<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353</id><updated>2012-01-30T14:14:28.075+02:00</updated><category term='motor su kaynattığında'/><category term='bir film gördüm hayatım değiş(me)di'/><category term='karga mutfakta'/><category term='julie/karga projesi'/><category term='karga msa&apos;da'/><category term='ada&apos;ya / ali&apos;ye mektuplar'/><category term='Gittim gördüm geldim'/><category term='ipsiz sapsız düşünceler'/><category term='hayat mamak meseleleri'/><category term='Huyum suyum'/><category term='bir kitap okudum hayatım değişmedi'/><category term='zeliş hanım'/><category term='Ve melankoli'/><category term='evim evim'/><category term='karga stajda'/><category term='yar bana bir çare'/><category term='adalı günler'/><category term='Huysuz şirin'/><category term='İlham(i) geldi'/><category term='Ah şu deli gönlüm'/><title type='text'>karga'nın günü</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>417</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8566117130122107744</id><published>2012-01-28T12:29:00.000+02:00</published><updated>2012-01-28T12:29:32.859+02:00</updated><title type='text'>günler geliiiir geçeeeer</title><content type='html'>Son birkaç haftadır, hadi daha kesin bir zaman vereyim, şu aptal tezi bitirdiğimden beri günler rolantide gidiyor. Ruhumda bir boşluk, halsizlik, boşvermişlik, kendini salmışlık, bıkkınlık vs. vs. var. Canımı birşeylere sıkmaya bile üşeniyorum o halde bir acayip ruh durumu. Kardan falan mı acaba? Yoksa annemin burada olmasından ve herşeyi ona endeksleyip başka birşey yapamamanın verdiği sıkıntımı. Yaw ne bileyim işte böyle anlamsız bir ruh hali. Geçer gider herhalde. Velhasıl blog benim pek tadım yok. Bu da böyle biline şimdilik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8566117130122107744?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8566117130122107744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8566117130122107744&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8566117130122107744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8566117130122107744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2012/01/gunler-geliiiir-geceeeer.html' title='günler geliiiir geçeeeer'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7654328497418011134</id><published>2012-01-25T00:13:00.000+02:00</published><updated>2012-01-25T00:13:29.802+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>you sigh alone</title><content type='html'>Başlığı bir süre önce koluma dövme yaptıracağımı söylediğim zaman, arkadaşımın biri "sürekli bu yazıya bakıp, olumsuz şeyler düşünür, negatif enerji çağırırsın" mealinden bir şeyler söylemişti. Her zaman yaptığım gibi onu dinlemiştim. Ama şimdi bakıyorum da bu yazıya bakıp aslında asla unutmamam gereken bir şeyi hatırlamam ve ayağımı ona göre denk almam lazımmış. "Tek başına nefes alırsın!" anlamına geliyor bu kısacık cümle. Öyle ya doğarken teksin, ölürken de öyle. Tek başına dünyaya geliyorsun, elini tuttuğun biri yok, sana arkadan destek olan yok. Becerebiliyorsan çıkıyorsun delikten yoksa, doktorun neşteri açıveriyor sana bir delik, oradan yine tek başına; "merhaba dünya!"diyorsun. Aradan -artık sana ne kadar süre verildiyse- geçen zamanda da annem, babam, kardeşim, eşim, çocuğum, arkadaşım, dostum diye bilinçaltında gruplandırdığın kişilerin sana yarenlik ettiğini sanıyorsun. Unutuveriyorsun hepsinin hiç acımadan,&amp;nbsp;satıvereceklerini&amp;nbsp;ya da öylece seni ortada&amp;nbsp;bırakıvereceklerini. Gün geliyor bir bakıyorsun kalıvermişsin ortada, yapayalnız. Yine güveneceğin bir kendin varsın. Yine kendi kendine sıvazlayacaksın omzunu, yine kendin sileceksin gözyaşını, yine kendin güleceksin başına gelen güzel şeylere ve yine kendin saracaksın yaralarını. Yok ki başkası. Her şey bir yere kadarmış, arkadaşlık da dostluk da, annelik de, babalık da, kardeşlik de, sevgililik de, karı koca olmak da. Hepsinin sonu "portakal orda kal!"mış, hepsinin sevgisi kısa ömürlüymüş.&lt;br /&gt;Şimdi artık koluna mı, bacağına mı, kalbine mi, nerene kazırsan kazı da unutma!; "you sigh alone!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7654328497418011134?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7654328497418011134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7654328497418011134&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7654328497418011134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7654328497418011134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2012/01/you-sigh-alone.html' title='you sigh alone'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4634475802559282046</id><published>2012-01-18T15:24:00.000+02:00</published><updated>2012-01-18T15:24:19.269+02:00</updated><title type='text'>bilmece bulamamaca</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-hhsVjRJK4mA/TxbHxAJWx4I/AAAAAAAAA8A/9rNj6eEobhY/s1600/imagesCA48UMRM.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" nfa="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-hhsVjRJK4mA/TxbHxAJWx4I/AAAAAAAAA8A/9rNj6eEobhY/s1600/imagesCA48UMRM.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Geçen sene biten Ezel diye bir dizi vardı. Bilen bilir, bilmeyen googlelasın işte. Ama özetle tam bir kedi fare oyunu kimin eli kimin cebinde dizisiydi. Kim kimdir, kimin kiminle ilişkisi var bir türlü anlamak mümkün olmuyordu. Birini iyi bir insan sanırken aslında ne kadar hesapçı kitapçı olduğunu görüyorduk. Her bölümde ruh halleri değişen karakterler ile bizim de ruh halimiz değişiyordu. Hadi o diziydi, etkisi üç beş gün içinde geçiyordu da yaşadığımız ülkenin ikliminin o dizi gibi olmasına ne demeli. Kimin eli kimin cebinde, kimin kimle bağlantısı var bir türlü bilemiyoruz, bulamıyoruz. Bir tür bilmece bulamamaca hali içersindeyiz. &lt;br /&gt;Bir ülkede insanın hiç mi güveneceği bir merci olmaz. Kapı gibi deliller varken, "hadi canım! yok öyle&amp;nbsp;birşey, örgüt işi değil" diyebilen, nasıl adil bir kurum olabilir. Bir sürü hakkını arayan, konuşma hakkını kullanan, bildiği doğruları söylemek isteyen gazeteci, öğrenci hapishanelerde sürünürken, göz göre göre, o kadar kanıta delile rağmen pişkin pişkin katilleri serbest bırakmak hangi akla mantığa sığar, bir bilen varsa bize söylesin. &lt;br /&gt;umutsuz ve çaresizdik zaten bir de bunun üstüne anlamsızca katilleri, üçkağıtçıları, bilumum kötü insanı serbest bırakarak, utancı da sırtımıza yüklediler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4634475802559282046?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4634475802559282046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4634475802559282046&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4634475802559282046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4634475802559282046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2012/01/bilmece-bulamamaca.html' title='bilmece bulamamaca'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-hhsVjRJK4mA/TxbHxAJWx4I/AAAAAAAAA8A/9rNj6eEobhY/s72-c/imagesCA48UMRM.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-1218982123546192232</id><published>2012-01-16T15:06:00.000+02:00</published><updated>2012-01-16T15:06:59.727+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir film gördüm hayatım değiş(me)di'/><title type='text'>kurtuluş son durak</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-MDxrrYF6S7Y/TxQfNbWYqQI/AAAAAAAAA74/oP7y9Ip2ZJs/s1600/kurtulus-son-durak-1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" kba="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-MDxrrYF6S7Y/TxQfNbWYqQI/AAAAAAAAA74/oP7y9Ip2ZJs/s320/kurtulus-son-durak-1.jpg" width="224" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bu hafta okullar nihayet ara yıl tatiline giriyor ya, bütün veliler haldır haldır çocuklarına aktivite bulma telaşına girdi. Malum çocuklar iki hafta evde olacak, onları zaptetmek lazım. Ben küçükken hiç böyle atraksiyon olayları yoktu. Şubat tatili demek ya anneanneye gitmek demekti bizim için ya da evde çalışma masasını düzeltmek, çizgi film seyretmek, biraz yan gelip yatmaktı. Şimdikilere atraksiyon beğendiremiyorsun. Oradan oraya koşturuyor veliler peşlerinde de çocukları dilleri bir karış dışarda. Hafta içi hafta sonu demeden hep hareket hep hareket. Yazık yahu. Ben onları izlerken yoruluyorum. &lt;br /&gt;Neyse herkes çocuğuna hareket arıyor ya tatilde ben de anneme arıyorum. Geçen hafta okuldan izinliydim. Mutfağa gitmediğim zamanlarda annem yemek, temizlik, ütü, çamaşır gibi bilumum aktivitelerinin dışında farklı birşeylerle uğraşsın diye dışarı çıkardım, beraber dolaştık. Dün de eve yakın sinemada "Kurtuluş Son Durak" filmini görmeye gittik. &lt;br /&gt;Gazetelerde film görücüye çıkasıya yayınlanan yorumları, röportajları okumuş, uyduruk, her sahnesinde mesaj kaygısı güden bir film olduğunu düşünmüştüm. Bu nedenle "nasılsa televizyonda yayınlanır, o zaman izlerim" diyerek, biraz burun kıvırmıştım. Ne zaman Radikal'de Koray Çalışkan'nın film ile ilgili &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;amp;ArticleID=1075074&amp;amp;Yazar=KORAY-CALISKAN&amp;amp;CategoryID=98"&gt;yazısını&lt;/a&gt; okudum, o zaman fikrim değişti. Annem de kendisine sunduğum seçeneklerden bu filmi seçince, gittik. &lt;br /&gt;Hemen söyleyeyim; bu filmi izleyin, izlettirin. Evet kadına şiddete karşı bir film olduğu için izleyin, izlettirin. Hepimizin doğrudan ya da dolaylı sürekli şiddete maruz kaldığımız bu ülkede belki biraz sesimizi çıkarmak belki de olayların biraz daha farkına varabilmek adına bu film izlenmeli. Hiçte benim düşündüğüm gibi mesaj kaygılı aman şuraya da şunu sıkıştırayım bunu sokayım tarzında bir film olmamış ya da kadınların çektikleri acılar, sevimsiz bir duygu sömürüsüyle izleyenlerin burnuna sokulup, kimse irite edilmemiş. Aksine su gibi akıp giden, eğlenceli, farklı tarzları olan kadınların biraraya nasıl geldiklerini ve birbirlerine nasıl güzel yaslandıklarını anlatan yumuşacık bir film olmuş. "Kurtuluş Son Durak" bana Almodavar'ın filmlerini, oradaki kadın karakterleri hatırlattı. Belki biraz Belçim Bilgin, yıl sonu müsameresi ya da tiyatro son sınıf oyunun da oynuyormuş gibi oynamasaydı, daha doyurucu olabilirdi, kadronun aksayan ayağı o bence. Kendisini seviyorum ama bazı sahnelerde rol yaptığı o kadar belliydi ki, insanın canı sıkıldı. Oyuncuların hepsi zaten yıllardır tiyatrodan ve dizilerden tanıdığımız bildiğimiz oyuncular. Hiçbirine laf yok, gayet doğal ve rahat oynuyorlar. &lt;br /&gt;Film boyunca sürekli "acaba gerçekten böyle bir dayanışma gerçekleşebilir mi?" diye düşünmeden edemedim. Biraz da kadınların o arkadaşlığını, sevgisini, birbirlerine olan sadakatini kıskandım. Artık günümüzde bırak erkeklerin kadınları gerçekten sevmesini, sadık olmasını; kadın kadını gerçekten sevmiyor, arkadaş olarak sadık kalmıyor, aramıyor sormuyor. &lt;br /&gt;Dedim ya gidin bu filmi izleyin. Bol bol gülün ama bir yandan da düşünün ve&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&amp;amp;ArticleID=1075620&amp;amp;Yazar=YILDIRIM-TURKER&amp;amp;CategoryID=97"&gt;karanlığa itildiğimiz şu günlerde bari sesimizi çıkararak gömülelim karanlığa.*&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Söz bana ait değil. Dün Yıldırım Türker köşesinde yazmış. Bunu da mutlaka okuyun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-1218982123546192232?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/1218982123546192232/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=1218982123546192232&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1218982123546192232'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1218982123546192232'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2012/01/kurtulus-son-durak.html' title='kurtuluş son durak'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-MDxrrYF6S7Y/TxQfNbWYqQI/AAAAAAAAA74/oP7y9Ip2ZJs/s72-c/kurtulus-son-durak-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5048934727147808344</id><published>2012-01-11T23:55:00.000+02:00</published><updated>2012-01-11T23:55:19.118+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>aklıma gelenler</title><content type='html'>-yazacak konu gelmiyor aklıma....&lt;br /&gt;-mutfakta bugün nasıl bir tepsi dolusu bruchettayı yaktığımı anlatayım. yok yok pizza bölümünün elektrikli göstergesine yanlışlıkla çayımın nasıl döküldüğünü ve daha sabah değişen yesyeni gösterge parçasının nasıl yandığını ve akşamüzeri nasıl tekrar değiştirildiğini ve de benim mutfağın ortasında nasıl oturup ağladığımı mı yazayım. (aslında çayı da ben dökmedim. ö. usta acele etti, fırındakileri çıkarırken. ikimiz el birliği ile döktük çayı. artık yanan bir tepsi bruchettaya mı göstergeye mi ya da toptan herşeye mi ağladım ben de bilmiyorum. ya neyse ağladım işte hem de koca koca gözyaşlarımı yanaklarımdan yuvarlayarak. (rezil ben!!!)&lt;br /&gt;-bu hafta izinliydim. haftanın ortası geldi. yok tezdi yok kardeşin taşınmasıydı yok anneyle ilgilen yok restorana git, yarısı bitti bile iznin. hadi bunun için bunalıma gir. hiç bunalıma girme havamda değilim. izin bu biter.&lt;br /&gt;-beş sene içinde izmir'e nasıl taşınabilirim. aslında bir cesaret şimdi de giderim de ne bekliyorum ki. amaaan iş olayı kasıyor beni, ufff!!!!! yok ales'e gir yok kpds yok ods yok ogs....şimdilik oturayım oturduğum yerde. ama izmir'e taşınsam yaz gelince alaçatıya giderim, ayvalığa giderim hiçbir yer olmadı bizim yazlığa giderim. hepsi topu topu iki saat. ama üçkağıtçı amca olayını ne yapıcam? izmir'de maaile bana dadanırlar. hmmm konu çatallı kalsın.&lt;br /&gt;-yaw ben aldığım kitapları okumaya yetişemiyorum milllet habire kitap yazıyor. hızlı okuma kursuna mı gitsem.&lt;br /&gt;-yarın pijamalarımı hiç çıkarmıyacağım. bütün gün evde dolap yerleştiricem (dolap yerleştirip kafa dağıtan bir ben miyim). bir de önce sabah programı sonra derya baykal sonra evlilik programı izlicem kana kana (kendime eziyette sınır yok).&lt;br /&gt;-uyku düzenimi de bozdum. gece kuşu oldum iyi mi? haftaya kalkamıcam sabahları. of pof afra tafra.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5048934727147808344?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5048934727147808344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5048934727147808344&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5048934727147808344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5048934727147808344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2012/01/aklma-gelenler.html' title='aklıma gelenler'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7632760888222265269</id><published>2012-01-11T00:43:00.000+02:00</published><updated>2012-01-11T00:43:01.616+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>şştttt şşttt küçük hanım! küçük hanım!</title><content type='html'>Eski bir Türk filmiydi. Türk filmi olduğuna eminim de başrolünde Türkan Şoray mı Fatma Girik mi oynuyor pek emin değilim. Galiba birisi Türkan / Fatma'yı delirtmeye çalışıyordu. Aklımda film ile ilgili kalan tek sahne Türkan / Fatma'nın gaipten "şştttt küçük hanım! küçük hanım" diye birinin seslendiğini duyması, korku dolu gözlerle sağa sola bakınması, dudaklarını titretmesi (bu tanım Türkan Şoray'a uyuyor), bazı sahnelerde ellerini kaldırması falan filan. Filmin sonunda delirdi mi delirmedi mi bilmiyorum ama ben biraz daha şu meşhuuuur tezimi bitirmeyip, sallamaya devam etseydim, delirecektim.&lt;br /&gt;Yaw ne sancılı işmiş bu! Bazen yeni kitabı çıkan yazarlarla yapılan röportajlarda, yazar; "Çok sancılı bir süreçti, hala acı çekiyorum" falan der. Ben anlamazdım, "Yahu zaten elli beş tane kitabın var. Adın dillerde ne diye acı çekiyorsun, yazmak senin için bebek işi" derdim. Ama öyle değilmiş. Hakkaten acı çekiyormuşsun. Savunduğun bir fikir var ve bunu topu topu tek bir cümle ile söyleyebilirsin ama yok bin dereden su getirmen, "dünya bir toz bulutuydu" diye başlaman ve bu fikrinin doğruluğunu ispatlaman için delil toplaman gerekiyor. Ben zaten gitmiş olmadık bir konuyu seçmişim, bu konuyu benim gibi çalışan yok, önümde örnek yok, daha önce yapılmış tez yok ve sanırım böyle bir fikir yok, otur bir de bunun kaynağını topla. Valla bin dereden su getirmek daha kolay olurdu herhalde. En azından suların yeri yurdu az buçuk bellidir.&lt;br /&gt;Bu işi uzun süredir sallayınca vicdanla diş ağrısı kıvamında bir ruh hali oluştu bende. Evde oturup felekten keyifli bir gün geçirmek istiyorum di mi? Geçiyorum televizyonun karşısına ya da mutfağa giriyorum birşeyler pişirmeye, bir anda gaipten gelen ensemdeki o ses başlıyor: "şttt! şşşşttt! senin tezin var! tezin var!" ya da arkadaşlarımla bir yere gitmişiz, oturuyoruz kakarakikiri, birden yine o sesi duymaya başlıyorum; "şşştttt! şşşttt! senin tezin var! tezin var!". Böyle aniden ruh halim değişiyor, Türkan kıvamına geliyorum, gözlerim matlaşıyor, dudaklarım titremeye başlıyor, kalkıp geliyorum eve. Oturup bir iki sayfa bir şey yazıyorum ama içim yine kıpır kıpır. Vicdan azabı ile diş ağrısı karışımı bir ruh hali.&lt;br /&gt;Offf neyse sonunda "kızım deliriyorsun! kır poponu otur yan apartman manzaralı çalışma masana, yaz şu tezini sonra artık içindeki Derya Baykal'ı mı ortaya çıkarırsın, lokma yapıp apartmana mı dağıtırsın yoksa hiçbir şey yapmayıp deli gibi televizyon seyredip çekirdek mi çitlersin ne yaparsan yaparsın ama bitir şunu" dedim kendi kendime ve aynen uyguladım dediğimi ve bugün de tezim olacak ince kitaptan hallice şeyi teslim ettim tez hocama. Bundan sonra artık beğenir mi beğenmez mi, ne olur bilmem. Ama içim bir rahat, bir ferah. Şimdi içimdeki Derya Baykal'ı çıkarmadan önce koskocaman bir trambolin arıyorum. Şöyle dertsiz tasasız bir zıplayayım, hoplayayım diye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7632760888222265269?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7632760888222265269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7632760888222265269&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7632760888222265269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7632760888222265269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2012/01/sstttt-ssttt-kucuk-hanm-kucuk-hanm.html' title='şştttt şşttt küçük hanım! küçük hanım!'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7913221603676643739</id><published>2012-01-05T12:08:00.000+02:00</published><updated>2012-01-05T12:08:59.966+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>tak tak takıntı</title><content type='html'>Böyle bir anda geliveriyor. Nedensiz, apansız. Hiç işaret vermeden. Sivrisinek gibi, nerden geldiği, neden geldiği bilinmeyen ve yapışkan birşey. Kurtulması zor oluyor. Takıntı işte dedim ya sivrisinek gibi kurtul kurtulabilirsen. &lt;br /&gt;Küçükken bir süre el yıkama takıntım vardı. Nedenini hatırlamıyorum ama sürekli ellerimi yıkardım. Sonra geldiği gibi kayboldu gitti el yıkama takıntısı. Bir ara yolda yürürken yer karoları hani birleşip büyük kareler oluşturur ya meydanlarda kaldırımlarda falan onlara basmadan yürümeye çalışır, bir de üstüne üstlük kaç kare var onları saymaya çalışırdım. Ama günün birinde kafam önde giderken sokak lambasına toslayınca vazgeçtim yerlere bakmaktan. Bir süre de kırmızı volkswagenları saydım ama bunun nedenini biliyorum. Lisedeyken 100 tane kırmızı volkswagen sayarsan dileğin gerçekleşir diye bir geyik çıkmıştı. Ben de o zamanlar beğendiğim çocukla çıkayım diye 100 tane volkswagen bulmaya çalıştım. Buldum da ama çocukla çıkmak için hevesim kalmadı, salakmış zaten. &lt;br /&gt;Durduk yerde aklıma gelmedi bu takıntı meselesi. Geçen gün servisle okula giderken arkamda oturan kadın katır kutur elma yedi. Yesin birşey demiyorum ama elmayı ısırdıkça beni ısırdı sanki. Bütün elmayı beraber yedik. Isırıyor sonra ağzının içinde katır kutur yiyiyor. Takıldım ben bu sese. Hayır uykum var, uyuyamıyorum çünkü elma yiyiyoruz. Evet biliyorum bütün elmayı ısıra ısıra&amp;nbsp;yemek gürültülü birşey ama ben yemek yenirken ağzın içinden çıkan sese takığım bu aralar. Bu sabahta kahvaltı ederken annemin ekmeği ısırışı beni hasta etti. Yazık kadıncağız bir şey yapmıyor, sakin sakin kızarmış ekmeğini yiyiyor ama benim içim gıcıklandı. &lt;br /&gt;Nasıl anlatsam bilmiyorum ki. Bir dikkat edin, yemek yiyen ya da su içen birini dinleyin. Ağzın içinden ağız kapalı olduğu halde acayip ses geliyor. Çok fena. Bir takılırsanız benim gibi karşınızdaki ya da arkanızdaki birşey yerken delirecek gibi oluyorsunuz. Katıt kutur çıtır pıtır ham hüm gulp gulp diye garip garip sesler geliyor. &lt;br /&gt;Yok yok bir başım ağrıdı dedim ya beynim yerinden oynadı yeni takıntı sahibi oldum, geçmiş olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7913221603676643739?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7913221603676643739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7913221603676643739&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7913221603676643739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7913221603676643739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2012/01/tak-tak-taknt.html' title='tak tak takıntı'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-1047182247422698866</id><published>2012-01-04T23:55:00.001+02:00</published><updated>2012-01-05T00:00:22.267+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>a road story- episode 2</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-uKlsycfh2kI/TwTL5ImOLbI/AAAAAAAAA7w/ASf9g5gvevo/s1600/IMG_0644.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-uKlsycfh2kI/TwTL5ImOLbI/AAAAAAAAA7w/ASf9g5gvevo/s320/IMG_0644.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Nerde kalmıştık? Haa tamam benim yılbaşı hikayemde. Bugün bu hikayenin ikinci ve son bölümüne geldik. Aradaki iki günde koca bir yorgunluk ve beynimi sallayan ( sanırım bu başağrısından sonra beynim yerinden oynadı ve daha&amp;nbsp;fazla gerizekalı oldum ben)&amp;nbsp;felaket bir başağrısı girdiği için hikayenin devamı geç geldi.&lt;br /&gt;Neyse... yılbaşı seyahatim otogarda havalara fırlatılan asker adayı gencin ne zaman yere çakılacağı stresi ile başladı. Her klasik asker uğurlamasında olduğu gibi çocuğu uğurlamaya gelen bir sürü kişinin içinde bayan akrabalar salya sümük ağlarken, beyler kaşla göz arasında çocuğu yaka paça yakaladılar, bir anda otobüsün önünde halka oluşturup, başladılar çocuğu havaya fırlatıp tutmaya. Biz lisedeyken sınıfta erkekler yaparlardı bunu. Bir keresinde havaya fırlattıkları bir arkadaşımızı tutmamışlardı, çocuk küt diye yere çakıldı. Aynısı bu asker adayı çocukta da olacak diye şahsen benim yüreğim ağzıma geldi. &lt;br /&gt;Otogarda acemi askerden başka bir de her mevsim illa otogarda olan gitarlı çocuklardan da vardı. Bunlar böyle mevsimlik işçi gibi ne zaman hangi sezon olursa olsun illa otogarlarda bulunuyor. Hadi yazın anladım çalışma mekanınız sahiller, kumsallar da kışın nerde çalarsınız yaw?