlı dolanıyorum ortalarda. 

bugün İ.'cim annesine yatak bakmak için yataş'a girdiğinde ben de yatak camiasındaki gelişmeleri yakından öğrenmek amacı ile bir kaç yatağa baktım; dükkan sahibi "isterseniz uzanabilirsiniz" dedi. "valla"dedim "uzanırım uzanmasına da siz beni bir kaç saat sonra kaldırırsınız; en iyisi hiç uzanmayayım". 

malum yaşadığım mağusa gelişmekte olan şehrinde manikür, pedikür vs işlerini (valla ya bu tip işleri bile) yapan doğru dürüst insan olmadığı için gitmeden o işleri de halledeyim dedim. kuaförün koltuğunda uyumama ramak kaldı. yarın havaalanından eve giderken ayvayı yedim resmen; belki uçakta uyurum birazcık. 

yine çok hızlı ufak zaman aralarına sıkıştırılan ama çok iyi gelen görüşmeler oldu. mesela dün bay T. geldi. kendisi master tezini bitirdiği ve çok başarılı bir sunum yaptığı için pek bir rahat. akşamüzeri cadde'de yürüyüşe çıktık. bir türlü oturacak yer beğenmedi sonra kırk yıl düşünsem orada oturmak isteyeceğini bilemeyeceğim cadde'nin müstesna italyan restoranı strada'da oturmak istedi. türk kahvesi diye oturdu, su içti, ben güzel "London Eye"isminde bir kokteyl denedim. ne zamandır bu restoranda oturmak istiyordum ama hiç tahmin etmediğim biri ile oturup, bir şeyler içme fırsatım oldu. hayat valla çok acayip; resmen neye niyet neye kısmet. 

son bir kaç gelişimde bir türlü Ekmekçikız ile görüşemiyorduk. bu sefer kendisini görmeden dönmek istemedim. kısa bir mola ve soğuk bir maden suyu içimi kadar sohbet ettik; daha çok ben biraz anneannem üzerinden yaşlılık vs konusunda bıdırlandım. 

biraz önce çantaları toparladım. her gelişimde aynı şey. az eşya ile gelip bir ton şeyi götürüyorum. eminim kavimler bile benim gibi göç etmemiştir. gazam mübarek olsun. 

1 Temmuz 2023 Cumartesi

yaşam


en son altı ay önce gördüm anneannemi... bir de bu bayram. kuş gibi kalmış. keşke bir düğmemiz olsaydı ve zamanı gelince kapatıp; yaşamdan istifa edebilseydik. böyle gitmek isteyip de gidememek, o çaresizlik çok ağır.