23 Ağustos 2012 Perşembe

eve dönüş

Annem, artık ne zaman söylediyse, "leyleği havada görürsen, çok gezersin!" dediğinden beri şu yaşıma geldim hala baharda kafam havada dolaşırım. Evet hem baharın getirdiği o aylaklık hem de havada leylek görme sevdası beni iyice kafası bir karış havada moduna sokar. Hesabım basit leyleği havada göreceğim ve bol bol gezeceğim. Bu hesap bu sene tuttu. Baharda koca bir leylek sürüsünü havada görünce "tamam!" dedim "bu sene gezeceğiz!". Hakkaten gezdim bu yaz. Her ne kadar büyük çoğunluk anne pansiyon olsa da yine de iyi gezdim bu yaz. Hatta önümüzdeki hafta dört günlük bir kaçamak daha yapacağım, umarım. Artık herşeye umarım inşallah diyorum çünkü en son yaptığımız bayram seyahati bir felaketti.


Arife günü herkes sanki sözleşmişcesine saat dört beş civarı yola çıkınca normalde bir saat süren Dilovası sapağı oldu dört saat. Eskihisar'dan feribotla karşıya geçme ihtimalini sıranın ucunun bucağının olmaması yüzünden eleyip, körfezi dolaşma fikrine tutunduk ama bu fikrin feribot fikrinden daha kötü olduğunu en kısa zamanda anladık. Biraz gittikten sonra koskoca otoyolun ortasında kalakaldık. Zira o koskoca dediğimiz otoyol uçsuz bucaksız bir araba denizine dönmüştü. İpini koparan demiyim şimdi ayıp olur ama İstanbul'da yaşayan ne kadar insan varsa herkes ordaydı. Sağ şeritten sol şeride geçmek için bile en az yarım saat beklememiz gerekti. Haliyle yol durumu böyle olunca biz geri döndük, bayramı evde geçirelim dedik. Dedik ama içimiz bir buruk. Kardeşimle benim evde oturup birbirimize bakıp aynı soruyu sorduk; "eee ne yapacağız şimdi?". İçimizde bir boşluk hissi..Bütün plan program gideceğimiz üzerine kurulu. Planda sapma olunca bizim bünyeler de saptı. Sonunda bir uyuyalım da karar veririz dedik, uyuduk uyandık. Sosyal medaynın vermiş olduğu "eskihisar'dan hızlı geçiliyor!" gazını alıp, tekrar yollara düştük. Neyse saat akşam dokuz gibi kendimizi ana kucağına attık.
Her olayın insana birşeyler öğrettiği düşünülürse bu olaydan çıkarılacak derlser şunlar:

1. Yazın katıksız, kışın abasız yola çıkmayacaksın. Gideceğimiz yolun o kadar kısa süreceğini düşündük ki yanımıza sudan başka hiçbirşey almadık. Böyle uzun süre yolda kalınca aklımıza yemek derdi, tuvalet derdi geldi. Bundan sonra çantamda daima yiyecek birşeyler bulunduracağım. Ne olur ne olmaz.
2. Böyle bayram tatillerinde yollara ya bir gün önceden ya sabahın iyice kör şafağında mesela iki üç gibi ya da insan gibi normal saatlerde düşmeli. Aksi takdirde böyle bekleriz upuzun kuyruklarda.
3. Bayram trafiği uzun olur, baştan kabullenmeli sonra aksi beklenti bünyede ciddi hasar yapıyor.
4. Erkek tafrası hiiiç çekilmiyor. Yoğun trafikten dolayı direksiyon başında gerçek bir sinir krizi geçiren kardeşim, bütün yol boyunca söylendi. Sayesinde saçlarımdaki beyazların sayısında gözle görülür bir artış oldu.
5. Yolda yemek dışında okunacak birşeyler olması da faydalı. Mesel ben kaşla göz arasında "Tavan Arasındaki Buda'yı" bitiriverdim.


6. Yine anlaşıldı ki plan program, beyhude şeyler. Birşeye niyet et, ya olur ya olmaz, kısmet. Bu yüzden bundan sonra herşeye "inşallah, maşallahi umarım".
7. Bu yolculuğun sonunda da görüldüğü gibi her yolculuğun en iyi tarafı "eve dönmek"

4 yorum:

annemahsustan dedi ki...

Herkes bu trafikten yakındı. Çok kötü olmuş ama vardır bunda da bir hayır diyelim.

Çıkarılan dersler de not alınacak, ne olur ne olmaz: )

Gamlı Baykuş dedi ki...

Valla annemahsustan, böyle trafikte insan delirebileceğini hissediyor. Gerçekten çok kötü.

BERIL dedi ki...

Merhaba, blog unuzu çok beğendim ve "bu siteye katıl" butonundan takipçi olmak istiyorum. Sizi de kendi blog umda takipçi olmaya beklerim :)

http://momsblognote.blogspot.com/

alkım dedi ki...

kimi zaman hayatımızda fazla yeri yokmuş gibi görünen insanlar içimize işliyor, onların hayat serüvenleri bizim için önemli oluyor.
bir de, kuaförler ne ilginç yerler! ne hikayeler çıkar oradan.
sevgiler.