&lt;br /&gt;Dönüşte ise otogar öğrenci kaynıyordu. Biraz dikkatli bakılınca üniversitede kıdemli olanlarla ilk senesi olanlar şıp diye ayrılıveriyor. Kıdemliler elini kolu sallaya sallaya ya da aynı memleketten sevgili yaptıysa sevgilisiyle dönüş yoluna geçmiş. Acemi yeni yetmeler ise dönüş sonrasına konan (evet ya! inat gibi acımasız hocalar ya bayram tatilinin ya da yılbaşı tatilinin arkasına final koyardı ben üniversitedeyken de. Tatil burnundan gelir insanın. Şööle yayıla yayıla tatil yapamazsın. Hele bizim gibi tatilin "t"si başlayınca pılıyı pırtı toplayıp, memlekete anneanne ziyaretine gelenlerdenseniz, daima valizlerin yanında çalışılacak derslerin kitaplarının olduğu bir çantada olur.) finallere çalışmaktaydılar otobüsün içinde. Çaprazımda oturan kız yol boyunca mır mır birşey ezberledi. Kendimi tutmasam "hadi ver defterini, sana soru sorayım!" diyecektim. Çok merak ettim ne çalıştı.&lt;br /&gt;Bir de acemi üniversite ebeveyni durumu çok gözüme çarptı. Onlar da ayrı bir alem. Çocuklarından daha heyecanlılar. Bence üniversiteye çocuk yollamak anne babanın sünnet falan yoksa ilk mürveti. Nasıl heyecanlılar. Anne baba birlikte çocuğu uğurlamaya gelmişse, daha otobüs terminale gelir gelmez, şoför arabayı durdurmadan anneler valizleri yükleniyor, çekiştire çekiştire otobüse doğru hamle ederken, babalar da (hepsinde aynı&amp;nbsp;pozisyon&amp;nbsp;mu olur yaw! İstisnasız hepsi, elleri ceplerinde bavulla beraber yuvarlanmak üzere olan hevesli annenin ardından yürüyüp, havalara bakmakta. Anneye yardım etmek hiç akıllarına gelmiyor. Bu kadar mı rahatlık olur yahu! Kadın düşecek zaten otobüs kaçacak diye heyecanlı, bak kaldıramıyor da içi temiz çamaşır, yiyecek içecek dolu bavulu. Tut ucundan ama yok! Hepsi aynı bunların. Benim babamda öyleydi. Annem bavulu çekiştirir, babam seyrederdi.) böyle alık alık etrafı seyrediyordu. Sanırım anneler o bavulların içine temiz çamaşırlar ile bütün umutlarını da koyuyorlar ve eğer o bavulu çocukları ile o otobüse yetiştiremezlerse, bütün umutlarını yitirmekten korkuyorlar da ondan bu kadar telaşlı ve heyecanlılar. &lt;br /&gt;Yaa işte böyle yılbaşı otogar gözlemleri. Arada böyle toplu taşıma araçları ile yolculuk etmek iyi oluyor. Hem artık konuşma heveslisi yan koltukçularda yok. Herkes kendi aleminde. Bakıyorlar siz ya pencereden dışarıyı seyrediyorsunuz ya da iphonunuza gömülmüş oyun oynuyorsunuz, takıyorlar kulaklıkları başlıyorlar film seyretmeye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-1047182247422698866?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/1047182247422698866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=1047182247422698866&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1047182247422698866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1047182247422698866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2012/01/road-story-episode-2.html' title='a road story- episode 2'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-uKlsycfh2kI/TwTL5ImOLbI/AAAAAAAAA7w/ASf9g5gvevo/s72-c/IMG_0644.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8004569191825870875</id><published>2012-01-01T23:15:00.000+02:00</published><updated>2012-01-01T23:15:19.547+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>a road story- episode 1</title><content type='html'>Daha başından belliydi. Ne kimse "yılbaşında ne yapıyorsun?" diye sordu ne de ben ortaya "yılbaşında ne yapacaksınız?" zarfını attım. Zaten geçen seneden kafaya koymuştum, bu sene yılbaşında annemle birlikte ptt modunda takılmayı. Fena mı oldu? Yoooo. Dokuz kişilik kalabalık bir sofrada her ne kadar yemekler (mezeler, ara sıcaklar, salatalar ve ana yemek) yarım saatte bir piranha sürüsünü bile kıskandıracak hızda yenilse de pek eğlenceli idi. Masaya damgasını vuran küçük teyzemin kolonoskopi yaptırmak için üç ampul anestezi iğnesi alıp anca bayılması ve ayıldığında da bir sarhoştan farksızken yaptığı hareketlerdi. Tabii teyzemin anestezi altında gördüğü ışıklar ve o ışıkların birleşip bir köşk haline gelme hikayesi hepimizi karnımıza ağrı sokacak kadar güldürdü. (Hikayeyi burada anlatmıyorum çünkü teyzemin anlatışını ve anlatırken yaptığı hareketleri görmeniz lazım.)Tabii biz çok maharetli bir aile olduğumuz için gülme ve yeme eylemlerini aynı anda yaptık. Mazallah hindili pilavı önümüzden biri götürebilirdi. Velhasıl ışık hızı ile yenilen yemek ve tatlı ve ardından içilen kahvelerle on buçuk gibi gecemiz sonlandı. Malum yaş ortalamasının 60 olduğu bir grupta kısalar (gözler) erken yakılır. Annemle eve dönüp TV8'deki Halil Sezai konserini izledik. Valla anlamadım adam bir anda pıtlak gibi çıktı ortaya, romantik serseri mode on! Evet uzun süre Demet Akalın'nın şarkı sözlerinden tahrip olmuş beynimize Halil Sezai sözleri iyi geldi ama onunda her şarkısındaki "uzat uzatabildiğin kadar sesli harfleri ve son heceleri" havası da (bakınız Halil pıtlak Sezai şarkılarının sonları: isyaaaaaeeeeeennnn, üşürkeeeeenaaaannn, ağlarkeeeeeaaaaaannnn) bir süre sonra kusma hissi yaratıyor. Eğer ben uzatmalara takılmam diyorsanız, bu yağmurlu havalarda elde şarap şömine önü fon müziği olabilir. Neyse bulmuşum bedava konser, kaçırmam hesabı, yeni çıkan cd'sindeki (ve benim son bir haftadır sürekli arabada dinlediğim) şarkıları bir bir söyledi. Ben de onların eşliğinde -bilemediniz şarap falan içmedim- örgü ördüm. Evet, domestik mode tavanda!!! Neyse ne öyle istedi canım!!! Bu sene böyle "no beklenti!!" (Aaaa bu yine Okan Bayülgen'nin programına katılmış gerzek seksi bir kızımızın Dj Bay J'ye kıl olup Don't Muhatap!! demesine benzedi. O zaman düzeltelim hemen yoksa şimdi bir de İngilizce hocası olucan beklentiyi bilmiyo musun? diye başlarlar. Doğrusu "No expectancy!!"). Bu hafta bir terslik olmazsa tezi de bitirip, teslim ediyorum, ay sonunda da sunuyorum sonra içimdeki Derya Baykal'ı özgür bırakıcam. Artık kedilerin patilerine patik de örerim.&lt;br /&gt;Gecenin sonunda konser bitti, ördüğüm atkıda oldukça ilerledim, "hadi" dedim "yat en iyisi, saat olmuş iki buçuk. Normalde saatler öncesinden kendini uyku moduna alan bünye bana mısın demiyor, hani sabaha kadar örelim desem olur diyecek. Öyle bir örme aşkı. Zorla yattım ama uykum yok. Kitap da okuyamıyorum, gece lambası annemin tarafında benim tarafta lamba var ama fişi takılı değil. Fiş uzakta. Bütün teçhizatı kurmaya kalksam sabah ezanı olacak. Of pof afra tafra yapa yapa Ali baba'nın çifliğindekileri saymaya başladım. Galiba &amp;nbsp; &amp;nbsp; çiflikteki inek nüfusunu ikinciye sayarken uyumuşum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*A road story( Bir Yol Hikayesi- bölüm bir): e haliyle yeni yılın ilk yazısı olunca konunun yol ile ilgili kısmına henüz gelinemedi ama benim bu kez uykum geldi. Hem yarın okulda sınav yapıyoruz. Yeni yıl sonrası sınav yapan kalleş hocalar birliği saygıyla sunar. Arkası yarın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8004569191825870875?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8004569191825870875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8004569191825870875&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8004569191825870875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8004569191825870875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2012/01/road-story-episode-1.html' title='a road story- episode 1'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-1419478859590858290</id><published>2011-12-29T22:09:00.000+02:00</published><updated>2011-12-29T22:09:21.563+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>sonunda hazırız</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Ve sonunda her sene olduğu gibi "bir seneni sonuna daha geldik!!" geyiğinin sonuna geliyoruz yavaş yavaş. Bugün Kadıköy'de millet son hazırlıklarını yapıyordu. Nezih kırtasiye çoktan yılbaşı kartlarını bitirmiş, şimdiden sevgililer günü hazırlıklarına başlamış, kart standını sevgililer günü kartları ile doldurmuş bile. Her yer inanılmaz kalabalıktı bugün. Dükkanlar talan ediliyordu. Eh bu son günlerin hazırlıklarının ben de son bir derlemesini yapayım dedim. İşte İzzet no:8'de yılbaşı hazırlıkları....&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-bv2oFTtbLCI/TvzGjBbaalI/AAAAAAAAA7k/JHWievUInm0/s1600/IMG_0564.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-bv2oFTtbLCI/TvzGjBbaalI/AAAAAAAAA7k/JHWievUInm0/s320/IMG_0564.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-oqlFI15ZQ4E/TvzGarGx_XI/AAAAAAAAA7Y/fJ05Jrf8vaU/s1600/IMG_0565.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-oqlFI15ZQ4E/TvzGarGx_XI/AAAAAAAAA7Y/fJ05Jrf8vaU/s320/IMG_0565.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Yılbaşı ışıklarımızı yaktık. Misket bey son kontrolleri yaptı. Bir yamuk yok, her şey kontrol altında.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-YwrcLuh_SQk/TvzF5-Kw14I/AAAAAAAAA7A/5638UtwKpAE/s1600/IMG_0628.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-YwrcLuh_SQk/TvzF5-Kw14I/AAAAAAAAA7A/5638UtwKpAE/s320/IMG_0628.JPG" width="239" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Yılbaşı ağacı süslendi...&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-CxA1089eSFQ/TvzGLvU0nsI/AAAAAAAAA7M/bwgCUKX716k/s1600/IMG_0627.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-CxA1089eSFQ/TvzGLvU0nsI/AAAAAAAAA7M/bwgCUKX716k/s320/IMG_0627.JPG" width="239" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-g9qqCTzGaxY/TvzFBinFAKI/AAAAAAAAA60/OHzZYyPDesE/s1600/IMG_0629.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="239" src="http://4.bp.blogspot.com/-g9qqCTzGaxY/TvzFBinFAKI/AAAAAAAAA60/OHzZYyPDesE/s320/IMG_0629.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Yeni yıl kartlarım geldi.....&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-OVdRDgNcB9g/TvzEEhgHyFI/AAAAAAAAA6o/c6zcsu4eGIQ/s1600/IMG_0630.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-OVdRDgNcB9g/TvzEEhgHyFI/AAAAAAAAA6o/c6zcsu4eGIQ/s320/IMG_0630.JPG" width="239" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;Her yaş günümde ve yeni yılda yaptığım gibi kendi kendime hediye aldım. (Bu senenin hediyesi Garfield'lı sweatshirt)&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-ej2wr1haz6A/TvzDm734trI/AAAAAAAAA6c/r_n8upyYrMs/s1600/IMG_0631.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-ej2wr1haz6A/TvzDm734trI/AAAAAAAAA6c/r_n8upyYrMs/s320/IMG_0631.JPG" width="239" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;Ajandamı takvimimi (Takvim komşum ekmekçikız'ın hediyesi. Buradan kendisine tekrar teşekkürler.) aldım.&lt;br /&gt;Eh artık yeni yılı karşılamaya hazırım. Bu sene klasik yılbaşı ptt modunu annemde gerçekleştireceğim. Minik valiz hazır. Kediler iki günlüğüne emin ellere teslim edildi. Birazdan çantamı kapıp, Balıkesir'e doğru yollanacağım.&lt;br /&gt;Şimdiden herkese nar gibi bereketli, kahkahaların evlerden eksik olmadığı sağlıklı bir yıl diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-1419478859590858290?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/1419478859590858290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=1419478859590858290&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1419478859590858290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1419478859590858290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/sonunda-hazrz.html' title='sonunda hazırız'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-bv2oFTtbLCI/TvzGjBbaalI/AAAAAAAAA7k/JHWievUInm0/s72-c/IMG_0564.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7556181750666075848</id><published>2011-12-29T15:02:00.000+02:00</published><updated>2011-12-29T15:02:50.439+02:00</updated><title type='text'>bir teşekkür daha</title><content type='html'>Öncelikle geçen sene bu kart etkinliğini başlatıp sanal dünyanın sevimsiz ve soğuk tebrikleşmeleri yerine eskisi gibi postacı yolu gözlememizi sağladığı için &lt;a href="http://leylakdali.blogspot.com/"&gt;Leylak Dalı'na&lt;/a&gt;, daha sonra da beni buradan takip eden etmeyen ama bundan sonra takip edecekleri muhtemel kart gönderen herkese sonsuz sevgiler ve teşekkürler. Hepinizin kartları harika!! &lt;br /&gt;İşte teşekkür listesi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://ekmekcikiz.blogspot.com/"&gt;ekmekçikız&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://laleninbahcesi.blogspot.com/"&gt;lale'nin bahçesi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://selgingb.blogcu.com/blogspot-neden-kapatildi-ve-guzel-bir-siir/9788469"&gt;defter&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://ecessun.blogspot.com/"&gt;ece's sun&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://nonim.blogspot.com/"&gt;noni&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://qunegond.wordpress.com/tag/kunegond/"&gt;kunegond&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://zeynepozmenunlu.blogspot.com/"&gt;düşlerin rengi&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://nazpeki.blogspot.com/"&gt;nazpek&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://macerakitabim.blogspot.com/"&gt;macera kitabım&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://incecikten.blogspot.com/"&gt;incecikten&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://nbkarakitap.blogspot.com/"&gt;kara kitap &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;a href="http://annemahsustan.blogcu.com/"&gt;annemahsustan &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Listenin dışında postacının sansürüne takılmış olan ve henüz elime ulaşamammış kartların göndericilerine de teşekkürler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7556181750666075848?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7556181750666075848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7556181750666075848&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7556181750666075848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7556181750666075848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/bir-tesekkur-daha.html' title='bir teşekkür daha'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-1964824035785684514</id><published>2011-12-27T14:29:00.000+02:00</published><updated>2011-12-27T14:29:47.249+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>otobüs, minibüs, traleybüs, cip, biibiiiiip.....</title><content type='html'>İstanbul'da yaşıyor olmanın altın kurallarından biri de toplu taşıma araçları kullanımına aşina olmak. Öyle her yere taksi ile gitmek eğer boynunuzda para dolu bir çuval asılı değilse pek mümkün değil. Mazallah cebinizdeki bütün parayı iki adımlık yol için bindiğiniz taksicinin eline sayabilirsiniz. Bunun yerine doldurursunuz İstanbul kartı, sonra bütün otobüs, tramvay artık Allah ne verdiyse sizin. Binin birine gidin istediğiniz yere. &lt;br /&gt;Normalde ev, servis (arada araba), iş, servis (arada araba), ev çokgeninde kurduğum yaşam alanım birkaç aydır Moda'da derse gittiğim velet yüzünden Kadıköy-Moda bağlantılı oldu. Önceleri kolay giderim diye araba ile bu güzergahta giderken, Kadıköy'de arabayı güvenli bir otoparka bırakmak için haftada 7 liradan üç gün ayda bilmem ne kaç lirayı otoparkçılara bayılınca (o kadar para bayılmışım ki daha arabanın sol tamponunu gördüklerinde ellerini ovuşturmaya başlıyorlardı) okul servisi ile Kadıköy'e gidip eve de otobüs ile dönmeye başladım. Bir süre otobüs kullanınca, insanın kendi kendine bulduğu otobüste hayatta kalma kanunları da oluyor haliyle çünkü otobüste bir nevi hayatta kalma mücedelesi veriyor insan. Şimdi bu kurallar çerçevesinde bilinmesi gereken en önemli kural her otobüs şoförünün bir olmadığı. Gerçekten hiçbiri birbirini tutmuyor. Biri boğanın kafasında kapıyı açıp önüne geleni otobüse tıkıştırırken bir diğeri boğanın poposunu geçse bile kapıyı açmayıp, bir sürü insanın tekerleklerin altında kalma pahasına salkım saçak birbirlerini ittire ittire otobüsün peşi sıra koşmalarından büyük bir zevk almakta. Bu tip şoförlerin dizik aynasından insanların koşmasını seyredip çok eğlendiklerini düşünüyorum çünkü gerçekten koşanlar pek bir komik görünüyor. Top gibi teyzeler bir yandan başörtülerini çekiştirirken bir yandan da yuvarlana yuvarlana otobüsün yanında koşup aynı zamanda önlerine geleni ittirerek otobüse yetişmeye çalışıyorlar. &lt;br /&gt;Diyelim otobüse bindiğiniz, tebrikler ilk aşamayı geçtiniz Hugo'lar. Ama asıl yaşam savaşı bundan sonra otobüsün içinde. Eğer şansınız varsa ve oturacak bir yer bulduysanız ne ala. Ama oturacak yer yok ve ayakta kaldıysanız ve de otobüs pek kalabalık değil ise size tavsiyem ortadaki boş alanda ayakta durmanız. Benim gibi orta kapının karşısındaki boş alanda sol ya da sağ karın boşluğunuzu kenardaki demirlere dayayayıp daha sonraki duraklardan binebilecek yolcularla kalabalıklaşacak olan otobüste kendinizi güvene alabilirsiniz. Kendinizi o bölgeye sıkıştırdıysanız ister yolda arabası ile gidenleri izleyin isterseniz otobüsteki diğer yolcuları izleyin. Zaten ayakta olduğunuz için yer vermediğiniz yaşlı yolcuların kötücül bakışları ile karşılaşmak gibi bir durumunuzda olmaz.(Yaşlılara yer verme işi de beni çok geriyor otobüs yolculuklarında. Şimdi yer verme yaşı kaçla kaç arasındadır. Yani 50-85 mi bu yaş arası yoksa benim on yaş büyüğüme de mi yer vericem? Böyle ikilemde kalmamak için genelde ayakta gidiyorum zaten.) Diyelim orta boşluk dolu. O zaman orta kapının karşısındaki direğe tutunun. Hem otobüs şoförünün anlamsız frenleri ile oradan oraya savrulmaz hem de ineceğiniz durağa gelince hop diye inersiniz. Kişisel fikrim yukardan sarkan tutamakları tutmamanız çünkü hem insanı sağlam tutmuyorlar hem de ani frende otobüsün ortasında maymun gibi sallanıyor insan. &lt;br /&gt;Ortadaki direk de olmadı kenarda olmadı kaldınız (mecburen) sarkan tutamaklara. O zaman bacak kaslarınızı bir sörfçü gibi kullanmalı ani frenlerde savrulmamak için kendinizi bacak kaslarınızı sıkarak güvene almalısınız. Olur da bir anlığına elinizi bırakıp bu havalar yüzünden akan burnunuzu silmek istediniz eğer bacak kaslarınzı iyi kullanmazsanız kendinizi yanınızda duran teyzenin göğüslerine yaslanmış ya da sanki oturduğu koltuk pek önemli bir makam koltuğuymuşcasına kasılarak oturan kıllı amcanın&amp;nbsp;kucağında bulursunuz. Böyle otobüsün ortalarında olmak en çok otobüs çok kalabalıklaşırsa sakıncalı oluyor. Yıllar önce bir arkadaşım böyle kalabalık bir otobüse bindiğinde hemen arkasında duran amcanın şemsiyesinin habire onu dürtüp durmasından rahatsız olmuş ve arada ters ters dönüp adama bakmaktaymış. Ancak gerçek amca otobüsten inip elinde şemsiye olmadığında anlaşılmış. Ne zaman otobüse binsem aklıma hep bu hikaye gelir ve kalabalıkta arkayı sağlama almaya çalışırım. Bir de otobüs çok kalabalıksa insan herkesten işkilleniyor. Geçen mecburen kalabalık bir otobüse bindim. Gidiyoruz böyle sakin sakin. Sonra durağın birinde iki tane Libyalı bindi (Yaşlı amcalardan biri Kaddafi geyiği yaptı onlarla da oradan biliyorum libyalı olduklarını). Aksanlı aksanlı Arapça konuşuyorlar, bir de bağıra bağıra telefonla konuşuyorlar. "Ya sabır!!!"derken birden aklıma "ya bunlar canlı bombaysa" fikri geldi. "Ya biraz sonra bombayı patlatırlarsa, kurtulma şansım da yok. Ama belki bu kadar kalabalıkda diğerleri bana yastık grevi görür"diye kurdum da kurdum. Hayır insem ya otobüsten, inat ettim, inmiyorum da. Kendi kendime&amp;nbsp;canlı bomba olup olmadıklarını kontrol ediyorum. Nasıl panik oldum, dua ediyorum. "İnşallah değillerdir, inşallah patlatmazlar kendilerini, vazgeçerler" falan diyorum. Neyse sonunda benim durağa geldik de kurtuldum.&lt;br /&gt;Yaaa işte böyle İstanbul'da otobüs, minibüs, cip farketmiyor. Hepsinde bir&amp;nbsp;hayatta kalma mücadelesi veriyor insan. Minibüste hayatta kalma yazısı azzzz sonra.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-1964824035785684514?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/1964824035785684514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=1964824035785684514&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1964824035785684514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1964824035785684514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/otobus-minibus-traleybus-cip-biibiiiiip.html' title='otobüs, minibüs, traleybüs, cip, biibiiiiip.....'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3543181350284821774</id><published>2011-12-20T11:02:00.001+02:00</published><updated>2011-12-20T11:03:52.988+02:00</updated><title type='text'>bu da benim yeni yıl yazım</title><content type='html'>Bizim katta okuldaki kedi köpek işleri ile ilgilenirken tanıdığım bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretim görevlisi yaşını başını almış ama ruhu genç bir hanım var: M. hanım. Reiki, astral yolculuk vs. gibi mistik konularla ilgili kendisi. Ben önce onun gümüş takılarına tav oldum. Böyle koridorda falan karşılaştığımızda gümüş takılarını keserdim. "Şu bileğindeki bileziklerde pek güzelmiş, ben de benimkileri taksam" falan diye düşünürdüm. Sonra köpekleri beslerken gide gele "Gününüz güzel olsunlarla" başladı bizim muhabbet. Geçen sabah koridorda karşılaştık yine. Havadan sudan konuşurken, olay astrolojiye, 2012'nin neler getireceğine, astrologlara, onlara yaptığımız ziyaretlere ordan da hangi astrologun daha iyi olduğuna geldi konu. Kendimizi kaptırmış konuşurken M.hanım oda arkadaşının benim diyen astrologtan daha iyi astroloji haritası baktığını ağzından kaçırınca ben hop atladım."Benim haritama da bakar mı?". O da yaptığı hatayı farketti ama geri dönemedi, "bir sorayım falan" diye mır mır kır kır etti. Neyse sonunda oda arkadaşı P. hanım kabul etti, benim astroloji haritamı çıkardı. &lt;br /&gt;Haritama göre ana burcum terazi, yükselenim oğlak, ay burcum (bu da önemliymiş, ama önemi neymiş diye sormayın aklımda tutamadım) ise balık. Bu demektir ki benim şaftım kaymış. Hepsi ayrı bir grupta. Biri hava biri toprak biri su. Böyle ara ara bunların etkisine giriyormuşum, arada sapıtmam falan bir gruptan çıkıp diğerinin etkisine girmemmiş(demek manik depresif değil, burçlarda grup kayması yaşıyormuşum, eh buna da şükür!!). Sonra böyle herşeyi deli gibi bir anda yapıp bitirmek istemem, her yere acele acele gitmek istemem, sürekli koşturup durmam ve bundan da delice bir zevk almam hep gezegenlerin benim doğum anımda yapmış oldukları açılarla ilgiliymiş. Daha bir sürü (şimdi Allah için) güzel şey söyledi, sıkça "hadi ya!!" dedim ve evet o garip gurup işaretlerle dolu haritaya bakıp, kattaki tuvalette görmesinin dışında benimle ilgili en ufak bir bilgisi olmayan insan beni olduğu gibi tarif etti. Ağzım açık kaldı. Bunun üzerine ben de hevesle o ölümcül soruyu sordum: "çocuğum olacak mı?". Böyle bir büyücü edasıyla haritama yine o garip işaretlere başını eğip, "kesin birşey söyleyemem. Senin o evin zayıf." dedi ve bende film koptu. Ondan sonra söylediklerinin hiçbirini duymadım, böyle uzaklardan bir uğultular geldi ama hiçbirini ayırd edemedim. "Nasıl yani? Hiç mi çocuğum olamayacak?" diye sorunca. "Senin haritanda çocuk ile ilgili evde ikizler var. Bu çocuk açısından pek bolluk gösteren bir işaret değildir. Belki çocuğu olan biri ile birlikte olur ve ona annelik yaparsın. Sana bu konu ile ilgili kesin birşey diyemiyorum malesef" dedi. Bütün konuşmayı benim hiçbir zaman yapmadığım ve asıl öğrenmem gereken şeyi öğütleyip bitirdi. "Sabretmelisin!" dedi. "Sen bunu asla yapmıyorsun. Sabretmeli, içine dönmeli ve içinde asla dinlemediğin o en derindeki sesi dinlemelisin. Bunun içinde yoga yapmalı, meditasyonla uğraşmalısın" (Evet tam benlik şeyler. Yoga ve meditasyon!!!! Ben bunları yapamam ki, beni gülme tutuyor bunları yaparken!!). &lt;br /&gt;Çıktım P.hanımın odasından. Düşünmemeye çalıştım söylediklerini. Ta ki ertesi gün şöyle güzel bir cumartesi sabahında kendime hazırladığım mükellef kahvaltı masasında, eğlence olsun serviste giderken rahat okuyayım diye başladığım PUCCA'nın kitabını okurken, birden bire kitaba damlayan iri gözyaşlarının nedeninin aslında Pucca'nın yazdığı bir cümlenin değil de P. hanımın çocuk meselesi ile ilgili söyledikleri olduğunu anlayana kadar. Beynimin bir yeri sürekli bunu düşünüyormuş demek. Aslında öyle çok çocuk delisi olmamama, yolda milletin bebesine abuk subuk sevgi gösterisi yapıp, hiç tanımadığı çocukları gidip mıncıran, sarılıp duran hatunlarla aramda açık ara fark olmasına rağmen fena halde çocuk istiyorum. Hani deseler bilmem kaç liraya çocuk veriyoruz gidip kredi çekip alacağım bir çocuk o derece. Doğrusu bu değil biliyorum ama kendime hakim olamıyorum. O kahvaltı masasında kitabın üstüne düşen gözyaşlarının bıraktığı ıslaklığa bakarken ben doğarken o açıları yapan gezegenlere de astroloji haritama da bildiğim bilmediğim bütün küfürleri savurdum beni böyle arıza yarattıkları için. O derece nefret ettim kendimden. &lt;br /&gt;Sonra biraz sakinleşince yine aynı şeyi yaptığımın farkına vardım. Sabretmediğimin suyun yolunu bulacağını unuttuğumun farkına vardım. "Dur yahu" dedim. "Vardır her işte bir hayır. Ne zaman birşeyi tuttursan o işte illa bir yamukluk oldu bilmiyor musun" dedim. "Tutturma, bırak akışına, sakin ol" diye diye rahatlattım kendimi .Gerçi bir kırksekiz saat aldı bu sakinleşme olayı ama olsun.&lt;br /&gt;Bu benim yeni yıl yazım. Yeni yılda kendime sağlıktan başka sabretmeyi ve herşeyi akışına bırakmayı becerebilme yetisi diliyorum. Bir de ne olursa olsun yine ayakta kalabileceğimi bildiğimi unutmamak. Tek dileğim bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;P.S: Bildiğiniz iyi bir yoga okulu var mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3543181350284821774?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3543181350284821774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3543181350284821774&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3543181350284821774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3543181350284821774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/bu-da-benim-yeni-yl-yazm.html' title='bu da benim yeni yıl yazım'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7174860963032102337</id><published>2011-12-15T14:38:00.001+02:00</published><updated>2011-12-15T14:40:00.634+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>denize doğru</title><content type='html'>Bugünkü haleti ruhiyemi en iyi Bülent Ortaçgil anlatıyor. Bir yelkenlim olsa atlayıp denize doğru giderdim. Giderdim ta ki geri dönmek isteyinceye kadar. Belki hiç geri dönmek istemezdim. O kadar gitmek istiyorum ki ağlamak istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="250" height="40" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" id="gsSong2825449555" name="gsSong2825449555"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=28254495&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://grooveshark.com/songWidget.swf" width="250" height="40"&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=28254495&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;span&gt;Denize Dogru by &lt;a href="http://grooveshark.com/artist/B+lent+Orta+gil/129546" title="Bülent Ortaçgil"&gt;Bülent Ortaçgil&lt;/a&gt; on Grooveshark&lt;/span&gt;&lt;/object&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7174860963032102337?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7174860963032102337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7174860963032102337&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7174860963032102337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7174860963032102337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/denize-dogru.html' title='denize doğru'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5257078212341244179</id><published>2011-12-14T14:56:00.000+02:00</published><updated>2011-12-14T14:56:21.010+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>evdeki hesap yine çarşıya uymadı</title><content type='html'>2011 yılında yaptığınız en iyi şey ne deseler hemen aşçılık kursunu bitirmiş olmak ve kenarından köşesinden bu dünyaya adım atmak derim. Zaten uzun zamandır kendim için yapmış olduğum&amp;nbsp; en büyük ve en iyi şey bu iş. Umarım 2012'de bu alanda daha çok şey yapabilirim. Neyse lafı uzatmayayım. Aybaşından beri Cadde'de bilinen bir İtalyan lokantasında çalışıyorum. İşe başladığımdan beri öğrendiğim en önemli şey her mutfağın ayrı bir havası olduğu. Yazın staj yaptığım mutfak ne kadar stresli ve gerginse (bu stresli ve gergin ortama rağmen hayatımdaki en güzel yazdı, bunu tek geçerim), bu mutfak bir o kadar rahat ve sakin. Zaman zaman gerginlikler olmuyor mu oluyor elbet; kan, ter, gözyaşı, stres, yanık, kesik mutfağın olmazsa olmazlarından. Burada günler rahat ve eğlenceli geçerken arada başka alternatifleri de değerlendirmeden edemiyorum. Huyum kurusun illa herşeye burnumu sokup, her denize taş atıcam, belki oltaya birşey takılır hesabı. &lt;br /&gt;Neyse cumartesi yine böyle bir fırsat peşine taaaa Eminönü'ne Nuruosmaniye'ye gittim. Bana randevu veren kişiyle görüşmek için koca Cağaloğlu yokuşunu tık nefes olana kadar tırmandım. Eminönü iyi hoş da ne zaman gitsem beni tedirgin eden bir yer, niye bilmiyorum. Oradakiler bana hep tekinsiz geliyor. Şimdi insan ayrımı yapmak istemem ama oraya ne zaman gitsem kendimi bir sürü azılı katilin peşindeki bir casus gibi hissediyorum. Gizli bir görevim varmış ve benim düşman topraklarında bu gizli görevi başarıyla yerine getirmem gerekiyormuş ve bu yüzden de çok dikkatli, tetikte olmalıymışım gibi hissediyorum. İşte bu ruh haliyle gizli görevimi halletmek için vurdum kendimi yokuşlardan yukarı kan ter içinde oflaya puflaya vardım Nuruosmaniyeye. Sordum birkaç haydut kılıklı adama falanca yer nerde diye, tarif ettiler. Vaaay dedim, şimdi buralarda tek başımayım, biri kesse kim bulacak beni. Kaybolacağım, yok olacağım, hadi ben yok oldum anneme de iş çıkacak, Cumartesi Annesi olacak. Te Allaam. Kızım Karga bitir işini gücünü hallet görevini dön kendi topraklarına hemen dedim, daha da hızlı topukladım. Sonunda buldum aradığım yeri. Amaaaan bir anşante (high society, elit, seçkin) yer ki dedim yaw boşver girme. Ama yok o içimdeki meraklı turşucu bastırdı "gir!gir!" diye, girdim. Kapıda böyle kulaklıklı adam, elleri listeli güzel kızlar, genç ve yakışıklı bir çocuk. Belli&amp;nbsp;karşılamacılar özenle seçilmiş, koymuşlar başvuranları bunlarda geçmişler karşılarına "hmm bunun tipi iyi, bunda ışık var!" diyerek seçmişler teşrifatçıları. Kapıdan giriyorsun ama sanırsın Channel'e falan giriyosun o derece abartılı hareketler. Neyse onlara da merhabayı çektim. Ama öyle yukarıya çıkmak kolay değil. Hödö hödö yürüyüp asansöre ulaşamıyorsun. Kapıdaki görevli sana "Burada ne arıyosun kardeşimin?" nazik, anşante versiyonunu soruyor. Dudaklarını büzdüre büzdüre "Hoşgeldiniz efendim, size nasıl yardımcı olabiliriz? Hmm falanca bey mi? Randevunuz var mı acaba? hmmm demek öyle. Bilmem ne bey size asansöre kadar eşlik etsin?" diyor daha ben yok mok demeye kalmadan "Bilmem ne bey, hanfendiye asansöre kadar eşlik eder misiniz?" diye bağırıyor. Eşlik etmek de şu; ben giriş kapısının ordan asansöre kadar yürüyorum bilmem ne beyde yarı yolda benimle buluşuyor, iki saniyede asansörün oradayız. Bir resmiyet bir resmiyet. Dedim yaptık işi, ne bu yaw. Daha girişte içime fenalık geldi. Neyse çıktım yukarı. Şak asansör bir açıldı, restoranın içindeyim ben. Çıktım dışarı bakınıyorum salak salak. Orada da eli listeli düzgün tipler var, biri beni gördü hemen yanıma geldi, "Buyrun falan filan nasıl yardımcı olalım?" derdimi anlattım, kız kırıldı buruldu dedi ki "Aaaa falanca bey şimdi bir seminere gitti. siz bir buçuk saat sonra gelin." "Neööö! (aynen bu ses çıktı benden, o kadar anşante bir yerdeyim nasıl konuşuyorum yaw! Rezil!!) bir buçuk saat mi?" Çaresiz, çıktım onca badireyle girdiğim kapıdan. Hemen yakındaki bir kafeye oturdum. Açtım kitabımı geçirdim birbuçuk saati öyle böyle. Sonra yine aynı eziyetlerle girdim o kapıdan çıktım yukarı, bu sefer falanca beyin semineri bitmiş, yemek veriyormuş, birazdan gelecekmiş, şöyle buyurmaz mıymışım. Buyurdum. Bekle bekle bekle!!!!Yok falanca bey gelmiyor. Dedim yerim ben böyle işi. Beni karşılayan kıza kaş göz yaptım, ben gidiyorum dedim. O sırada falanca bey de geldi, ama yine bir başka seminere gitmesi gerekiyormuş. Elimi sıktı, sonra konuşuruz dedi. Ha dedim içimden oldu, teeee nerelerden geldim, bütün günüm&amp;nbsp; piç oldu, sonra konuşalım. Oldu canım!!! İyi dedim ben cvmi vereyim birşey olursa beni ararsınız. Yine bindim asansöre ama o kadar sinirliyim ki ağlayacağım. Çıktım dışarı, kurtuldum o anşante gerginliğinden. Sevmiyorum öyle kasıntı yerleri, herkes bir öhöm öhöm havalarda, kasım kasım kasılıyor. İçte olmayınca anşantelik işte böyle sıkıntıdan kaskatı kesiliyosun. Bari dedim teee buralara kadar gelmişken bir de Nimet ablaya uğrayayım. Belki sıkı para çıkar ve buraya geliş amacım bu bileti ve parayı almak içindir. Verdim yine kendime gazı gittim Nimet ablaya. Amaaaannnn bir kalabalık ki sanırsın bedava veriyor Nimet abla biletleri. Girdim ortadaki sıralardan bir yerden,başladım beklemeye. Bir süre sonra o kadar sıkıştı ki kuyruk "Allah"dedim "bu işin sonunda ben kesin bekar anne olucam. O kadar dip dibeyim at hırsızı gibi adamlarla. Hayır tamam olayım anne de etrafım Biscolata erkekleriyle çevrili değil. Kulağından kıl çıkan mı, saçını abuk subuk tepelere kaldırmış olan mı, tırnakları kirli olan mı,&amp;nbsp;dişleri sarı sarı olan mı dersin nerde olmadık Biscolata erkeklerinin şimşek çarpmışları var o kuyruktaydı. Sonunda sağ salim çıktım o kuyruktan. Aldım biletleri. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Falanca beyle sadece el sıkıştım ama kimbilir belki şans güvercini omzuma konmuştur bu vesileyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5257078212341244179?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5257078212341244179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5257078212341244179&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5257078212341244179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5257078212341244179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/evdeki-hesap-yine-carsya-uymad.html' title='evdeki hesap yine çarşıya uymadı'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4668312323404567741</id><published>2011-12-13T09:28:00.000+02:00</published><updated>2011-12-13T09:28:37.011+02:00</updated><title type='text'>rüya tabiri</title><content type='html'>Rüya görmeyi çok severim. Herhalde gördüğüm en fiyakalı rüyaların bir macera filmini aratmayacak kadar heyecanlı ve atraksiyonlu geçmesi yüzündendir bu sevgi&amp;nbsp;kimbilir. Rüya görmenin en eğlenceli tarafı da hiç olmadık insalarla bir araya gelebilme ve onlarla birşeyler yaşayabilme durumu. Mesela gördüğüm rüyaların birinde ortaokuldaki arkadaşlarımla birlikteydik. Hiçbirimiz büyümemişiz, çoluk çocuğa karışmamışız ve pikniğe gitmek için biraraya gelmişiz. Ancak pikniğe gittiğimiz yerde başımıza türlü türlü işler gelmiş, Indiana Jones filmlerini aratmayacak şeyler yaşamışız. İşte böyle enteresan şeyleri görebiliyor insan. Bilinçaltı oldukça girift ve oyuncaklı bir yer. Ne kadar sıkıntı, üzüntü, keyif, takıntı vs. varsa halının altına süpürür gibi bilinçaltına süpürüyoruz. Orda kalsın kimseler görmesin, bilmesin, sadece bize ait olsun diye gizliyoruz en mahrem duygularımızı. Ama bir yerde bir şekilde belki rüyalarla bu halının altına iteklediklerimiz çıkıveriyor istemsizce. &lt;br /&gt;Bana bu postu yazdıransa dün akşam gördüğüm ve sabah sabah hatırladıkça beni güldüren Yekta Kopan'lı rüyam. Rüyamda çok romantik bir yerde birisiyle birlikteyim. Önce o kişinin yüzünü göremiyorum, tek bildiğim çok hoş ve romantik bir yerde olduğum. İşin ilginci yerle ilgili bir detayda yok, mekanı görmüyorum ama sadece ortam romantik bunu biliyorum. Nasıl şeyse bu, hissediyorum işte. Neyse sonra birlikte olduğum o kişinin yüzü belirginleşiyor. Aaaa bir bakıyorum o kişi Yekta Kopan. Böyle birbirimize sarılmışız. Tam adamcağız bana romantik birşeyler söyleyecek (bunu da hissediyorum), ben konuşmaya başlıyorum. Şöyle hoş birşeyler söylemem gerek di mi? Yok, tek söylediğim şu:" Yekta, ntvmsnbc'nin sitesindeki &lt;a href="http://calismaodam.ntvmsnbc.com/yekta-kopan/"&gt;'Çalışma Odam'&lt;/a&gt; çok güzel olmuş. Çok beğendim." Tabii doğal olarak rüya burada kesiliyor. Uyanıyorum. Yani bu kadar hoş bir ortamı olmadık bir lafla kesebilme becerisi göstermeme bilinçaltım bile isyan etmiş olmalı ki rüyanın devamı gelmedi. &lt;br /&gt;Şimdi oturmuş bir yandan bu&amp;nbsp;postu yazarken bir yandan da düşünüyorum acaba bilinçaltıma Yekta Kopan'la ilgili ne atmış olabilirim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4668312323404567741?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4668312323404567741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4668312323404567741&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4668312323404567741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4668312323404567741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/ruya-tabiri.html' title='rüya tabiri'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-199478369083749321</id><published>2011-12-09T08:54:00.000+02:00</published><updated>2011-12-09T08:54:26.287+02:00</updated><title type='text'>dalgaya geldim</title><content type='html'>Bir gün önce yazdığım posta gelen yorumlardan anlıyorum ki birileri bizimle fazlasıyla kafa bulunur. Bozuk Türkçeli biri -hadi adını da yazalım ama belki bu da yalan dolandır -Birkay Koray- bazı blog yazarlarına bana gelen benzer mesajı göndermekteymiş. Valla fena dalgaya geldim. Kendi sitesini pazarlamak için ilginç bir aslında yaptığı. Neyse şimdilik bu kadarıyla atlattık diyelim. Beni uyarıcı yorumlar için teşekkürler. Sanal dünya iyi hoş da oldukça tehlikeli. &lt;br /&gt;Bu işin bence en komik tarafı, bu beyin / bayanın gönderdiği blog yazarına burcunu sorması. Bir mailde koç burcuyken benimkinde terazi olduğunu söylemiş. İyi de niye bu burç takıntısı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-199478369083749321?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/199478369083749321/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=199478369083749321&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/199478369083749321'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/199478369083749321'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/dalgaya-geldim.html' title='dalgaya geldim'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3059392355001807727</id><published>2011-12-08T12:53:00.001+02:00</published><updated>2011-12-09T08:54:43.781+02:00</updated><title type='text'>teşekkür</title><content type='html'>&lt;em&gt;Merhaba!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Guzel blogunuz crowsday.blogspot.com icin tesekkur ediyorum.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Çok güzel blogunuz için teşekkür ederim. Birinci post "mezuuun olduuummm!!!" okudum ve bundan sonra memnuniyetle bir saat boyunce blogdaydım:) Her şeyi çok enteresan ve kolay yazılmıştır. En beğendiğim post"acil satılık bir çift kanat".&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Jooble şirketinde çalışıyorum, dünyanın dört bir tarafından iş ilanlarına dair teklifleri toplıyoruz. İşim sitemizin bağlantıların eklemesi için blogcuları ikna etmektir. İşimi çok seviyorum çünkü bizde dost ekip ve iyi yönetmenlik var, maalesef, bağlantımızın eklemesi için blogcuları nasıl ikna edebilmek hiç bir fikrim yoktur, bunu yapmazsam işten çıkarılacağımdan korkuyorum:( Şu anda çeşitli bloglara mektuplar yollamasına rağmen bir saat boyunce blogunuzu okudum. Gerçekten, "Turkey" "&lt;strong&gt;jooble-tr.com" &lt;/strong&gt;için bağlantının uygun olacağını emin değilim, ama linkimizi blogunuza ekleyebilirseniz ben size borçluyum!!! Ciddiyetle belirtmeli ki sitemiz çok güzel ve insanların iş bulmalarına yardım eder. İyi çalışmalar dilerim! İyi blogunuz için çok sağ olun. Yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum!!!! &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;P.S. Sen "Terazi burcu" burcundan mısın? Ben de "Terazi burcu" burcundanım :)&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün öğlen mailimde bu yazıyı buldum. Valla ne yalan söyleyeyim, bütün öğleden sonrayı keyiften joker gibi geçirdim. Ama bu yazıyı yazan bay / bayan (kusura bakmayın adınız biraz unısex) benimle dalga mı geçiyor diye de düşünmeden edemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukardaki mail vesilesiyle benim yazılarımı okuyup beğenen başta siz olmak üzere herkese teşekkür edeyim istedim. Benim manik depresif hallerimi sabırla okuduğunuz ve ara ara yorumladığınız için gerçekten sizi seviyorum. Yukarıdaki yazıyı okuyup siz de tanıdıklarınıza bu şirketin linkini gönderirseniz belki bir işe yarar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese güzel bir gün olması dileğiyle.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** Bu arada evet terazi burcuyum, yükselenim de oğlak. &lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3059392355001807727?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3059392355001807727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3059392355001807727&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3059392355001807727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3059392355001807727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/tesekkur.html' title='teşekkür'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7436667165279693487</id><published>2011-12-07T09:12:00.001+02:00</published><updated>2011-12-07T09:14:05.183+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karga mutfakta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karga msa&apos;da'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>mezuuun olduuummm!!!</title><content type='html'>Bazen bazı şeyleri yapamadığıma fena yanıyorum. Mesela araba kullanırken makas atamıyorum, ikiden fazla yabancı dil konuşamıyorum, şarkı söyleyemiyorum, basket oynayamıyorum, beyin ameliyatı yapamıyorum, balerinler gibi havada dönüp parmak uçlarımda duramıyorum, ters takla atamıyorum (eskiden atardım ama o zaman dokuz yaşındaydım), bacaklarımı 180 derece açamıyorum. Hepsi bir şekilde bana lazım oluyor ama yapamıyorum işte. Neyse böyle idare edicez artık ama şu anda parande atabilmeyi çok ama çok isterdim çünkü aşçılık kursunun her iki sınavından da geçmişim. Benden mutlusu yok!!! Bitirdim yaw!! Kendimi Rus boksörden önce dayak yiyip sonra da onu son anda benzeten Rocky gibi hissediyorum. O kadar stres, haftasonu millet evinde, sokakta eşi ya da sevgilisiyle fink atarken mutfakta geçirilen saatler, bir saatte üç yemek çıkarma heyecanı, proje stresi, mide yanması, kafada tilkilerin kuyruklarını birleştirmeye çalışmaca kısacası o kadar kan, ter, gözyaşı....İçimde bir Rocky var fonda "Eye of the Tiger" çalarken "Adriaannnn!!!" diye bağırmak ve sevinçten parande atmak isteyen!!!! &lt;br /&gt;Aferim bana be blog!! Bugün için çikolata renkli şarkıcımız söylesin: &lt;br /&gt;&lt;object width="250" height="40" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" id="gsSong679553025" name="gsSong679553025"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=6795530&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;!--[if !IE]&gt;--&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://grooveshark.com/songWidget.swf" width="250" height="40"&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=6795530&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;span&gt;Eye Of The Tiger by &lt;a href="http://grooveshark.com/artist/The+Beat+Street+Band/376485" title="The Beat Street Band"&gt;The Beat Street Band&lt;/a&gt; on Grooveshark&lt;/span&gt;&lt;/object&gt;&lt;!--&lt;![endif]--&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7436667165279693487?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7436667165279693487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7436667165279693487&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7436667165279693487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7436667165279693487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/mezuuun-olduuummm.html' title='mezuuun olduuummm!!!'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5648814871384381982</id><published>2011-12-06T11:21:00.000+02:00</published><updated>2011-12-06T11:21:07.868+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>acil satılık bir çift kanat</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Gyq0hnies6I/Tt3eanix3GI/AAAAAAAAA6Q/EECT9jYcwh0/s1600/92573196.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" dda="true" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/-Gyq0hnies6I/Tt3eanix3GI/AAAAAAAAA6Q/EECT9jYcwh0/s400/92573196.jpg" width="268" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Son birkaç aydır haftanın üç günü Kadıköy'e inmek zorunda olduğumdan haftaiçi ve haftasonu trafiği gibi kavramlar hayatıma girdi. Normalde yaşam üçgenim evim, işim ve çevre sokaklarda bulunan esnaftan oluşmaktaydı ve çok zorunda kalmadıkça halkın -ay pardon!- trafiğin içine karışmaktan çekinirdim çünkü araba kullanmayı çoook sevmeme rağmen bu İstanbul trafiğinde her an içimdeki canavar ortaya çıkıp bir kıyım gerçekleştirebilir. &lt;/div&gt;Özellikle haftasonları inanılmaz hale gelen bu trafiğin kasten böyle kilit hale getirildiğini düşünüyorum çünkü normalde yaya olarak dolaşan bir tomar mal (annem bu lafı kullanmama çok kızıyor ama mutfaktan kaptım ve çok hoşuma gidiyor. Sürekli mal mal mal mal diyesim var) haftasonları; "Yaw yapacak daha iyi birşey yok gidip trafiği karıştıralım" diye arabalarına atlayıp yaya olarak yaptıkları mallıklarını bu sefer arabaları ile yapıyorlar. Arabalarının içinde böööle sağa sola anlamsızca bakıp, hiçbir işaret vermeden zart diye sağa dönüp sonra aniden, tam sağa dönecekken karar değiştirip sola dönüverince, onların arkasındaki biz faniler direksiyon başında ne yapacağımızı bilemiyoruz. Onların yanında yöresinden kaçmaya çalışırken trafiği toptan kitleyiveriyoruz. Zaten tüm yaz boyunca köprü yolunda mutfağa gidip gelirken ve son zamanların Kadıköy ziyaretleri ile iyice artan trafik gözlemlerim bana şunu gösterdi ki İstanbul trafiğinde araba kullanmak Grand Theft Auto'nun (erkeklerin pek bayıldığı bir bilgisayar oyunu. Arabayı çalıyorsun ve polise yakalanmamaya çalışırken deli gibi araba kullanıyorsun.)gerçek versiyonunda rol almak gibi. Sağdan soldan gelen malları savuşturup, bulduğun boş alanlara son hızla girmen, sürekli boş alan kollaman ve kontrollü bir şekilde arabaları sağlaman ve sollaman lazım. Neyse kısacası İstanbul trafiğinde eğer araba kullanacaksanız çelik gibi sinirleriniz veya peygamber sabrınız olmalı. &lt;br /&gt;Baktım ben de bu iki unsur (çelik gibi sinir ve peygamber sabrı) yok, ben de Kadıköy ziyaretlerimi zararsız ve cesetsiz atlatmak için çareyi okulun servislerini ve toplu taşıma araçlarını kullanmakta buldum ki onlarda ayrı bir yazı konusu. Toplu taşıma araçlarının yanı sıra bir de bolca yürümeye başladım. Bildiğin Forrest Gump'ın yürüyen versiyonu oldum. Doktorun dizim için fazla yürüme demesine inat habire yol yürüyorum. Bu salak trafiğe kalmayayım da varsın bol bol yürüyeyim. Hem selülitlere de yarar belki. Ama yine de varsa bildiğiniz satılık bir çift kanat onları da satın alabilirim. Belki gidişte değil de akşam dönerken eve daha hızlı gider yeni başladığım örgümün başına daha çabuk oturabilirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5648814871384381982?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5648814871384381982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5648814871384381982&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5648814871384381982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5648814871384381982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/acil-satlk-bir-cift-kanat.html' title='acil satılık bir çift kanat'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Gyq0hnies6I/Tt3eanix3GI/AAAAAAAAA6Q/EECT9jYcwh0/s72-c/92573196.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7455088396057863204</id><published>2011-12-04T20:12:00.000+02:00</published><updated>2011-12-04T20:12:11.536+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>bir üç derken yine onikiyi gördük</title><content type='html'>Yıl başında tarih atarken habire yazıp durduğumuz 01, 03, 04 gibi ay numaralarının bu sene&amp;nbsp;on ikincisini de görmüş olduk. Hayırlı uğurlu olsun!!! Ancak senenin en sevmediğim ayıdır da kendisi çünkii dergisinden televizyon kanalına sosyal medyasından asosyal medyasına kısacası hemen her yerde "yılbaşı gecesi" planı programı ile ilgili haberlerin ve bu konu ile ilgili bütün geyiklerin -doğal olarak- en yoğun olduğu aydır.&lt;br /&gt;Bugün de karportayı düzelttirmek için gittiğim kuaförde elimi attığım her derginin içinde; "Yılbaşı gecesi ortamı siz ısıtın!", "sevgilinizi yeni yılda bu iç çamaşırları ile mutlu edin!!", "yeni yıl öncesi forma girmek için otuz günlük diyet!"", "seksi konuşma klavuzu", "yılbaşı gecesi şıklığı" vb. gibi bilumum başlıklar altında sayısız yazı vardı. Sanırsın haçlı seferine çıkacak millet o akşam. Alt tarafı çatlarcasına yenilecek, şişelerin dibi görülene kadar içilecek, kusmak zaten farz, illa çok şık olunacak, mutlaka seksi olunacak (yaw cosmo kızı olmak hakkaten zor. her zaman her yerde bir seksi olma zorunluluğu. cosmo kızı olanlara allah kolaylık versin valla. yazık canım size) ve en önemlisi bu akşamın olmazsa olmazı deli gibi eğlenilecek. İlla ama illa eğleneceksiniz. Ertesi gün çatlayan başınızla kalkıp "yaw dün gece ne eğlendik di mi?" diyip keh keh gülmeniz gerekecek.&lt;br /&gt;Benim yılbaşı planım şimdiden hazır!! Annemin yanına gideceğim. Zaten istisnasız hiçbir yılbaşım güzel ve deli gibi eğlenceli geçmediği için ben bu yılbaşı içimdeki nineyi dinleyip gayet domestik, tombalalı bir yılbaşı gecesi geçireceğim. Anneannemi ve A. teyzemi tombalada yenmek, 2ltlik coca cola ile sarhoş olmak gibi hain planlarım var. Eeee çoluk çömbeleksiz bir otuzbeş yaşın yılbaşısı da ancak ya anne evinde ya da kendi evinde PTT olur!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**** Haa unutmadan şimdiden söyleyeyim; eğer öyle yeni yılda dilek dileyip gerçekleşmesi gibi bir ritüel varsa &amp;nbsp;sizden ricam kendi dileklerinizin arasına beni de katın ve benim için karşıma gönlümdeki gibi bir adamın çıkmasını ve iki çocuğumun olmasını da diler misiniz???&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7455088396057863204?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7455088396057863204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7455088396057863204&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7455088396057863204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7455088396057863204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/12/bir-uc-derken-yine-onikiyi-gorduk.html' title='bir üç derken yine onikiyi gördük'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7921209170558315326</id><published>2011-11-30T11:58:00.000+02:00</published><updated>2011-11-30T11:58:33.802+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>yok ben almiyim!!</title><content type='html'>Boşanmak evlenmekten daha kolay. Herşey birkaç saniye -evet dakka bile değil, eğer hakim amca geyik geyik sorular sormaz ise- sürüyor. Ne günler öncesinden hazırlık yapman gerekiyor ne de aptal saptal listeler yapman gerekiyor. Haaa tabi bizim gibi paylaşılacak hiçbir malınız mülkünüz ve velayetini kapmak isteyeceğiniz bir çocuğunuz yok ise. Bizim gibi iki kuru kafaysanız iki saniyede boşanırsınız ve eğer benim gibi bir enayi ile de evlenirseniz üstüne para bile alırsınız. İki eski eşime de para verdim. Yok benden boşansınlar diye değil, uzun hikaye belki bir başka yazı konusu. Neyse aslında konumuz kadınların boşandıktan sonra gerçekleştirmeleri gereken bürokratik işlemler. Erkekler için farkeden birşey olmuyor. Sadece "medeni hali" hanesindeki "evli" yazısı "bekara" dönecek o kadar. Ama bizim için bankadan sosyal sigortalara, işyerindeki insan kaynaklarından muhtarlığa bilumum yere değişen medeni halinizi beyan etmeniz gerekiyor. Sırf bu işlemler yüzünden aslında evlenmez insan. Belki sürekli herşeyin inanılmaz hızla değiştiği toplumumuzda artık evlenmeden birlikte yaşamak ve evlilik dışı çocuk sahibi olmak bir an önce normalleşir de biz kadınlar böyle ıvır zıvır işlerle uğraşmayız. &lt;br /&gt;Neyse bu sabah dersim olmadığından okul içinde yapmam gereken bilumum bürokratik işlemleri hallettim. Hiç istemeden de olsa bankaya girdim ama nerdeyse çıkamıyordum. Okulda bize maaşlarımızı ödeyen banka hiç hazetmediğim İş Bankası. Kırk saat belgelerin fotokopisi çekildi, hiç istemediğim halde adıma çıkarılan kredi kartını iptal ettirebilmek için banka görevlisinin önce kendi kredi kartlarının faydalarını anlatan kısa söylevini dinledim, sonra da&amp;nbsp;ben niye onların kredi kartını kullanmak istemediğimi anlatan kısa bir söylev çektim. Tam aman kurtuldum derken bireysel emeklilik uzmanı adam birden yengeç yengeç yanımda bitip, bireysel emeklilik yaptırmamı, haa eğer&amp;nbsp;bireysel emekliliğim varsa o zaman cüzzi ödemeli hayat sigortası yaptırmamı söyledi. Adam konuşurken bir an o kadar koptum ki sesi gaipten boğuk boğuk gelmeye başladı. Sonunda tamam dedim pes. Sen ne istiyosun kardeşim beni sigortalamak mı? Yap dedim yap. Ne istiyosan yap. O da hayatımı sigortaladı rahatladı. &lt;br /&gt;Bankalar böyle işte. Elinizi verince kolunuzu, paltonuzu, bacağınızı kapıyorlar. Bir de işin kötüsü inatla onların sundukları o çoooook karlı işlerin hiçbirisini istemediğinizi anlamıyorlar. &lt;br /&gt;Siz siz olun bankalara işinizi düşürmeyin ya da interneti kullanın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7921209170558315326?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7921209170558315326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7921209170558315326&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7921209170558315326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7921209170558315326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/11/yok-ben-almiyim.html' title='yok ben almiyim!!'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3556638261427129541</id><published>2011-11-27T19:30:00.000+02:00</published><updated>2011-11-27T19:30:47.175+02:00</updated><title type='text'>dumur</title><content type='html'>Bugün öğleden sonra evde keyif çatarken ve Facebook'ta milletin neleri paylaştığına bakarken, birinin koyduğu bu video beni dumura uğrattı, sonra da çocuğum olmadığı için çok sevindim. Şimdi özellikle 0-3 yaş aralığında çoluk çocuk sahibi olanlar bana bu videoda izleyeceğiniz çizgi filmde niye Pepee diye adlandırılan veletin halay çektiğini?, halay gibi bırakın 0-3 yaş çocuğunun koskoca heriflerin bile beceremediği ve bence bir dans türü bile olmayan şeyin niye bir çizgi filmde yer aldığını anlatabilir mi? Bir çizgi film kahramanının halay ya da zeybek vs. gibi halk oyunlarını oynaması bana çok faşistçe geldi. Doğru mu değil mi? Ben bunun herhangi bir sosyal, psikolojik, pedagojik bir faydasını görememekteyim. Son derece absürd ve faşist bir yaklaşım olarak algıladım ben bu olayı. Yanlış mı düşünüyorum? Beni aydınlatın yoksa çocuk mocuk yapamıcam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;iframe width="560" height="315" src="http://www.youtube.com/embed/BuF45OJDrqw" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3556638261427129541?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3556638261427129541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3556638261427129541&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3556638261427129541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3556638261427129541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/11/dumur.html' title='dumur'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/BuF45OJDrqw/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6869693068154563689</id><published>2011-11-23T12:54:00.000+02:00</published><updated>2011-11-23T12:54:00.348+02:00</updated><title type='text'>çakallaaaarrrr</title><content type='html'>Erkeklerin bir kısmının çokça çakal olduğu yine tecrübe ile sabitlenmiş oldu!! &lt;br /&gt;Eşim olacak beyefendiden ayrıldığımı sadece burada benim yazılarımı okuyanlar, yakın arkadaşlarım ve dostlar bilmekteydi. Facebook gibi bir mecrada da mıcık mıcık resimlerimiz olmadığından ve "aşkımm", "birtanem" gibi yazıları yazmaktan hiç haz etmediğimden de, olsa olsa bu çakal beyefendiler herhalde çok dikkatli Facebook takipçileri ki benim "married status"mü (şu anda status de hiçbirşey yazmamakta) ve birkaç fotoğrafı sildiğimi farkettiklerinden abuk subuk mesajlar göndermekteler. &lt;br /&gt;Ama en abuk subuğu, bizim kampusteki kedi köpek olaylarıyla ilgilendiğini bildiğimden geçen sene sürekli kedi köpek muhabbeti yaptığımız güvenlik görevlisinin bana tutup yaşgünümde hediye alması ve akabindeki günlerde yengeç yengeç yaklaşıp "ingilizceden özel ders" almak istiyorum demesi oldu. &lt;br /&gt;Oooooffffff ama yaaa!!! değiştirin şu taktikleri artık. En çok kullandığınız yöntem ders almak. Biliyorum ben bu ders alma ayaklarını. Bahaneyle haftada bir bilemedin iki kere ders bahanesiyle benlen buluşucan,&amp;nbsp;havadan sudan muhabbetle bir türlü ders başlamayacak, sonra konuyu "sizden çok hoşlanıyorum, Starbucksta bir kahve içelim mi "ye getireceksin, benim tepemin tası atıcak, kırmadan gücendirmeden bu&amp;nbsp;işten nasıl sıyrılsam diye düşünücem, düşünürken saçım beyazlayacak, saçma sapan birşey için sıkıntıdan beyin hücrelerim deformasyona uğrayacak. Yok abicim! herkes kendi yoluna. Şimdi bu güvenlikçi bey yüzünden sabahları okulun arka kapısından giremez oldum çünkü arka kapıda görevli kendisi mecburen arabayı durdurduğumuz için, illa iki dakka konuşuyor benle. Dün de okuldan çıkarken baktım onun da mesaisi bitmiş, bana el kol yaptı. Dursam atlayacak arabaya, selam verip bastım gaza, fırsat vermedim arabaya atlamasına. &lt;br /&gt;Başka bir çakal daha var. Onu hiiiç yazamıcam, o başlı başına ayrı bir hikaye. O da öğrenmiş artık bekar olduğumu. Habire yemek yiyelim mesajı. Artık "annem var!" bahanesini de yemiyor. Pazartesi attığı "yemek yiyelim" mesajından sonra müsait değilim cevabını alınca, sinirli bir cevap yazmış. Özetle "yemeğe çıkmayacaksan benimle söyle" diye. Anla işte kardeşim, seninle çıkacak olsam çoktan çıkardım di mi. O kadar kastırıyorsun bir de senin yüzünden ben de kastırıyorum. Nasıl bir bahane uydursam diye. Ooooffff!!! Bu çakallar başa bela. Ama şöyle bir kural da var; senin baktığın sana bakmaz, bakmadığın körkütük aşık olur. Geçen gün bankaya gittim, benim bankacı çocuk orda. Beni gördü ama hiç oralı olup, selam verip "Oooo karga hanım hoşgeldiniz!" demedi. E ne yapalım bittin oğlum sen!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6869693068154563689?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6869693068154563689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6869693068154563689&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6869693068154563689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6869693068154563689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/11/cakallaaaarrrr.html' title='çakallaaaarrrr'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3594976436354129667</id><published>2011-11-21T12:52:00.000+02:00</published><updated>2011-11-21T12:52:32.440+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>her tatil biter</title><content type='html'>Sayılı gün, bir gün beş gün diye diye geçeeer gider. Her pazar gecesi ben de pazartesi sendromu yaşıyormuşum. Dün kafama dank etti. Dün gece resmen uyuyamadım. Uyumakla uyumamak arasında bir yerde gittim geldim bütün gece. Bugün ne garip ki gece uyumama ve altıda kalmama rağmen pek bir enerji doluyum. Sanırım serviste giderken horlayacağım. Neyse pazartesilere ve çalışmak zorunda (çalışmaya değil bu işi yapmaya) olmaya gıcığım a dostlar. Ama etrafta olan biten bir sürü abukluk varken benim böyle fani şeyleri dert etmem çok ayıp. Bugün bitip doğal koşuşturmaca rutinine dönünce bikbiklenmekten vazgeçeceğim. Söz!! herkese ve kendime.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3594976436354129667?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3594976436354129667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3594976436354129667&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3594976436354129667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3594976436354129667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/11/her-tatil-biter.html' title='her tatil biter'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4356778802043586335</id><published>2011-11-16T18:25:00.001+02:00</published><updated>2011-11-16T18:26:36.780+02:00</updated><title type='text'>tatil mode: on</title><content type='html'>Her zaman 80'lerin en abidik gubidik şarkılarını dinleyen üst kat komşum şu anda Müzeyyen Senar'dan "Bakışlarına hayran olayım işvene kurban olayım" şarkısını dinliyor (şarkının tam adını bilmiyorum anladığını gibi) ki en sevdiğim şarkıdır. Kedi olalı bir fare tuttu üst kat komşum. Tebrikler. Şu anki ruh halime pek bir uymakta bu şarkı zira.&lt;br /&gt;Geçen hafta bayram tatilinden beri uzuuuun bir tatil havası bünyemde hüküm sürmekte. Zira bayram nedeniyle yeni ergenleri evlerine postaladık, "zaten kafanız bir karış havadaydı gidin iyice havalanın" dedik. Önümüzdeki hafta gelecekler. Bize de ne olasıya bilmiyorum yönetimden "siz de gidin gözümüz görmesin" dediler, bir hafta tatil verdiler. Hiiiiç şikayetim yok. Pazartesi ve salı temizlikti sokak işiydi falandı filandı bir koşturmacayla geçti. Bugün benim koca kuzu Misket kediye ıslak mama almaya çıkmak dışında evden hiç çıkmadım. Ama bundan sonra bir sponsorum olsa ve beni idare etse hiiiiç sokağa çıkmam. Öyle bir ev kuşu olma modundayım. Nedir Allahım bu evcimenlik? Ama şunuda belirmeden geçemeyeceğim, şu kim olduklarını bilmediğimiz atalarımız yine doğru bir noktaya parmak bastırmışlar. "İşleyen demir ışıldıyor!!!" Evde olmak bence dünyanın en süper şeyi amma velakin evde insanın ruhuna birşeyler basıyor. Beyin hafiften sulanıyor. Çalışırken "to do list"ler sayesinde hemencecik yapılan işler tatil modundayken sündürülüyorda sündürülüyor. Algı malgı hiçbirşey kalmıyor. Gerçi televizyon başında falan oturmuyorum amma yine de evin böyle bir bastırma gücü var işte bilmem katılır mısınız?&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-gmxyeSR5IsU/TsPjy7KzxhI/AAAAAAAAA6I/GrFb6y5oFTo/s1600/IMG_0181.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-gmxyeSR5IsU/TsPjy7KzxhI/AAAAAAAAA6I/GrFb6y5oFTo/s320/IMG_0181.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Neyse efenim ben dört gün daha evden çıkmamayı planlıyorum. Darısı tatil ümidiyle yaşayanlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Misket efendinin tatil modu benden farklı değil. Kendimi temsilen onun resmini koydum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4356778802043586335?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4356778802043586335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4356778802043586335&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4356778802043586335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4356778802043586335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/11/bataklk.html' title='tatil mode: on'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-gmxyeSR5IsU/TsPjy7KzxhI/AAAAAAAAA6I/GrFb6y5oFTo/s72-c/IMG_0181.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3094268180185209509</id><published>2011-11-04T15:03:00.000+02:00</published><updated>2011-11-04T15:03:11.761+02:00</updated><title type='text'>günler tepelerden aşağı koşan vahşi atlar gibi</title><content type='html'>Hakkaten öyle...günler tepelerden aşağı koşan vahşi atlar gibi.... Bir bakıyosun sabah bir bakıyosun akşam...Ay başı derken bakmışsın ay sonu....Bugün araba kullanırken (tam Türk'üm ben; sorunlarımı/ planlarımı ya direksiyon başında ya da tuvalette aklıma gelen fikirlere göre şekillendiriyorum) hiçbir şeyi hakkıyla bilmediğime ya da şöyle söyleyeyim sadece baktığıma/ yaşadığıma, görmediğime/hissetmediğime karar verdim. Ne kadar karışık oldu di mi?&lt;br /&gt;Mesela İstanbul'da yaşıyorum; bu şehrin ne kadarını biliyorum ya da E. benim en iyi arkadaşım ne zaman onun gözlerinin içine şöle derinden baktım acaba? Hoş ben hep insanların gözlerine bakarak konuşurum ama mesela o kişiyi kaybetsem ondan bana ne kalacak geriye. Konuşmasını ne kadar süre sonra unutacağım ya da ona sarılmanın nasıl bir his olduğunu hatırlayabilecek miyim sonra? Yani acaba sarılırken gerçekten sarılıyor muyum yoksa öylesine mi sarılıyorum. Bu şehirde yaşıyorum ama ne demek bu şehirde yaşamak. Kısacası her gün uyanmaya öylesine alışmışız ki bazen yaptığımız şeyleri o kadar otomatik, robot gibi yapıyoruz ki hissetmeyi unutmuşuz. Şööle derinden nefes almak ya da sabah uyanınca şöle gerinip bütün vücudunu kemiklerini hissetmek nedir/ nasıldır unutmuşuz. &lt;br /&gt;Tepelerden aşağı deli gibi koşan atların ardına takılmış nereye gittiğimizi ya da ne yaptığımızı bilmiyoruz.&amp;nbsp; İyi hoş da nereye kadar? Aniden inanılmaz bir felaketle burun buruna gelince anlıyoruz aslında hiçbirşeyi hissederek yapmadığımızı ya da yaşamadığımızı. &lt;br /&gt;Çok geç olmadan değişmeli...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3094268180185209509?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3094268180185209509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3094268180185209509&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3094268180185209509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3094268180185209509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/11/gunler-tepelerden-asag-kosan-vahsi.html' title='günler tepelerden aşağı koşan vahşi atlar gibi'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6215571916201708415</id><published>2011-11-03T15:29:00.000+02:00</published><updated>2011-11-03T15:29:01.985+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>kasım, sen de mi geldin?</title><content type='html'>Ooooo kasım ayını da saymazsak geriye kaldı bir ay. Haldır haldır geçen kokoca bir sene oldu 2011. Aman iyi ki de öyle oldu, yoksa Saturn'nün etkisinde geçen şu son iki sene daha fazla çekilmezdi. Eğer bir aksilik olmazsa çıkacağız 2012 itibariyle Saturn etkisinden teraziler olarak. Ama ülke olarak daha yeni Saturn etkisine giriyoruz galiba. Nedir şu Ekim sonundan beri başımıza gelenler? Hepimizin son onbeş gündür yaşananların şiddetinden tepesi döndü. Gündemin hızına yetişebilmek her zamankinden daha zor. Son duruma baktığımızda insana bu ülkede yaşamak daha da zor geliyor. Bir kör kuyuya ya da çıkışsız bir labirentte mahsur kalmış gibi hissediyorum kendimi. Sonu yok yani bu hissiyatın ve de en acısı böyle hissetmenin çaresi de yok. Bu düzen böyle gelip geçecek ne acı ki. Önümüzdeki maçlar neler gösterecek acaba bizlere. &lt;br /&gt;İşte kasım ayının ilk yazısı böyle kafa ve ruh karışıklığı içinde bölük pörçük anlamsız bir yazı oldu. Kasım ayının geri kalanının daha güzel geçmesi ve güzel yazılar yazdırması dileğiyle, gidip biraz kafa dağıtayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6215571916201708415?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6215571916201708415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6215571916201708415&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6215571916201708415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6215571916201708415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/11/kasm-sen-de-mi-geldin.html' title='kasım, sen de mi geldin?'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2190375135906487340</id><published>2011-10-24T12:52:00.000+03:00</published><updated>2011-10-24T12:52:45.237+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>çaresiz</title><content type='html'>En çok böyle zamanlarda okuyup doktor olmadığıma hayıflanıyorum. Eğer bir doktor olsaydım dün akşam bir saniye bile düşünmeden koşa koşa Van'a giderdim. Birilerini hayata döndürmek için çabalar, burda böyle eli kolu bağlı yaşlı gözlerle televizyona bakmaktan ya da birkaç parça eşya göndermekten daha iyi birşeyler yapardım. &lt;br /&gt;En çok böyle zamanlarda insan, içinde büyüyen derin çaresizliğin karşısında şaşkın, iki büklüm kala kalıyor. Aklının tüm kıvrımları oradakileri düşünmekten zonklarken, bu olanları engelleyememenin yarattığı acizlik insanı eziyor. &lt;br /&gt;Bir de böyle zamanlarda hala din, dil, ırk gibi anlamsız meseleleri sündürüp, deprem olduğundan beri aptalca tweetleri atmakta sakınca görmeyen beyinsizleri sonsuza kadar bu dünyadan sürecek bir sihirbaz olamadığıma yanıyorum.&lt;br /&gt;Elim kolum bağlı Van'dakiler için ağlıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2190375135906487340?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2190375135906487340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2190375135906487340&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2190375135906487340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2190375135906487340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/10/caresiz.html' title='çaresiz'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2188127591006211551</id><published>2011-10-18T09:33:00.002+03:00</published><updated>2011-10-18T09:36:37.306+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>yağmura selam olsun</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-hq1V0qxT8kY/Tp0eYUnIW9I/AAAAAAAAA6A/y_cBbovHE_I/s1600/108113977.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="170" width="113" src="http://1.bp.blogspot.com/-hq1V0qxT8kY/Tp0eYUnIW9I/AAAAAAAAA6A/y_cBbovHE_I/s400/108113977.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Böylesine erken gelen soğuğa ve bardaktan boşanırcasına yağan yağmura ithafen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=10795325&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=10795325&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2188127591006211551?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2188127591006211551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2188127591006211551&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2188127591006211551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2188127591006211551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/10/yagmura-selam-olsun.html' title='yağmura selam olsun'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-hq1V0qxT8kY/Tp0eYUnIW9I/AAAAAAAAA6A/y_cBbovHE_I/s72-c/108113977.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7240838759142398465</id><published>2011-10-16T22:49:00.002+03:00</published><updated>2011-10-16T22:56:26.147+03:00</updated><title type='text'>bir gün... belki ben de</title><content type='html'>Bazen gerçek aşk insanın burnunun dibinde durur, insan onu farkedemez bazen de gerçek aşk diye insan olmadık kimselerin peşinde koşar durur sonu hüsranla biter.&lt;br /&gt;Bazen insan gerçek aşkı bulamayacağına dair umutsuzluğa düşer, tüm kapıları kapatır. Ama eğer insan yeterince şanslıysa &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt1563738/"&gt;BİR GÜN&lt;/a&gt; gerçek aşk kapısını çalar. &lt;br /&gt;Bu hafta bir şekilde sinemada bu filmi mutlaka ama mutlaka görün. Gerçek aşk ile ilgili umutlarınız tazelensin. Şu yalan dünyada insanı her anlamda tamamlayan, anlayan, destek olan, hem sevgili hem de gerçek arkadaş olabilen birini bulmanın en büyük şans olduğunu hatırlamak için gidin.&lt;br /&gt;Umarım bir gün... belki ben de gerçek aşkımı bulurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;ÖNEMLİ NOT: Mümkünse böğüre böğüre ağlayabileceğiniz bir seansa gidin.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=3388839" /&gt;&lt;embed src="http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=3388839" wmode="window" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" menu="false" scale="noScale" width="400" height="300" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.izlesene.com/video/one-day-fragman/3388839" target="_blank" title="one day fragman"&gt;one day fragman&lt;/a&gt; | &lt;a href="http://www.izlesene.com" target="_blank" title="izlesene"&gt;izlesene.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7240838759142398465?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7240838759142398465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7240838759142398465&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7240838759142398465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7240838759142398465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/10/bir-gun-belki-ben-de.html' title='bir gün... belki ben de'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2634301098941570144</id><published>2011-10-14T15:10:00.000+03:00</published><updated>2011-10-14T15:10:29.881+03:00</updated><title type='text'>balkonu yıka</title><content type='html'>Efenim söylemesi ayıp bir süredir, üçüncü sınıfa giden minnak bir hanım kızımıza yeni başladığı özel okulun ecnebi dilinde başarılı olabilmesi için yardıma gitmekteyim. Şimdi normal insanoğlu ne yapar, dersini verir çıkar gider di mi? Evet! Ama niyeyse ben, herşeyi olduğu gibi bu hanım kızımızı da ne demeye sahiplendiysem, onların evinin kapısından girer girmez "aç mısın? birşeyler yedin mi? Yemediysen önce yemeğini ye sonra derse başlayalım! Ayağında niye çorap yok? &amp;nbsp;Bak ayaklarını üşütürsen cır cır olursun sonra!" gibi bilumum anne laflarını sıralamaktan kendimi alamıyorum. Hayır bana ne? İster giysin ister giymesin, bana ne oluyor ama kendimi alamıyorum. Bazen hızımı alamayıp sokaktaki çocuklara da böyle laf attığım oluyor. &lt;br /&gt;Sanırım bu genetik birşey. Saç rengi, göz rengi, boy pos gibi bilumum şeylerde olduğu gibi bu da genlerle geçen bir alışkanlık sanırım. Yazları anneannem yazlık evde bizimle kalırken annemden beterdi. Yazın sıcağında denizden dönüp duş aldığımızda sürekli "sırtınıza birşey alın, cereyanda kalmayın, orası esiyor ıslak saçla balkonun o köşesinde durmayın! Evladım esiyor orası, üşüteceksin vs.vs.vs." gibi türlü vıdı vıdılarla zaten sıcaktan bunalmış olan ruhlarımızı iyice baymaktan kendini alamazdı. Şimdi ben de yavaş yavaş ister istemez canım genlerim yüzünden aynı onların kelimelerini kullanarak, birilerini baymaktayım. Sonumun nereye varacağını ise geçen gün anneannemle telefonda konuşurken farkettim. &lt;br /&gt;Anneannemin dönem dönem bana papağan gibi tekrarladığı özlü sözler vardır. Her telefonlaşmamızın sonunda o dönemin favori özlü sözü neyse onu kullanır, hatta bunları kendi aralarında dönüşümlü olarak kullanır. Ancak son birkaç senenin en favori sözü :"akıllı ol!. Sürekli her telefon konuşmasını "akıllı ol" ile bitirmekteydi! Hayır onun demesiyle akıllı olabilseydim çok yakın zamanda nobel adayı falan olurdum. Ancak son olaylardan sonra benim akıllı olacağımdan ümidini kesmiş ve şu anda bana söyleyecek daha iyi bir özlü söz bulamadığından olsa gerek, geçen günkü telefon konuşmasını uzun bir sessizliğin ardından "balkonunu yıka!" ile bitirdi. &lt;br /&gt;O günden beri düşünüyorum, acaba bunun ardında "akıllı ol!" gibi ruhani birşeyler var mı yoksa sadece genlerinin hala ve hala önlenemez bir şekilde uyguladığı klasik anneanne işgüzarlığı mı? Demek sonum pek fena!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2634301098941570144?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2634301098941570144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2634301098941570144&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2634301098941570144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2634301098941570144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/10/balkonu-yka.html' title='balkonu yıka'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7888831760033977679</id><published>2011-10-07T08:49:00.001+03:00</published><updated>2011-10-07T08:51:19.245+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>when the party was over</title><content type='html'>Yaaaaa işte böyle üç gün üç gece yeme üzerine kurulu 35 yaş şenliği yaparsan gecenin bir yarısı kendini tuvalette aslan ağzı olmuş bulursun. Dün gece tam yatağa uzanmış şöööle deliksiz güzel bir uyku uyumayı planlarken uykuyla uyanıklık arasında gidip gelirken bir anda şiddetli mide yanması ve mide bulantısıyla gözlerim fal taşı gibi açıldı. Biraz yatakta oturup bulantı hissinin geçmesini bekledim ama yok geçecek gibi değil. Doooğru tuvalete gidip yere çömelmemle herşeyin dışarı çıkması bir oldu. Iyyykkkk...&lt;br /&gt;Sonuç rahatlama ve sakin bir uyku. Şimdi sabahın köründe derse gitmeden dün geceki kusmanın şiddetinden tahriş olan boğazımı düzeltmekle uğraşıyorum. E bu da birşey tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;em&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;when the party was over: parti bittiğinde (hayır bilmeyenlere de katkım olsun)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7888831760033977679?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7888831760033977679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7888831760033977679&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7888831760033977679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7888831760033977679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/10/when-party-was-over.html' title='when the party was over'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8370740943653806833</id><published>2011-10-05T12:58:00.000+03:00</published><updated>2011-10-05T12:58:11.998+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>happy 35!!!!!!!</title><content type='html'>Yaaaaa işte böyle mirim 35'i de gördük maşallah. Küçükken 35 pek bir büyük gelirdi ama şimdi öyle mi. Her ne kadar biolojik olarak 35'i gösterse de takvimler ruhum hala 25. 35 sene geçmiş şu dünyada. Geçen her sene önemliydi benim için ama şu 30'lu yaşalarımın keyfine diyecek yok. İnsanın en keyifli zamanı 30'larmış. Şimdi yolun yarısına gelmiş biri olarak keyifle geçen 30'larımın diğer yarısını da bir o kadar daha keyifli geçirmek kendime en büyük dileğim. Hadi bakalım Karga daha yapacak çok iş, görecek güzel günlerimiz var. Doğum günün kutlu olsun e mi?!!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8370740943653806833?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8370740943653806833/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8370740943653806833&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8370740943653806833'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8370740943653806833'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/10/happy-35.html' title='happy 35!!!!!!!'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4300078578186056285</id><published>2011-10-04T10:31:00.002+03:00</published><updated>2011-10-04T10:32:37.921+03:00</updated><title type='text'>kutlamalar başlasın Sebastian!!!</title><content type='html'>&lt;em&gt;Eeeee ekimler yine serin ama güneşli bir sonbahar gününü gösterirken sevgili okur, kulağımda California Dreamin çalmakta. Her sonbahar düşen sarı yapraklar ömrümüzden de birşeyler götürmekte. Takvim yaprakları birer birer koparılırken önemli olan günü güzel yaşamak.&amp;nbsp;Cebine güzel anılar ve sevgiler doldurmak. Şimdi çikolata renkli şarkıcımızdan geliyor Alone Again Or......&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah sabah içimdeki Sezen Cumhur Onal yazdırdı bana yukardaki cümleleri. Tutturdu illa birşeyler karalayacağım sonbahar ile ilgili dedi. "E buyur yaz" dedim. "Sen de eksik kalma. İçimdeki bütün sesler azıtmışken şu aralar seni mi kırıcam. Dökülün anasını satayım içimdeki bütün sesler. İçimde hep bir ağızdan konuşup kakafoni oluşturacağınıza konuşun burada. Bugün yarın ve öbür gün kutlamalar var. Şunun şurasında insan bir kez 35'ine girer. Üç gün üç gece kutlayacağım 35'imi. E siz içimde bıdır bıdır konuşurken hiçbirinize kulak asmayacağım. Sadece güzel şeyler söyleyip iyi dileklerde bulunanlarınızı (eğer varsa) dinleyeceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet Sebastian hazır mı orkestra? Başlasın kutlamalar. Nerde benim şampanyam? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=23987621&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4300078578186056285?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4300078578186056285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4300078578186056285&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4300078578186056285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4300078578186056285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/10/eeeee-ekimler-yine-serin-ama-gunesli.html' title='kutlamalar başlasın Sebastian!!!'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2557558845633051889</id><published>2011-10-01T23:11:00.001+03:00</published><updated>2011-10-01T23:14:15.415+03:00</updated><title type='text'>sadece beş dakika</title><content type='html'>Ev, mobilya, gelinlik, damatlık, eşya, düğün yeri, düğün fotoğrafçısı seçmek, anne gönlünü yapmak, kayınvalide gönlünü yapmak derken evlenmek günler süren stresli ama bir o kadar da keyifli bir işken, boşanmak eğer anlaşmalı ise ve çocuğunuz yoksa sadece beş dakika. &lt;br /&gt;Çarşamba sabahı Kadıköy 1. Aile Mahkemesine geldiğimde yaşanacaklara alışık olduğumdan (tecrübe konuşuyor) ve oldukça erken geldiğimden vaktimi etrafı seyrederek geçirdim. Bir kere eğer daha önce mahkemelerde bulunmadıysanız mahkemeler ve mahkeme salonları çok hayalkırıklığına uğrayacağınız yerler olacaktır. Yani öyle Hollywood filmlerindeki gibi mahkeme salonları yok bizde. Devlet dairesi kıvamında oldukça ruhsuz, elde kalmış olan boyalarla boyandığı belli olan insanı daralmışken daha da daraltan yerler mahkemeler. &lt;br /&gt;Bizim mahkeme salonunun yanında bulunan listedeki davaların 28 tanesi boşanma davasıydı. Sabah saat 9:30'dan öğlen 12:00'a kadar 28 boşanma davası, onbeş tane de çocuk davası vardı. Listede boşanma davalarına eğer taraflar anlaşmış ise beş dakika, anlaşmamışlarsa on dakika verilmiş. Sen o kadar gün hazırlan evlenmek için boşanmak için beş dakika yetiyor. O kadar gün süren hazırlıklar, yılların anıları, acıları, sevinçleri vs. hepsi bir anda hakimin iki üç sorusu ile son buluveriyor. Bir anda yıllarca aynı yastığa baş koyduğunuz adam yabancı biri oluveriyor.&lt;br /&gt;Bizim dava eski eşimin dava gününü unutması yüzünden biraz rotarlı başladı. Saat 10:35 de olan dava için adlarımız okunduğunda ben kapının önünde tırnaklarımı yerken eşim evinde rahat rahat işine gitmek üzere hazırlanmakta ve inatla benim telefonlarıma cevap vermemekteydi. Sonunda ona ulaşabildiğimde ve ben onun evinde olduğunu öğrendiğimde, o da davanın o gün olduğunu öğrendiğinde telefonun iki ucunda farklı nedenlerle dumura uğramış insanların o anlamsız sessizliği vardı. Sonunda duruşmaya yetişti, içeri girdik. Hakim elindeki dosyamıza bakıp "ayrılmak istemişsiniz? nafaka talebiniz var mı? paylaşılacak malınız var mı?" gibi klasik sorularını sıralayıp hepsinden ret yanıtı alınca, bilgece kafasını sallayıp "yaaaa çocuk olmayınca işte böyle herkes kendi yoluna" dedi.&lt;br /&gt;Haklıydı beş dakikada herşeyi sıfırladık. Şimdi bu yeni başlayan ayla birlikte her ikimizde yeni bir hayata merhaba dedik. Benim içimde bir garip boşluk. Biten staj biten evlilik, önümdeki belirsizlikler ama içimdeki boşluk, bir nevi tatil hissi. Geçecek. Sular durulacak tekrar her zaman olduğu gibi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2557558845633051889?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2557558845633051889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2557558845633051889&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2557558845633051889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2557558845633051889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/10/sadece-bes-dakika.html' title='sadece beş dakika'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2114461512948252778</id><published>2011-09-28T12:01:00.000+03:00</published><updated>2011-09-28T12:01:29.186+03:00</updated><title type='text'>game over</title><content type='html'>İki yıl üç aylık macera&lt;br /&gt;Bu sabah 10:35'i biraz geçe&lt;br /&gt;Kadıköy 1.Aile mahkemesinde bitti.&lt;br /&gt;Game over&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2114461512948252778?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2114461512948252778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2114461512948252778&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2114461512948252778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2114461512948252778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/09/game-over.html' title='game over'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8097811751452261090</id><published>2011-09-20T13:11:00.000+03:00</published><updated>2011-09-20T13:11:47.101+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>bak şimdi</title><content type='html'>Bu aralar alınganım galiba. Galiba değil hem de çok alınganım. Gak deseler guk anlıyorum / anlıyor muyum acaba, çok da emin değilim. Neyse olay şu. Ofistekiler cuma akşamı Kadiköye bira içmeye gideceklermiş. Benim dün haberim oldu. Bana söylemiyorlar. Plan yapılmış. Odaya yeni gelen yabancı kıza sordular sana cumartesi uyuyor mu diye, uymuyormuş. Sonra cuma dediler olur dedi. Bana döndüler sordular; "benim boşum yok bu hafta" dedim. Kafalarını çevirdiler. Konu bitti. Şimdi cuma günü gidiyorlar bira içmeye. Bensiz. Dışlandım. Bozuldum. Canım sıkıldı işte. Üzüntü ve muz kabuğu durumu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8097811751452261090?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8097811751452261090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8097811751452261090&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8097811751452261090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8097811751452261090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/09/bak-simdi.html' title='bak şimdi'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4884945669838326789</id><published>2011-09-19T13:29:00.000+03:00</published><updated>2011-09-19T13:29:41.102+03:00</updated><title type='text'>yine yeniden yeni dönem</title><content type='html'>Ooooofffff yine yeniden yeni bir eğitim öğretim yılı. Geldi acıklı bakan iri baş kuzular. Bakmayın öyle acıklı acıklı baktıklarına tam bir ayları var, enseye tokat hale gelmelerine. Bir ay sonra çakal olur, beni suya götürüp susuz getirirler. &lt;br /&gt;Amaaaan şu zaman adi birşey yahu. Ne zaman yaz geçti de eylül geldi yeni dönem başladı. Ben daha yeni döneme hiiiç hazır değilim ki. Aslında yeni bir hayat başlıyor benim için ama zaman bu aralar o kadar karmaşık bir harala gürele ile geçiyor ki şöyle sağ salim bir kafayla birşeye başlayabilmem mümkün değil. Neyse olacak ama yavaş yavaş. Adi zaman yine yoluna koyar herşeyi. Sadece bekle ve gör Rocky!!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4884945669838326789?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4884945669838326789/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4884945669838326789&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4884945669838326789'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4884945669838326789'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/09/yine-yeniden-yeni-donem.html' title='yine yeniden yeni dönem'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4674685684889601226</id><published>2011-09-14T15:34:00.000+03:00</published><updated>2011-09-14T15:34:37.399+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>yanık</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-jVaVDqmKmM8/TnCfTg2IPsI/AAAAAAAAA54/Atlk8rhyj4U/s1600/78252249.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" rba="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-jVaVDqmKmM8/TnCfTg2IPsI/AAAAAAAAA54/Atlk8rhyj4U/s320/78252249.jpg" width="210" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Sağ kolumu yine fırına kurban verdim. Dirseğimin üzerinde şöyle ceviz büyüklüğünde bir yanık izi var. Düşen masanın morarttığı yerin epey üzerinde, tencere yanığının hemen sağında. Sağ kolumla zorum var benim anlaşıldı. &lt;br /&gt;Dün yanık koluma yumurta beyazı sürerken birden hayatın bir yanıktan ya da kesikten pek de farklı olmadığını düşündüm. Hiçbirşey yokken herşey yolundayken hayatta insan yaşadığı rutinden başka birşeyin farkında olmuyor.&amp;nbsp;Ancak&amp;nbsp;rüzgar tersine esmeye başlayıp toz duman olunca hayatımızda herşey o soruna kitleniyor.&amp;nbsp;Vücutta da öyle işte; bir yara ya da kesik olmadığı zaman hiç elin ayağın parmakların vs.nin farkında oluyor muyuz? Yoo dikkat bile etmiyoruz organlarımıza. Ama ne zaman bir yerimiz yaralansa&amp;nbsp;orası zayıf noktamız oluyor. Ona göre dikkat ediyoruz hareketlerimize ve zaman geçip de o yara iyileşene kadar bu böyle devam ediyor. Hayatta da öyle zaman geçip sular duruluncaya kadar bir yerler kanıyor ya da dokununca acıyor. Sadece sabredip yaranın kabuk tutmasını beklemek lazım. O zaman yine herşey eskisi gibi olacak, yine sadece o belli rutinimizde yaşayacağız ve yine yanıklarımıza yumurta sarısı sürüp, onlardan öğrendiklerimizi cebimize atıp yolumuza devam edeceğiz. &amp;nbsp;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4674685684889601226?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4674685684889601226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4674685684889601226&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4674685684889601226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4674685684889601226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/09/yank.html' title='yanık'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-jVaVDqmKmM8/TnCfTg2IPsI/AAAAAAAAA54/Atlk8rhyj4U/s72-c/78252249.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2960548858615119285</id><published>2011-09-06T14:59:00.000+03:00</published><updated>2011-09-06T14:59:07.913+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>vedaların eylülü</title><content type='html'>Takvimler hayatımdaki bir eylülü daha gösteriyor. Bugün okulun kampüsü her eylül olduğu gibi endişeli bakışlı veliler ve okulumuzun yeni öğrencileri ile dolu. Sadece iki ay sonra buranın çakalı olacaklar ama bilmiyorlar. Şu an tek düşündükleri biran önce şu okula kayıt olmak ve yurtmuş servismiş gibi ıvır zıvırları halletmek. Onlar yeni başlangıçların eylülünü yaşıyorlar. Yeni bir dünyaya yeni bir hayata yeni insanlara yeni bir düzene merhaba diyorlar. Ama bir yandan da vedaların eylülünü yaşıyorlar. Şehir dışında yaşayanlar ailelerinin düzenine onların koruyucu kanatlarına anne yemeklerine lise arkadaşlarına belki lise aşklarına veda ediyorlar. Bir süre sonra bir haftasonu bilemedin bir ay sonra yine dönüp gelecekler ama artık eski onlar olmayacak. Biraz daha büyümüş biraz daha ayaklarının üzerinde duran bireyler olacaklar. Ben anne olsam hem gururlanır hem de biraz burulurdum çünkü benim minik bebeğim artık yuvadan uçmuş kendi kanatlarıyla yol almaya ve kendi doğrularına göre yaşamaya başlamış olacaktı ve bu benden tamamen koptuğu anlamına gelecekti. &lt;br /&gt;Bu eylül benim için de vedaların ve yeni başlangıçların ayı. Ay sonunu biraz endişe biraz merak biraz heyecan ve bolca hüzünle bekliyorum. &lt;br /&gt;Bayram benim için tatil yaparak değil eski eşin eşyalarını toplamakla geçti. Geçen cumartesi de nakliyeciler gelip eşyaları alıp gittiler. Yatak odası sökülürken biten bir dizinin toparlanan setindeymiş gibi hissettim kendimi. Yavaş yavaş söktüler dolapları, yatağı, komodinleri. Koskoca oda filmlerde dizilerde olduğu gibi git gide boşaldı. İyi kötü paylaştığımız herşeyi söktüler götürdüler. Tarih oldu herşey. O, ev için bir varmış bir yokmuş oldu. Herşey resimlerde kaldı. Şimdi ay sonundaki mahkemeyi bekliyoruz. Vedaların eylülünde yirmiki gün sonra hayatımda bir sayfa kapanacak ve sonunu bilmediğim bir hayata merhaba diyeceğim. Kimbilir belki bu sefer hem o hem de ben aradığımızı ve birlikte elele yaşlanacağımız doğru kişiyi bulabiliriz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2960548858615119285?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2960548858615119285/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2960548858615119285&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2960548858615119285'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2960548858615119285'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/09/vedalarn-eylulu.html' title='vedaların eylülü'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8524238661197789897</id><published>2011-08-24T09:46:00.001+03:00</published><updated>2011-08-24T09:47:05.511+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>yaz ateşi</title><content type='html'>Sonunda bu da oldu...Aman yok canım öyle büyük birşey değil. Yaz günü ateşlendim işte. Nasıl becerdim biliyorum. Yazları duş aldıktan sonra saçlarımı kurutmam ben. Dünden önceki gece ıslak saçlarla balkon sefası yapıp hafif rüzgar yiyince, bu arala biraz yorgun olan bünye nakavt oldu. Bu sabah sol tarafımın boyun bölgesindeki tutulmadan müteakip kısmı felç durumuna bir de ateş eklenmiş halde uyandım. Aslında ofiste yarım günüm bugün, arayıp gelemiyorum felç oldum bir de ateşlendim demeyi çok isterdim ama iş var, bitmesi lazım. Şimdi böyle yarım yamalak, boynum tutuk, boğazım ağrıyor, gözlerim varolan uykumdan dolayı ağrır ve başım zonk zonk zonklarken (ben çok affedersiniz) siktiri boktan bir sınavı bilgisayarda yazmakla uğraşıyorum. Halbuki bu beden yatak ister, bir tas sıcak çorbayı içip, televizyon karşısında uyuklamak, kedileriyle yumuş yumuş sarmaş dolaş uyumak ister. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8524238661197789897?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8524238661197789897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8524238661197789897&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8524238661197789897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8524238661197789897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/08/yaz-atesi.html' title='yaz ateşi'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3369623723346776602</id><published>2011-08-19T11:11:00.000+03:00</published><updated>2011-08-19T11:11:05.222+03:00</updated><title type='text'>acemi aşçının ettikleri</title><content type='html'>Hoş aslında yedi ay öncesinden daha tecrübeliyim ama yine de acemi sayılırım. Arada öyle şeyler yapıyorum ki ben utanıp sıkılırken bulunduğum bölümün şefini geçici dumura uğratıyorum. Son üç haftadır pastanedeyim. Pastane şefi E. çok tatlı ve iyi niyetli bir usta. Benden küçük ama yıllarını pastanelerde geçirdiğinden benden fersah fersah ötede. Özellikle şeker hamurunu çok rahat kullanıyor. Şunu da söylemek gerekir ki çok iyi bir öğretici. Sabırlı ve mahvetme riskinize rağmen size güvenip bir ürün çıkarmanıza ön ayak oluyor. Size güveniyor ve bu güveni hissettiriyor. Geçen gün yaptığım irmik tatlısını pazar günkü brunch masasına koydu.&amp;nbsp;Hatta akşam iftar tatlısı olarak bir tane daha yapmamı istedi. Bir koltuklarım kabardı ki sormayın. Habire mutfaktakilere tatlıdan yediniz mi? diye sordum. Görmemiş durumları işte.&lt;br /&gt;Ama geçen gün öyle birşey yaptım ki pastane olarak ayvayı yiyecektik, direkten döndük.&amp;nbsp;Bizim restoranda sufle gerçek sufle. Bazı restoranlarda sufle diye yutturulan volkan keki falan değil. Bu yüzden ala carte zamanı gelmeden sufleyi vurmanız gerekiyor. Yani suflenin önceden hazırlanana harcını yumurta beyazı ve sarısıyla vurmanız gerekiyor. Böyle büyük bir kabın içinde gerçekten sağa sola çarparak yumurta beyazı ve sarısıyla karıştırmanız gerekiyor.&amp;nbsp;Geçen gün E. benden sufle vurmamı istedi. Ben de işgüzarlık yapıp elime eldiven takıp sufleyi vurdum. Ne yalan söyleyeyim güzel de oldu. İşler hafileyince E., "bakalım nasıl yapmışsın pişir bir tane de yiyelim" dedi. Böyle havalı havalı doldurdum sufle kasesini attım fırına. Eminim güzel olduğuna, zamanı gelince hazırladım tabağımı sundum şefime. Zavallı adam daha tabağı alır almaz şöyle bir sufleye baktı sonra da bana dedi ki "Sen bunu eldivenle mi vurdun?". Ben de bilmiş bilmiş tabii dedim. Ama bir yandan da adam nasıl anladı diye düşünüyorum. "Belli belli" diyerek suflenin içinden birşeyleri çekiştirmeye başlamasın mı. Meğer sufleyi vururken eldivenin bir parmağı kopup hamurun içinde kalmış. Ben de hiç farketmedim eldiveni falan çıkarırken. E. çekti çıkardı eldiven parçasını ve burnuma doğru sallayıp "skandal kadın!" dedi. Ama gözlerinden ateş çıkıyor. Ben utançtan kıpkırmızı. Allahtan bu durumu gören bir ben, bir E. bir de ikimizin de çok sevdiği şoğuk şefi E. Soğuk şefi gülmekle gülmemek arası, Ben kıpkırmızı gözlerim yaşlarla dolmuş, E. kızsın mı kızmasın mı ne yapsın bilmiyor, "Skandal skandal" diye söyleniyor. Tabii bütün sufle hamuru belki eldivenin tamamını da unutmuşumdur diye çöpe gitti. (Yok çıkardım eldiveni elimden hatırlıyorum ama elim kakaodan kapkara olduğumdan anlamadım işte tek parmağın eksiğini. Ne biliyim oldu işte). &lt;br /&gt;Düşünsenize verilmiş sadakam varmış ya müşteriye gitseydi o. Tam skandal. Rezalet hatta. Ne olurdu o zaman? Ohhh mon dio! Düşünmesi bile fena. &lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3369623723346776602?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3369623723346776602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3369623723346776602&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3369623723346776602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3369623723346776602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/08/acemi-ascnn-ettikleri.html' title='acemi aşçının ettikleri'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6449915742451086544</id><published>2011-08-17T10:20:00.000+03:00</published><updated>2011-08-17T10:20:20.084+03:00</updated><title type='text'>döndüm de gittiğimi bile anlamadım ki</title><content type='html'>Biliyorum daha önceki dönemlere kıyasla az yazıyorum. Geçen hafta izinliydim. Restorandan başka bir yere de gitmedim. İzin zamanı izin gibi geçmedi anlayacağınız. Bugün ofiste ilk günüm ama dedim ya ben izne gittiğimi anlamadım ki döndüğümü anlayayım. &lt;br /&gt;Restoranda ise ramazan dolayısıyla günler karmaşık geçmekte. Her gün iftar öncesi bir karışıyoruz. Bizde hem iftara rezervasyon yaptıranlar hem de normal ala carte müşterileri olduğu için her akşam saat sekiz ile on arası gerginlik had safhada. Büyük şef yine pos makinasının orda durup taaruz komutanı gibi emirler verip duruyor. &lt;br /&gt;"Oğlum bana beş levrek külbastı, iki piliç, on hünkar beğendi veriyosun. Yalvarıyorum çok rica ediyorum."&lt;br /&gt;En çok şu son cümle hoşuma gidiyor. Komiler, garsonlar veya mutfakta birisi biraz ağır davranıp, işi aksattığında büyük şef, sinirlenip bağırmadan önce oldukça imalı -hadi ironik diyelim- bir şekilde "yalvarıyorum çok rica ediyorum" diyor. bir de büyük şefin "herkes" yerine "herkeş" demesine hastayım. Bunu duyunca ister istemez gülümsüyorum. Birgün neye güldüğümü soracak rezil olucam. &lt;br /&gt;Ev de ise artık tek başımayım. Bir hafta önce giysilerinin bir kısmını alıp annesinin evine gitti. Dün de ev tutacaktı ne yaptı bilmiyorum. Sanırım diğer eşyalarını taşıması yakındır. &lt;br /&gt;İşte böyle piyasalar gibi bana da ramazan rehaveti çökmüş durumda. Yapacak bir ton iş var ama hiçbirşey yapmıyor, suyun yolunu bulmasını bekliyoruz. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6449915742451086544?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6449915742451086544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6449915742451086544&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6449915742451086544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6449915742451086544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/08/dondum-de-gittigimi-bile-anlamadm-ki.html' title='döndüm de gittiğimi bile anlamadım ki'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6309654915080478493</id><published>2011-08-05T10:48:00.000+03:00</published><updated>2011-08-05T10:48:47.885+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>sabah sürprizi</title><content type='html'>Hayatta bazen karşımıza çıkan minnak ve hiç beklenmedik olaylar bizi inanılmaz mutlu edebiliyor. Cok nadiren olduklarından hem iz bırakıyorlar hem de insana moral veriyorlar. &lt;br /&gt;Bu sabah nadiren ayda yılda olmasa da birkaç ayda bir gittiğim yani en son ne zaman gittiğimi şak diye söyleyemediğim bir bankada uyuyan hesabımı dürtmeye gittiğimde, aldığım sıra numarası ara ara bankoda ara ara başka bölümlerde çalıştığını bildiğim, gördüğüm ilk konuştuğum günden itibaren beni kıllandıran (iyi anlamda; anladınız siz onu) bankacı çocuğun bölümünde yandı. Bankoya gittiğimde söylediğim "Günaydın"a "Günaydın Karga hanım" diye hiç tereddüt etmeden şak diye cevap verince önce bir algılamadım, işimi söylemek için ağzımı açtım sonra biraz durup "adımı nerden biliyorsunuz?" dedim. Sonuçta o şubenin kalantor teyzelerinden değilim, maaş müşterisi değilim, gariban minnak bir uyuyan hesabı olan sıradan biriyim. Normalde adımı hatırlaması mümkün değil (en azından daha önce bankodakilerin hiçbiri hatırlamadığı için burdan bir çıkarım yapabiliyorum. Hatta bir ara gittiğimde uzun uzun saç muhabbeti yaptığım tombalak bankacı kız bir sonraki gidişimde beni tanımamıştı). "Biz biliriz"dedi. Ayy bir hoşuma gitti. Utanmasam yüzümde sırıtık bir gülümseme "hadi yaa!" diyeceğim ama tuttum kendimi. Sadece "hmmm" demekle yetindim. İşlem sırasında peynir görüntümden olsa gerek "tatil ne zaman?" diye sordu. "Haftaya ama buradayım" dedim sonra akıl edip "sizin ne zaman" diye sordum. 15'inde gidiyormuş. "Zaten yaz bitti nereye gidilecek ki" diye topu ona attım akdeniz sahillerini tavsiye etti. "Çok kalabalık" dedim ukala ukala. İşlemlemin bitişiyle birlikte bizim ayak üstü sabah elektriği de bitti. Yüzümdeki gülümsemeyi toparlayabildiğim kadar toparlayıp iyi günler dileyip çıktım bankadan. Ama tüm yol boyunca jokerin ki gibi kocaman bir gülümseme vardı suratımda. Hala da bu satırları yazarken duruyor o gülümseme. &lt;br /&gt;Eh be el oğlu, aferim ulen sabah sabah ne hoş bir şey yaptın bana! Bu gazla bugün süper geçer valla! &lt;br /&gt;Daha mı sık uğrasam ben bu bankaya acep?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6309654915080478493?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6309654915080478493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6309654915080478493&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6309654915080478493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6309654915080478493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/08/sabah-surprizi.html' title='sabah sürprizi'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8245943044140523538</id><published>2011-08-02T11:35:00.002+03:00</published><updated>2011-08-02T11:38:29.437+03:00</updated><title type='text'>ağustos için dileğim</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-0qJPzq8hQeA/Tje2vAO8SuI/AAAAAAAAA5w/rD2hdO0e0U0/s1600/119704040.jpg" imageanchor="1" style="margin-left:1em; margin-right:1em"&gt;&lt;img border="0" height="244" width="340" src="http://2.bp.blogspot.com/-0qJPzq8hQeA/Tje2vAO8SuI/AAAAAAAAA5w/rD2hdO0e0U0/s400/119704040.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman bu şarkıyı duysam arabamla son sürat belli bir rota olmaksızın keyifle gittiğimi ve arabanın açık pencerelerinden giren rüzgarın saçlarımı dağıttığını hayal ederim. Ağustos ayı da böyle çılgın ve keyifli geçsin inşallah. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="250" height="40"&gt;&lt;param name="movie" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=30445802&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=30445802&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8245943044140523538?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8245943044140523538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8245943044140523538&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8245943044140523538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8245943044140523538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/08/agustos-icin-dilegim.html' title='ağustos için dileğim'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-0qJPzq8hQeA/Tje2vAO8SuI/AAAAAAAAA5w/rD2hdO0e0U0/s72-c/119704040.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6733196392522435244</id><published>2011-07-29T11:11:00.000+03:00</published><updated>2011-07-29T11:11:35.454+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>yollarımız burada ayrılıyor</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-iul9_LrM1Wk/TjJrIEhwg9I/AAAAAAAAA5o/qkS2VF-KFvY/s1600/119941060.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://1.bp.blogspot.com/-iul9_LrM1Wk/TjJrIEhwg9I/AAAAAAAAA5o/qkS2VF-KFvY/s320/119941060.jpg" t$="true" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Daha önceki dört yıl bu ise iki yıl sürdü. Demek ki benim için üst sınır dört. Bir dördü geçebilsem işler yoluna girecek ama yok bırak dördü geçmeyi bu sefer süre yarısına düştü. &lt;br /&gt;Evet ben evlilik olayını yapamıyorum. Aslında anlayamadım şu: bu evllik olayı benim bünyeme mi ters yoksa evlendiğim beyefendiler mi yanlış seçenek? Hayır bir anlasam işler yoluna girecek ama daha bu&amp;nbsp; konuda farkındalığım!!! oluşmadı. &lt;br /&gt;Oysa benim istediğim çok basit: biraz ilgi, biraz destek, biraz paylaşım, bol kahkaha, bol gezme, bol eğlence. Şan,şöhret, para, pul değil istediğim. &lt;br /&gt;Şöle aybaşında masa başına oturup kafa kafaya versek plan bütçe yapsak, takvimi önümüze alıp tatilleri işaretleyip "bak bu tatilde buraya gidebiliriz!" diye konuşsak ona göre para biriktirsek mesela ya da akşam işten eve geldiğimizde koltuğa kurulup karşılıklı günümüzün nasıl geçtiğini anlatsak. O,&amp;nbsp;gün içersinde başından geçen ilginç birşeyi anlatsa, ben öğrendiğim birşeyi anlatsam ya da ne bileyim canımızı sıkan şeyleri paylaşsak sonra desek ki "boşver ya ne olmuşsa olmuş, şimdi senin yanındayım ya hayat bana güzel!".&lt;br /&gt;Sonra ev içinde üstünlük kavgası olmasa. "Sen benimle yarışıyorsun! Bana üstünlük kurmaya kalkıyorsun!" cümlelerini hiç duymasam (ne hikmetse her iki evliliğimde de deja vu gibi bu cümleyi duydum. potansiyel bir lider miyim neyim ben yahu?). Beyefendi ev işlerinde bana yardım etmekten gocunmasa yeri geldiğinde cam bile silse. Bunu yapmanın onun erkekliğinden birşey götürmediğini anlasa. Hadi bırak geçtim cam silmeyi (tamam çok uç bir istek oldu) ekmek almak bile zor gelmese. Şööle evini benimsese, evini sadece otel gibi kullanmasa. Evin bir tarafı aktığında ya da tamir edilmesi gerektiğinde, sanki başkasının eviymiş de onlar tamir edecekmiş gibi davranmasa, bir hal çaresi düşünse. &lt;br /&gt;Ama en önemlisi de evliyken "kendimiz kalabilsek". Birbirine yapışık değil birbirine paralel hayatlar sürebilsek ve bundan büyük keyif alsak. Kimse kimseyi değiştirmeye çalışmasa mesela. Birbirimizi sadece olduğumuz kişiler olarak sevsek. Tek taraflı fedakarlık beklemesek, tıngır mıngır yuvarlanıp gitsek, konuşmadığımız zamanlarda sadece elele tutuşup birbirimizin nefesini dinlesek, konuşmadan anlaşsak, bundan da rahatsız olmasak. &lt;br /&gt;Ya işte böyle istemesi kolay ama kazın ayağı öyle değil. Bu ay mahkemeye dilekçemizi verdik. Adli tatil olduğundan daha gün belli değil ama Eylül içersinde bir zaman yollarımız ayrılacak. Ne bileyim içim buruluyor işte. Bu noktaya neden geldiğimizden çok onun bundan sonra ne yapacağını düşününce, içim buruluyor. Yalnız kalacak en çok üzüldüğüm de bu. Ama keşke yürüseydi, keşke sevgili olabilmeyi başarsaydık. Belki o zaman evli olurduk.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6733196392522435244?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6733196392522435244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6733196392522435244&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6733196392522435244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6733196392522435244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/07/yollarmz-burada-ayrlyor.html' title='yollarımız burada ayrılıyor'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-iul9_LrM1Wk/TjJrIEhwg9I/AAAAAAAAA5o/qkS2VF-KFvY/s72-c/119941060.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5381137247201934584</id><published>2011-07-27T11:01:00.001+03:00</published><updated>2011-07-27T11:07:07.623+03:00</updated><title type='text'>belki de güzel bir yerdeler...kimbilir</title><content type='html'>İlkokul dördün ya da beşin yazıydı. Sıcak bir sabahtı. Sokakta evcilik mi oynasam yoksa yakalamacılık mı oynasam diye düşünmek en büyük derdimdi. Annem balkonda boynunu eğmiş yukardaki komşu ile hararetli hararetli birşey konuşuyor, aaaaaa'lar eeeeeee'ler, ah ah ah'lar uçuşuyordu konuşmanın içinde. Annemin yüz ifadesinin korkunçluğundan ortada çok önemli bir şeylerin döndüğünü sezmek için deha olmaya gerek yoktu. Hemen annemin yanına balkona gittim, "ne olmuş?" soruma verdiği tek cümlelik yanıtı hayatım boyunca unutamadım. "Demet ölmüş!". Demet, benim hem sınıf arkadaşımdı hem de komşumuzun kızıydı. Onlar tatile gitmeden önceki gün fabrikanın sosyal tesislerinde oynamış, birbirimize sarılıp iyi tatiller dilemiştik. Sonra onu en son evlerinin salonunda annesinin büyüttürüp duvara astığı koskocaman siyah beyaz resimde bize gülerken gördüm. &lt;br /&gt;Demet'in ölümü benim "ölüm", kelimesi ya da olgusuyla ilk karşılaşım ve oturup üstüne uzun uzun düşündüğüm ilk zamandı. O zamandan bu zamana benim beynim ölümü algılamıyor. Ölenlere bir daha hiç dokunamayacağımızı, seslerini duyamayacağımızı, kokularını içimize&amp;nbsp;çekemeyeceğimizi, bunlardan geçtim hayatımızda bıraktıkları boşluğun hiçbir zaman dolmayacağını kabullenemiyorum. Ne Demet'in, ne babamın, ne ailede bize veda edenlerin, ne de tanıdık bildik sanatçıların ölümünü içime sindiremiyorum. &lt;br /&gt;Amy Winehouse'un ölümü aklıma bunları getirdi. Pat diye gelen ölümler belki de böyle kabullenmeyi zorlaştırıyor. Her zaman aklınızın bir yerinde o "nassı ya!" duygusu duruyor. Beyin inatla onların boşluğunu kabullenmiyor. Sonra kendini "nefesi bu kadarmış"la teselli ediyorsun. O "nassı ya!" duygusu hep kalıyor ama "nefesi bu kadarmış" sana bir hava deliği oluyor yoksa içinden çıkılmaz birşey bu "nassı ya!". Delirtir insanı. Bunun dışında biz arkada kalanların, eğer içimizdeki yangını hafifletebilirsek, yapacağımız tek şey güzel bir yerde ve mutlu olduklarını ümit etmek o kadar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe frameborder="0" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/embed/video/x3jtji"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x3jtji_amy-winehouse-back-to-black_music" target="_blank"&gt;Amy Winehouse - Back To Black&lt;/a&gt; &lt;i&gt;  &lt;a href="http://www.dailymotion.com/AmyWinehouse" target="_blank"&gt;AmyWinehouse&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5381137247201934584?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5381137247201934584/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5381137247201934584&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5381137247201934584'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5381137247201934584'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/07/belki-de-guzel-bir-yerdelerkimbilir.html' title='belki de güzel bir yerdeler...kimbilir'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7703643735730105889</id><published>2011-07-23T10:05:00.001+03:00</published><updated>2011-07-23T10:06:24.773+03:00</updated><title type='text'>içimde bir fred çakmaktaş var coşmak istiyor</title><content type='html'>Herşey halloldu. Keyfim yerinde. Durumu şu anki noktaya getirinceye kadar göbeğim çatladı, üç haftadır ne doğru dürüst uyku uyudum ne de yemek yedim ama çok şükür hallettim. Bu arada kafaya bir şeyi takınca sonuna kadar gidebildiğimi de gördüm. Kendim ile ilgili birşeyi daha keşfettim. Ne bileyim gurur duydum be kendimle blog. Şimdi içimde bir fred çakmaktaş var coşmak istiyor. Çok mutluyum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/2PPf3aaZmUw" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7703643735730105889?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7703643735730105889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7703643735730105889&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7703643735730105889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7703643735730105889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/07/icimde-bir-fred-cakmaktas-var-cosmak.html' title='içimde bir fred çakmaktaş var coşmak istiyor'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/2PPf3aaZmUw/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-9152496044359456484</id><published>2011-07-21T10:06:00.000+03:00</published><updated>2011-07-21T10:06:57.996+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>bunlarsız yaz</title><content type='html'>Öyle böyle hayatmızın bir temmuzu daha devrilmek üzere. Bugün öyle sıkıntı mıkıntı yazısı yazamayacağım. Zira ruhum sıkılmaktan sıkıldı yorgun, harap ve bitap vaziyette. Koyverdim gitti a...k...herşeyin (mutfaktan geçti ağzıma. herkes herşeye a....k... diyor) dedim. Bıktım didinmekten. Neyse bugün aklımda 40 yaşıma girmeden yapacağım şeyleri yazmak vardı vazgeçtim. Yine plan program yapacağım sonra başıma başka başka şeyler gelecek, umutlandırmayayım kendimi. &lt;br /&gt;Gelelim sadede bugün şu yaz günlerinde görmekten bıktığım, tiksindiğim şeyleri yazmak istiyorum. Zaten hava ısınmış, boğucu bir yaz gelmiş, deniz desen uzak bir hayal bir de üstüne bunları görünce iyice çekilmez oluyor. Neleri mi? Yazayım efenim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Koca popolu, göbekli abilerin o çirkin ayaklarına giydikleri flip flopları mesela görmek istemiyorum. Ayakları çirkin, bakımsız, kirli, tırnakları kararmış bu abiler, giydikleri o kapri şortların altına flip flopları giyiyorlar son birkaç senedir. Bunları görünce işte benim imdem bulanıyor. Şöyle üstlerine doğru kusasım geliyor. Bizim Türk standardı erkeklerimiz birer Malibu ya da Hawaii sörfçüsü olmadığı, uzun sarışın dar kalçalı hatırı sayılır baklavaları olan birer ilah olmadıklarına göre beylerimizin bünyesi flip flopları kaldırmıyor. Ama minibüs şoföründen, &amp;nbsp;simitçisine vs. vs. hepsinde flip flop. Olmuyor kardeşim. Derhal ve derhal Amerikadan ithal bu flip flop modasının sadece bakımlı anşante Türk erkekleri ile sınırlı kalmasını temenni ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Malum bu sene modacılar bir şort modası çıkardılar. Önüne gelen hatun araba yıkayan seksi manken kızların giydiği kısalıkta yani varla yok arası çeşit çeşit şortu giyip sokaklarda arz-ı endam etmekteler. Hayır şöyle selvi boylu ince bacaklıların giydiklerine sözüm yok. Yakışana pek güzel oluyor. Gözümüz gönlümüz açılıyor da ya o tombul bacaklılara ne demeli. Yaw sokağa çıkarken hiç mi aynaya bakmıyorsunuz ya da anneniz "hop evladım, dur bir dakka sen böyle nereye?" hiç mi demiyor. Valla ben gençken sokağa çıkmak için annemin&amp;nbsp;kıyafet onayını almak Habur sınır kapısını geçmekten daha zordu. Tamam herkes kilolu olabilir, kilolarıyla barışık olabilir ama sırf moda diye koca kalın baldırlarınızı o daracık şortlara tıkıştırmaya ne gerek var. Olmuyor yakışmıyor, daha kötü gözüküyorsunuz. Lütfen biraz daha dikkat. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik maruzatım budur. Sokaklardan bildirmeye yine devam edicem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-9152496044359456484?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/9152496044359456484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=9152496044359456484&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/9152496044359456484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/9152496044359456484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/07/bunlarsz-yaz.html' title='bunlarsız yaz'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7462656843792668407</id><published>2011-07-19T10:43:00.000+03:00</published><updated>2011-07-19T10:43:51.713+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>boşluk</title><content type='html'>Adsız demiş ki "nasılsın?". Valla bugünlerdeki ruh halim kısaca boşluktayım. Bir ay önceki full enerji mutluluk, neşe yerini temmuz başı itibariyle super bir boşluğa bırakmış bulunuyor. Hiçbirşey hissetmiyorum. Ne sıkıntı, ne üzüntü, ne neşe, ne mutluluk. Evet bir sıkıntım var ama yazmayacağım buralara. Bir haksızlığa uğradım ama bende gizli kalsın istiyorum. Zaten çooook büyütülmemesi gereken birşey büyüdü, benim dışımda büyütüldü ve tüm neşemi, mutluluğumu elimden aldı. Artık daha fazla ortalığa saçılsın istemiyorum. Sıkıntım büyük ve bu aniden ortaya çıkan lanet sıkıntı beni bir boşluğa düşürdü. Şimdi tüm kalbimle herşeyin hazirandaki gibi olmasını diliyorum. İçim tekrar dolsun, bu boşluk bitsin istiyorum. &lt;br /&gt;Geçecek biliyorum bu da geçecek ama ben bu temmuzu hiç hatırlamak istemeceyeğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7462656843792668407?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7462656843792668407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7462656843792668407&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7462656843792668407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7462656843792668407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/07/bosluk.html' title='boşluk'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6298450197109743142</id><published>2011-07-13T10:51:00.001+03:00</published><updated>2011-07-13T10:52:33.783+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir kitap okudum hayatım değişmedi'/><title type='text'>incelik</title><content type='html'>&lt;em&gt;Kadınlar, bazen çocuğudur kendinin. Bu yüzden herhalde ağladıklarında ne kalpleri kırıldı diye, ne canları yakıldı diye ağlarlar. Kadınlar ağladıklarında, ekseriyetle, "Kıyamam ben sana," diye gizlice kendilerine sarılırlar. Yalnız kadınlar, kendilerine yer yer bu hayatta anne merhameti göstermek mecburiyetinde kalırlar.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yalnızlıklarına, kadınlıklarına, çocukluklarına, annelerine, hayata...Hep birlikte ne varsa yani, o bütüne ağlanır. Yoksa dizdeki yara değildir ne de kalpteki kırık. Hep kırılmasına ağlanır, hep düşülmesine, hep ama hep aynı şey olmasına...Niyesine ağlanır bunların. Bir büyük trajediye. Her bir küçük yara eklendiğinde eski izlere, bütün bu yara zincirine ağlanır. Her ağlama bu zincire bir anne sarılmasıdır. "Gel bakiiiim sen buraya"dır o, "nasıl kıymışlar benim güzel kızıma?"dır. Bu yüzden sebebi sorulduğu anda hikaye anlatılamayacak kadar uzundur. Kelimeleri birbirine karışmış bir eski keder. Belki de aynaya bakıp, gösterip aynadaki görüntüyü, "Buna ağlıyorum işte," denmelidir, "bunun tamamına!"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Öfkelensek keşke. Bağırıp çağırsak, içimize değdirmeden olup biteni. Öyle ağzımızda olsa öfkemiz. Söyleyince geçse. Ama çoğu kez öyle değil işte. çünkü paldır küldür kırılmaz kalp. Çıt eder, eski, renkli, cam kadehler gibi. Sonra alıp o kırık parçaları yerine yapıştırmaya çalışmaları yok mu? Kaba saba durur artık her çaba, kalp bir kez çıt edip çatlayınca. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kalp hekimi geçen gün, elektrokardiyomu çeker iken, kalbimi ekranda gördüm. Bir tuhaf, bir acayip hismiş meğer. Öyle canhıraş atan bir şey. Sevesim geldi; "Dur biraz, dinlen," diyesim. Kalbimi, çocuğummuş gibi sevesim geldi; anlatamam. Sonra dedi ki doktor: "Çok cefakar bir organdır kalp." Baktım hakikaten öyle. Atıp duruyor yani, ta doğduğun günden bu yana. Bunları yazarken de atıyor mesela. Sevdim onu tuhaf bir merhametle. Çok çalışkan bir şey olduğu için, minnacık haliyle bütün bedenle başa çıkmaya çalıştığı için, sanki çok yorulmuş da duruverecekmiş gibi görünmesine rağmen hareket etmeye devam ettiği için. Tuhaf ama böyle. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sonra o zaten minnacık haliyle çalışıp duran şeye kıyıyorlar. Tuhaf değil mi? Hepimizin kalbini kırıyorlar.Ne kıymetli kalplerimiz var oysa. Tek beslendiği bu cefakar şeyin, incelikler. Onları esirgiyorlar. Bütün bedenle yıllardır, hiç durmadan başa çıkabilen, binlerce meseleyle başa çıkarken hep devam eden, hep devam eden o gayretli kasımıza, inceliksiz sözleriyle dokunuyorlar. Durmuyor kalp o zaman. Çıt edip soluyor. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bir kalbin solmasından daha kötü ne olabilir ki?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Durunca görünüyor ekranda. Solunca görünmüyor. Bu yüzden solmuş kalpler aslında durmuş kalplerden daha acıklı oluyor. Bir gün konuşmamaya karar vermiş çocuklar kadar felaket...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu günlerde Ece Temelkuran'nın &lt;em&gt;İkinci Yarısı &lt;/em&gt;kitabı var elimde. O da benim gibi ömrünün ikinci yarısına başlamış. Onun da içi benim gibi türlü kırgınlıklarla, pişmanlıklarla dolu. Bu kitaptaki her bir deneme de kendimden birşeyler buldum ama en çok yukarıya yazdığım yazısını beğendim. Alın okuyun derim. Kendinizden çok şeyler bulacaksınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6298450197109743142?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6298450197109743142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6298450197109743142&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6298450197109743142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6298450197109743142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/07/incelik.html' title='incelik'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5059536450309254865</id><published>2011-07-06T11:12:00.000+03:00</published><updated>2011-07-06T11:12:52.702+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>beceriksiz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-gUmQ2dHTP-8/ThQY7vpjIBI/AAAAAAAAA5k/GUumLScerAI/s1600/97560178.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" m$="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-gUmQ2dHTP-8/ThQY7vpjIBI/AAAAAAAAA5k/GUumLScerAI/s320/97560178.jpg" width="212" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Çok şey mi istedim ben hayattan? Anne babamın gurur duyacağı hayırlı bir evlat, iki eski eşimin sevdiği, bayıldığı, birlikteyken mutlu olduğu eş, öğrencilerimin sevdiği hoca, kardeşimin dert ortağı, sırdaşı abla arkadaşlarımın dostlarımın canı, başları sıkışınca hemen koştukları kişi, kızını/oğlunu çok seven ilgili, sakin, sabırlı bir anne, hayallerinin peşinden koşup iyi bir aşçı olmak isteyen, kendini bu işe adayabilecek kadar çok seven biri olmak istedim. Ama itiraf ediyorum saydıklarımın hiçbirini yapamadım, hiçbiri olamadım. Şimdi sadece hani çamura yüzükoyun kapaklanırsınız ve her tarafınız çamur olur ya öyle hissediyorum kendimi. Herşeyi eline yüzüne bulaştırmış, o çamur deryasını ortasında oturup kalmış gibi hissediyorum. &lt;br /&gt;Sadece ama sadece gittikçe hızlanan bir trenin ardından elimden geldiğince hızla koşturup o treni yakalamak istemiştim ben. Eğer o trene binebilirsem kadere karşı koyabileceğimi düşündüm. Kafa tuttuğum kadere yenilmeyeceğimi düşündüm. Ama yok olmadı. Alt etti beni kader. Kenarda yüzünde alaycı bir ifadeyle benim neler yapacağımı beklerken ve biliyorken benim onunla başa çıkamayacağımı ayağını uzatıp çelme takıverdi bana. Nefesim kesildi, yere kapaklandım, kalkamadım, bıraktım o trenin peşinden koşmayı. Artık gittikçe uzaklaşırken ve her geçen gün benim yetişmem olanaksızlaşırken, arkasından bakıyorum o trenin. Omuzlarım düşük, ne yapacağımı bilemez halde. Tek şeyi biliyorum ama o da beceriksiz olduğum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5059536450309254865?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5059536450309254865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5059536450309254865&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5059536450309254865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5059536450309254865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/07/beceriksiz.html' title='beceriksiz'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-gUmQ2dHTP-8/ThQY7vpjIBI/AAAAAAAAA5k/GUumLScerAI/s72-c/97560178.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-686706394277009915</id><published>2011-07-04T11:19:00.000+03:00</published><updated>2011-07-04T11:19:46.495+03:00</updated><title type='text'>halı</title><content type='html'>Bu aralar halı gibi hayatımı silkeliyorum. Üzerindeki bütün tozlar kirler uçup gidecek diye ümitleniyorum.&amp;nbsp;Ama bilemiyorum işte ne olacak bunun sonu. Benim için dua edin sadece. Benimkiler işe yaramıyor belki sizinkiler tutar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-686706394277009915?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/686706394277009915/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=686706394277009915&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/686706394277009915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/686706394277009915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/07/hal.html' title='halı'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4186918405491934310</id><published>2011-06-21T14:28:00.000+03:00</published><updated>2011-06-21T14:28:39.179+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>baba erkekler / babasız kızlar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-r399puO0JwY/TgCAWZG-tfI/AAAAAAAAA5g/_6eWjtPF9q4/s1600/111661491.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" i$="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-r399puO0JwY/TgCAWZG-tfI/AAAAAAAAA5g/_6eWjtPF9q4/s320/111661491.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;"Dün annemi aradım, babalar gününü kutladım. Bilerek de eşimin yanında yaptım, bana ne kadar babalık edemediğini anlasın" diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cümle benim yıllardır karşı cinsle olan ilişkilerimde bir türlü bilemediğim, bulamadığım şeyi buldurdu. &lt;br /&gt;Cümlenin sahibi ofisteki arkadaşım D. çok küçük yaşta babasını kaybetmiş. Şehit düşmüş babası Kıbrıs'ta. O bebekken. Annesi yıllarca ona hem analık hem babalık yapmış. Bundandır onun annesini arayıp babalar gününü kutlaması. Ama özellikle eşinin yanında bunu yapması ise eşinin onu bir türlü sahiplenmemesinden dolayı yaşadığı kırgınlıktan, kızgınlıktan, eşinin onu ne kadar yalnız, desteksiz bıraktığını göstermek istemesinden. Mesajı verebilmiş mi? Tabii ki hayır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani o pek meşhur hanım dergileri vardır ya, Cosmo gibi Marie Claire gibi. Her ay oturur kadın erkek ilişkileri dosyaları hazırlarlar. Genelde hep aynı sorular sorulur; "karşı cinste sizi ne çeker? karşı cinste ne ararsınız?" Onlarda annem gibi yemek yapsın, evine sahip çıksın vs. vs. gibi cevaplar verirler. Kısacası erkekler kadınlardan hem bir anne gibi şefkatli olmalarını, hem mankenler gibi alımlı ve seksi olmalarını, hem bir sağır ve dilsiz hadi bilemedin üç maymun gibi davranmalarını, hem bir ahtapot misali herbir işi dört kolla halletmelerini ve onlara yapacak fazladan iş çıkarmamaları beklerler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya kadınlar? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelleme yapmak istemesem de kendimin vardığı sonuçtan yola çıkarak kadınlar baba gibi erkekler istiyor onu anladım. Hani o küçükken bizimle oynayan, ağladığımızda yanımızda olan ve bize sarılıp herşeyin yoluna gireceğini söyleyen, yaptığımız şeylerle gerçekten gurur duyup mutlu olan, farkettirmeden arkamızda tuttuğu o görünmez ama orda olduğunu bildiğiniz desteği veren babalar gibi erkekler istiyoruz. Ne yaparsak yapalım yanımızda olacağını bildiğimiz, düştüğümüzde bizi tutacak ya da kalkmamız için elini verecek, hayatın kaçınılmaz sorumluluklarının yükünün altında ezilirken bir omuz verip kaldıracak, hep destek tam destek, kendinde kalmışken bizim de kendimizde kalmamıza izin veren, birlikte farklılıklarımızı koruyup bir bütün olabileceğimiz erkekleri istiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle baba erkekleri bulanlara diyecek sözüm yok, ne diyeyim Allahın sevgili kulları onlar. Ama biz, hem gerçek babalarını kaybetmiş hem de baba gibi erkeğini bulamamış kızlar, hep bir tarafımız eksik ama kuyruğu dik tutarak yaşamak zorundayız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4186918405491934310?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4186918405491934310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4186918405491934310&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4186918405491934310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4186918405491934310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/06/baba-erkekler-babasz-kzlar.html' title='baba erkekler / babasız kızlar'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-r399puO0JwY/TgCAWZG-tfI/AAAAAAAAA5g/_6eWjtPF9q4/s72-c/111661491.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8935072522169247990</id><published>2011-06-17T11:14:00.000+03:00</published><updated>2011-06-17T11:14:31.034+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>karga stajda/ bölüm kaç unuttum valla</title><content type='html'>Benim kendi mezun olduğum branş dışında başka bir iş yapmışlığım yoktur. Daha doğrusu üç hafta öncesine kadar yoktu. Annemin gazıyla ve doğal olarak eğitim sistemimizin ve yaşın verdiği kafanın bir karış havada olması haliyle seçtiğim lisans programından mezun olup, bu meslekte geçirdiğim yıl sayısı bu sene itibariyle 13'ü bulduğunda geldiğim son nokta, herkes eğer imkanları el verirse kendi branşının dışında ama okurken ama daha sonra başka bir işte çalışsın. Niye mi? Bakış açınız değişir de ondan. Farklı kesimlerdeki insanları tanır, onların hayatlarına dokunur, kendi hayatınıza daha farklı bir şekilde yaklaşırsınız. Şu moda kelimeyi de soyleyeyim hadi tam olsun: farkındalığınız artar. &lt;br /&gt;Bu staja başladığımdan beri mesleki anlamda çok şey öğrendim ama asıl bana tokat gibi çarpan kendi sıradan!!! bulduğumuz hayatların aslında başkaları için ne kadar da super, inanılmaz, ulaşılması imkansız hayatlar olduğu. Ha benim hayatımda ne mi var? Aslına bakarsanız normal standart bir insan hayatı; bir arabam, iki kedim, çok sevdiğim bir evim, bir işim vs. vs. Yani ne yalıda oturuyorum ne de her ay banka hesabımda "saç saç paraları paraları" şarkısını söyletecek kadar bir maaşım var. Ama şimdi staj yaptığım yerdeki çocuklara bakıyorum da benim artık neredeyse külüstür kategorisine girecek hale gelmiş düldül bile onlar için çok önemli birşey. İkide bir "tabii seni araban var!" diyip duruyorlar. Araba almak -belki şu an- onlar için bir hayal. Aslında değil arabam üniversite mezunu olmam bile onlar için yeteri kadar inanılmaz bir durum. &lt;br /&gt;Demem o ki bizim için sıradan olan şeyler aslında onlar için ne kadar önemli. İşe gelmek için taaaa nerelerden kalkıp geldiklerini, iki araç değiştirmek zorunda kaldıklarını öğrenince, gecenin köründe otobüse yetişmek için ne kadar acele ettiklerini gördükçe hem kendi hayat şansıma şükrediyorum hem de onlar için birşey yapamadığımdan içim daralıyor. Üniversitedeki bir hocamın meşhur "Life isnot fair" sözü o zaman için ne kadar birşey ifade etmiyorsa şimdi bu sözü iliklerime kadar hissediyorum. Ve diyorum ki hayatın bu kadar adaletsizlik üzerine kurulmuş olması bile başlı başına ne büyük bir adaletsizlik. Ne haksızlık!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8935072522169247990?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8935072522169247990/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8935072522169247990&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8935072522169247990'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8935072522169247990'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/06/karga-stajda-bolum-kac-unuttum-valla.html' title='karga stajda/ bölüm kaç unuttum valla'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8390561310648189000</id><published>2011-06-14T11:01:00.000+03:00</published><updated>2011-06-14T11:01:11.887+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karga mutfakta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karga stajda'/><title type='text'>karga stajda / 3.hafta</title><content type='html'>Şu meşhuuuur stajımda üçüncü haftaya başladım dün. Aslında dün pazar günü restorandaki brunchı anlatacaktım ama araya RTE girdi (parazit gibi) yazı kaldı. Bu pazarı yazarım artık. Ne de olsa bu pazar babalar günü ve geçen haftaki brunch gözlemlerime babalar günü brunch'ı gözlemlerini de eklerim. &lt;br /&gt;Bu hafta stajıma pastane devam edeceğim. Dün itibariyle gördüm ki mutfağın en ama en zor yeri pastane. Bir kere hata kaldırmıyor. Görselliğe kesinlikle önem vermeniz gerekiyor çünkü diğer yemeklerde müşteri zaten çok aç olduğundan önüne gelene dikkat etmiyor, hoop tabağa yumuluyor ama tatlı kısmında öyle değil. Karnı doymuş olan kişi(ler), keyif yapmak için tatlılarını söylerler ve aç olmadıklarından da önlerine gelen tabağa daha bir alıcı gözle bakarlar. Bundan dolayıdır ki tatlı tabaklarınızın afilli olması, müşteriye "vawwww!!!! Mamma Mia!!!"&amp;nbsp;dedirtmesi gerekir. Bizim restorandaki pasta şefi de işinin ehli bir usta. Zaten tatlı hastası bir tip olarak ustanın hazırladığı tabaklara geldiğimden beri kesikler atıp, kaşla göz arasında tatlılardan götürmekteydim ama dün servis için tabakları hazırlamaya başlayınca, işin ne kadar zor olduğunu anladım. O krema torbasını kullanmak ne kadar zormuş öyle. İkiye bölüp kullanmazsan ve elini çabuk tutmazsan bütün krema bir tatlının üstüne dökülebilir. Zira dün akşam ben ikiye bölmeden kullanırım sandığım krema torbasındaki tüm kremayı dört profiterol topunu üzerine boşaltmak üzereyken şef koştu geldi ve krema torbasını ve dolayısıyla servise çıkacak tatlıyı benden kurtarabildi. Hele bir de sosları kalem denilen birşeyle incecik çizmek var ki o en büyük bela. Ben daha önce böyle birşey yapmadığım için ve henüz elim kırılmadığından dün o çizgileri çizemedim. Anlayacağımız dün akşam restoranda bana pek bir güldüler. Ama olsun zaten ben de kendime çok güldüm. "La daha biraz önce elime aldım elime bunu, yapacağız elbet" diyerek onları püskürttüm. Bu akşam&amp;nbsp;programda soğanlı, zeytinli ve kepekli ekmek yapmak var. Bak bunları becerebilirim. Yani sanırım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8390561310648189000?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8390561310648189000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8390561310648189000&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8390561310648189000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8390561310648189000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/06/karga-stajda-3hafta.html' title='karga stajda / 3.hafta'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5297701535479817388</id><published>2011-06-13T10:19:00.000+03:00</published><updated>2011-06-13T10:19:09.461+03:00</updated><title type='text'>2023</title><content type='html'>Eeeee aziz Türk milleti bunu da yaptın işte! Demek herşeyden memnunmuşsun. Kabadayı bir üsluptan, giderek polis devletine dönüşen bir ülkede yaşamaktan, doğanın tarihin cahilcesine katledilmesinden, özgürlük diye sunulanın aslında büyük bir kandırmaca olduğundan, "özgürlük, adalet, eşitlik" diyenlerin terörist, rejim düşmanı diye adlandırılmasından, "istikrar, refah, hizmet" gibi kelimelerin sadece onlara yakın olan kesime, yandaşlarına yaramasından, bizim gibi onun aksini düşünenlere bir faydasının olmamasından, başa geçtiğinden beri özellikle de düşük gelirli kesimin hayat standardında bir değişiklik olmamasından, azınlık hakları diye birşeyin giderek azınlık düşmanlığına dönmesinden mutluymuşsun demek. % 50 oy ne demek yahu! Hiç mi vicdanın sızlamadı ey halkım? Ne düşündün de oy verdin bir anlayabilsem! Zaten geminden kurtulmuş at gibi dörtnala fütursuzca giden bu adama ne demeye "daha da hızlan biz senin arkandayız, bizi de götür istediğin yere" dedin. Onun İsraile ya da Amerikaya falan "hop dedik" dermiş&amp;nbsp;gibi gözükürken aslında arka kapıdan "yaw kardeş pardon, biliyorsunuz böyle yapmam lazım" diyip her bişeyleri (telekom, limanlar, sahiller gibi şeyleri) satmasına razıymışsın demek. Eh gözün aydın artık Türkiye, istediğin oldu. İsrailin arka bahçesi, Kürdistan'nın kapı komşusu, Amerika'nın yeni eyaleti oldun, artık seni 2023'te zirve yapacak güzel, refah dolu günler bekliyor. Sen bu cahil uykunda uyurken / uyutulurken cumhuriyet diye birşey kalmayacak çok yakında ama sanırım sen hiçbir zaman bunun farkında olamayacaksın. &lt;br /&gt;2023 Cumhuriyet'in sonu, Badem bıyıklar İmparatorluğunun kuruluş yılı olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5297701535479817388?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5297701535479817388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5297701535479817388&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5297701535479817388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5297701535479817388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/06/2023.html' title='2023'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6043042768255777873</id><published>2011-06-09T12:55:00.000+03:00</published><updated>2011-06-09T12:55:42.746+03:00</updated><title type='text'>fillerin dümdüz ettiği</title><content type='html'>Lafta sabah altıbuçukta kalkıp spora gidip iki haftadır gitmediğim spora dönüş yapıp, kendimi ciddi bir programa sokacaktım. Ama sabah gözümü açtığımda bütün vücudum üzerinden bir fil sürüsü geçmiş gibiydi. Hani çizgi filmler de olur ya, kahramanın üzerinden filler geçer, kağıt gibi dümdüz olur kahraman hah işte sabah o kıvamdaydım ben. Kedi kızım ve oğlum dört gözle kalkmamı bekledikleri ve yatağın yanında nöbet tuttuklarından bir gayret kalktım. Hep böyle hissedecek miyim acep yoksa mutfak hamlığından kurtulacak mıyım? Zaman gösterecek....Şimdilik fillerin dümdüz ettiği çizgi film kahramanı kıvamında ve havadan sudan şeyler yazarak takılıyorum. Belki akşam eve dönünce kendimi bilgisayar karşısında oturacak kadar iyi hissedersem daha ilginç şeyler yazarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6043042768255777873?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6043042768255777873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6043042768255777873&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6043042768255777873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6043042768255777873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/06/fillerin-dumduz-ettigi.html' title='fillerin dümdüz ettiği'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7410415715399027044</id><published>2011-06-05T23:49:00.000+03:00</published><updated>2011-06-05T23:49:08.720+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karga stajda'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>karga stajda / bir haftanın ardından</title><content type='html'>-Abla memleket nere?&lt;br /&gt;-Senin asıl işin ne?&lt;br /&gt;-Yaş kaç?&lt;br /&gt;-Çoluk çocuk?&lt;br /&gt;-Abi ne iş yapıyor?&lt;br /&gt;-AAaa karga hanım bana da ingilizce öğretir misiniz?&lt;br /&gt;-Abla sen niye bu kadar geç evlendin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir yerde staj yapıyorsanız sanırım size sorulacak sorular üç aşağı beş yukarı böyle olur. Yurdum erkekleri en az kadınları kadar meraklı ve sanırım benim staj yaptığım yerdeki beyler de az biraz dedikoducu. Aralarında kura çekip sırayla biri bir soruyu soruyor ve verdikleri çay molalarında da benim cevabım diğerleriyle paylaşılıyor. Bir haftanın sonunda staj yerimdeki kıdemli şeflerle giderek artan samimiyet oranında bana sorulan sorular sırasıyla yukardaki gibiydi. Dönüp dolaşıp laf arasında genelden özele doğru yengeç yengeç yaklaşıp vurdular son soruyu. Ama yaşımı hiiç göstermediğimi söyleyerek benden on puanı kaptılar. Aslında en çok merak ettikleri ve bir türlü anlayamadıkları benim niye temiz ve saygın ve tatili bol mesaisi az bir işte çalışırken onların ki gibi stres diz boyu, yağ, koku, kir, gürültü dolu, çok çalışılan, az tatil yapılan bir işe soyunmam. Dönüp dolaşıp laf arasında habire bu soruyu sokuşturup duruyorlar. Kafaları yatmadı benim orada olma nedenime. Yemek yapıp mutlu olmak istediğime bir türlü inanamıyorlar. Ve sanırım kendi aralarında benim ne kadar dayanacağıma dair bir iddiaya bile girdiler. &lt;br /&gt;Neyse stajda bir haftayı bitirdim. Şimdilik asayiş berkemal ve kalamar tavada artık oldukça yol aldım. Bu hafta beş çeşit risottoyu, tereyağlı karidesi, karides güveci ve dakkada on köfteyi yapabilecek kadar hızlanmayı hedefliyorum. Haaa bu arada çarşamba günü gelecek Vedat Milor ve yabancı konukları için büyük şefin verdiği yemekte büyük şefin tercümanı olursam ortalığı batırmamayı da becermek istiyorum. Protokolden hiiiiç ama hiiiiç anlamayan ben umarım dangalakça birşey yapmam. Bana şans dileyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7410415715399027044?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7410415715399027044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7410415715399027044&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7410415715399027044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7410415715399027044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/06/karga-stajda-bir-haftann-ardndan.html' title='karga stajda / bir haftanın ardından'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8061987151644297509</id><published>2011-05-31T14:07:00.000+03:00</published><updated>2011-05-31T14:07:24.181+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karga stajda'/><title type='text'>karga stajda / day 1</title><content type='html'>Kadınla adam restorandan içeri girerler. Yazın geldiğini müjdeleyen sıcak ama insanı bunaltmayan limonata gibi bir havanın hüküm sürdüğü güzel bir akşamda şööle Boğaza nazır, leziz balıklar yiyerek birbirleriyle keyifli zaman geçirmektir niyetleri. Son derece nazik bir garson yanlarına yaklaşır siparişlerini sorar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalamar tava&lt;br /&gt;Karides güveç&lt;br /&gt;Gelincik Böreği&lt;br /&gt;Levrek Buğulama&lt;br /&gt;Deniz ürünlü risotto&lt;br /&gt;Tatlı tabağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garson teşekkür eder ve siparişleri mutfağa göndermek üzere pos makinasına yaklaşır. O sırada mutfakta gelen yirmi kişilik grubun beşamel soslanacak krepleri hazırlanmış fırına konulmak üzeredir. Bir kenarda ise yine aynı grubun soğuk meze tabakları servis edilmek üzere hazırlanmış, banketin üzerinde beklemektedir. Yıllarını mutfağa vermiş ağır, oturaklı ama konuşunca içindeki çocuğu hemen dışarı salıveren büyük şef (mutfak diliyle executive şef) banketin dışında ordusuna doğru zamanda saldırı emrini vermeye hazırlanan bir komutan edasıyla misafirlerin yerleşmelerini, içecek servislerinin yapılmasını bekler. Zaman gelince emri verir:"Grubun soğukları gitsin. Servis!!!". O andan sonra mutfakta herşey birbirine girer. Sürekli zili öten pos makinasından siparişler yağmur gibi yağmaya başlar. "Yıldıııız iki duble kalamar tava, iki tereyağında karides, levrek buğulama. Pastacı grubun profiterollerini hazırla." &lt;br /&gt;30 metrekarelik mutfakta bir koşturmaca başlar. "Krepler hazır, domatesler nerde, kalamarlar çıktı mı? Ablacım bak kalamarı atınca çok sallamıcan tamam mı? Sonra unu dökülüyor birşeye benzemiyor. Tabakları silin. Tatlı tabakları hazırlansın. Servis!!!!"&lt;br /&gt;Banketin dışında durup, mutfakta olan biten herşeyi sanki kontrol etmiyormuş gibi gözüküp aslında tüm olan bitene hakim olan büyük şef, bir kartal edasıyla giden tabakları kontrol eder. "Veysi, masa 17'nin fenerini servis ettin mi? Risottoyu unutmayın ha! Kim bakıyor kuzu kola? Düğün menüsünü tadacaklara hazırlandı mı pilaki. Hadi bakiyim." &lt;br /&gt;Saat altı ile on buçuk arası mutfaklarda hava işte böyleyken, dışarda oturanların hiçbirşeyden haberleri olmadan, havadan sudan, başlayan ilişkilerinden, ilişkilerinin gidişatından, ilişkilerinin bitişinden, borsadan, pazardan, manavdan, mağazalardaki indirimlerden, Mine hanımın yeni bluzundan, Ayşe'nin geçen gün kaçan çorabından, "ah benim iki yaşındaki kızda da aynı şey şekerim, illa tutturuyor birşeyi. Yapmayınca da avazı çıktığı kadar bağırıyor. İki yaş sendromu diyorlar. Seninki nasıl?"dan, Fener'in şampiyonluğundan, Aziz Yıldırım'ın büyüklüğünden, havanında bir türlü ısınamamasından ve daha pek çok şeyden konuşurlar da konuşurlar. Halbuki tüm bu misafirler bilseler restoranın kalbi mutfakta neler neler olmakta, o koca harlı ocakların başında ne terler atılmakta ve görseler bir anda ortalığı kaplayan stresin elle tutulacak kadar somut birşey haline geldiğini tabaklarında yemek bırakırlar mı hiç?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8061987151644297509?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8061987151644297509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8061987151644297509&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8061987151644297509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8061987151644297509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/05/karga-stajda-day-1.html' title='karga stajda / day 1'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3963830562373909214</id><published>2011-05-26T17:47:00.000+03:00</published><updated>2011-05-26T17:47:39.682+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>bir başlangıç bir bitiş</title><content type='html'>Benim için yeni başlangıçların yeni kararların zamanı hep sonbahar olmuştur. Neden bilmem. Herhalde çocukken annemin yeni ders yılı öncesi çalışma odalarımızda kardeşimle bana dip bucak temizlik yaptırmasından. Bir önceki seneye ait kitaplar toparlanır, işe yarayanlar temizlenir, yaramayanlar birilerine verilir, notlar, kağıtlar, ıvız zıvır ne varsa toparlanır, düzenlenirdi. İşte ben de bu seneye kadar her zaman böyle dip bucak bir temizliği sonbaharda yaptım. Hem fiziki hem ruhani anlamda sonbaharlarda yenilendim. Ancak bu sene bu meşhur temizliği baharda, yazın yüzünü yeni yeni gösterdiği şu günlerde yaptım. &lt;br /&gt;Bu haftasonu dört aylık Mutfak Sanatları Akademisi maceramın sonu olacak. Su gibi geçip giden ve beni her açıdan değiştiren bu yolculuğun bitiminin hemen ardından yepyeni ve bir öncekinden daha farklı bir başka macera başlayacak. Tüm bu bitişler ve başlangıçlar arifesinde kendime verdiğim şu bir haftalık arada evimi ve ruhumu dip bucak temizledim. Şimdi artık fazlalıklardan, kirden tozdan kurtulmuş bir halde taptaze bir bahara, sıcacık bir yaza başlangıç yapacağım. Cebimde yeni tanıdığım dostların sıcaklığı, yüreğimde taze umutlarla farklı bir dünyayı tanımaya hazırım. &lt;br /&gt;Herşey güzel olacak...ya da en azından ben öyle olmasını diliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3963830562373909214?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3963830562373909214/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3963830562373909214&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3963830562373909214'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3963830562373909214'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/05/bir-baslangc-bir-bitis.html' title='bir başlangıç bir bitiş'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6695374134615374906</id><published>2011-05-20T12:24:00.000+03:00</published><updated>2011-05-20T12:24:28.850+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>kurt</title><content type='html'>Oldum olası bilirdim beyaz ışığın tehlikeli olduğunu. Beyaz ışığın altında bütün kusurlar, kıllar tüyler ve hatta beyazlamış saç telleri de ortaya çıkar daha doğrusu çıkarmış. Geçen gün okulda ellerimi yıkarken acı gerçekle yüzleştim. Kafamın tepesindeki saçlar pişmaniye kıvamına gelmişler. Eskiden tek tük olan beyaz saçlar minik bir koloni oluşturmuşlar tepemde. "Bir siz eksiktiniz!!!" dedim içimden. Yılların geçtiğini, gözlerimin yanlarında giderek daha fazla sayıda oluşmaya başlayan kaz ayakları gibi siz de hatırlatın. &lt;br /&gt;Şöle omzumun üstünden geriye dönüp baktığımda aslında ne çok ve fakat ne de az şey yapmış olduğumun farkına varınca midemin yanmasını arttıran acı, uzun zamandır içimdeki yaşam sevincini de öldürmüş halde. Size de oluyor mu bilmem ama ben kendimi hep debelendiğim ve bir türlü içinden çıkamadığım gibi gittikçe dibe battığım bir bataklıkta hissediyorum. Belki kurtulurum ümidiyle hep bir hamle yapıp sonrasında boğazıma kadar batıyorum. Ne zamandır böyle bilmiyorum. Ama en az bir senedir böyle. Sürekli herşeye reset atmak istiyorum. Kariyerime, özel hayatıma herşeye ama herşeye şöyle sıkı bir reset atsam bu içimdeki, midemin ortasındaki sıkıntı gidecek, bulutların ardına saklanmış güneş ortaya çıkıverecek ve bir daha o güneş hiç gitmeyecekmiş gibi geliyor. Hadi en kötüsü hep bulutlu değil de güneşli ve parçalı bulutlu hissedecekmişim gibi geliyor. Tabii sadece hissiyat. Bunu gerçekleştiremediğim içinde bu sıkıntı sürekli içimi kemiren bir kurt gibi. &lt;br /&gt;Artık huzurlu olmak istiyorum, kış güneşinde tasasız yatan bir kedi gibi mayışmış, dertsiz, derdi olsa da "hayat sana güzel be! bu da geçer!" demek istiyorum. Arada gezindiğim o boglardaki gibi kocasıyla çok mutlu, çoluk çocuğa karışmış, yesyeni ve kocaman ve güzel ve modern evinde oturan, hobilerine vakit ayıran, herkesin sevdiği, el attığı herşey beğenilen, gezip tozan ama aynı zamanda kariyer de yapan kadınlardan olmak istiyorum. İşi sürekli rastgiden, gitmese de dayanacak bir dalı olanlardan olmak istiyorum. &lt;br /&gt;Çok şey mi istiyorum? Peki tama çok şey istiyosam o zaman hiç değilse biri içimde beni kemiren bu huzursuz kurdu öldürsün.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6695374134615374906?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6695374134615374906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6695374134615374906&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6695374134615374906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6695374134615374906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/05/kurt.html' title='kurt'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3531258285656728857</id><published>2011-05-16T15:38:00.000+03:00</published><updated>2011-05-16T15:38:11.277+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>bir yaprak olsam</title><content type='html'>Havadan mıdır nedir bööle bir yaprak olasım havada süzülesim var. Şeytan yine mevsimsel olarak her bir şeyi ittir ettirmeyi fısıldıyor kulağıma. Bırak herşeyi diyor, uğraşma, kastırma artık hiçbirşey için, nasıl gelmişse öyle gitsin diyor. Hayaller hayaldir, şartlar oluşmuyorsa kastırma işte bu kadar diyor kulağıma fısır fısır. Bu aralar onu çok dinleyesim var. Herşeyi bırakıp rüzgarda uçan bir yaprak gibi amaçsız uçasım var. &lt;br /&gt;Bilmem ya havadan ya da çok yoruldum ben.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3531258285656728857?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3531258285656728857/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3531258285656728857&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3531258285656728857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3531258285656728857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/05/bir-yaprak-olsam.html' title='bir yaprak olsam'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8261067388393877169</id><published>2011-05-11T15:04:00.000+03:00</published><updated>2011-05-11T15:04:13.662+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>benim de elimde kasetler var</title><content type='html'>Yine uyuz seçim dönemine girdik günler öncesinde. En sinir olduğum memleket hallerinden bu dönem. Ama bu seçim dönemi herhalde tarihin en rezil seçim dönemi. Miting alanlarında bütün liderler avamlaştı, söyledikleri sözler ne siyasete ne de mevkilerine yakışır şeyler. Yazık valla. Ülkeyi yönetenler böyleyse vatandaştan nasıl düzgün, medeni insanlar olmaları beklenebilir ki. Bir de ilk defa bu seçimlerde kasetler çıktı meydana. Kimbilir kimler nasıl becerdilerse milletin odasına gizli kameralar koyup, bir takım görüntüler elde etmişler. Yani yememiş içmemiş oturup kafa yorup, plan program yapıp bu görüntüleri elde etmişler. Yazık böyle şeylere kafa yoracaklarına daha akıllı mantıklı şeylere kafa yorsalardı herkes için daha güzel olurdu. &lt;br /&gt;Hal böyle olunca eskiden rüşvetle dönen şeyler şimdiler de şantaj kasetleri ile yaptırılmaya başlandı. Valla kimse benim tepemi attırmasın ben de elimdeki kasetleri çıkarırım ortaya. &lt;br /&gt;Bir dolu kaset var bende de. 80 çocuğuyuz, bir kutu kaseti dökerim ha. Ona göre..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8261067388393877169?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8261067388393877169/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8261067388393877169&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8261067388393877169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8261067388393877169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/05/benim-de-elimde-kasetler-var.html' title='benim de elimde kasetler var'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5232282603484401866</id><published>2011-05-06T10:29:00.001+03:00</published><updated>2011-05-06T10:41:35.765+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>fark görüyorum ya siz?</title><content type='html'>Aradaki on farkı bulun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/CZn6-CX0VOY" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/xk4t4C69AZc" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5232282603484401866?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5232282603484401866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5232282603484401866&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5232282603484401866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5232282603484401866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/05/aradaki-on-fark-bulun.html' title='fark görüyorum ya siz?'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/CZn6-CX0VOY/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5773718774661744912</id><published>2011-05-05T13:50:00.000+03:00</published><updated>2011-05-05T13:50:50.185+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>sevgili hızır ile ilyas</title><content type='html'>Sevgili Hızır ile İlyas,&lt;br /&gt;Bakın baştan anlaşalım "benim adım Hıdır, elimden gelen budur!" ayağına yatıp, bu sene beni es geçmeyin. Ben bu sene es geçilmeyi değil torpil yapılmayı rica ediyorum. Şimdi göreviniz (eğer kabul ederseniz seçeneği yok maalesef) elele verin ve aşağıya yazacağım dilekler için tüm gücünüzü kulanın:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Süper loto ve sayısal devretmiş. Bu hafta çıkacak numaraları bana mail atarsanız sevinirim. Merak etmeyin paramı çarçur etmeyeceğim. Söz veriyorum. &lt;br /&gt;2- Sağlık ve mutluluk istiyorum. Çok şükür sağlığım yerinde de biraz daha mutlu olsam pek fena olmaz. "Mutluluk senin içinde" klişesini de almayayım mümkünse. Neyse siz anladınız benim ne demek istediğimi.&lt;br /&gt;3- Msa bitiyor ve hala benim staj yerim belli değil. Şöyle kaliteli ve kendimi geliştirebileceğim bir restoranda staj yapmak istiyorum. Bunu da ayarlayıverin bir zahmet.&lt;br /&gt;4- Kardeşceğizime de güzel bir ev istiyorum. Bir de eğlenceli bir hatun. &lt;br /&gt;5- Son bir dileğimde şu internetimize musallat olanların elleri ayakları tutulsun, salak saçma filtreleri şifreleri bizlere uygulayamasınlar inşallah. &lt;br /&gt;6- Ha bir de İzmir'e taşınayım istiyorum. &lt;br /&gt;7- Ha birşey daha var. Acun'nun adasına gidip Nihat Doğan'ı bir pataklayıp sonrasında da o güzel denizde doya doya yüzmek istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bakayım gösterin kendinizi. Umudum sizlersiniz. Karşılığında da dileyin benden ne dilerseniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karga&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5773718774661744912?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5773718774661744912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5773718774661744912&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5773718774661744912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5773718774661744912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/05/sevgili-hzr-ile-ilyas.html' title='sevgili hızır ile ilyas'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3131055877200669788</id><published>2011-05-02T22:59:00.000+03:00</published><updated>2011-05-02T22:59:38.096+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>national geographic günleri</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-hqG1ngjW05k/Tb8MpEXrwAI/AAAAAAAAA5c/Sp5zTKnzNBY/s1600/DSC03455.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://3.bp.blogspot.com/-hqG1ngjW05k/Tb8MpEXrwAI/AAAAAAAAA5c/Sp5zTKnzNBY/s320/DSC03455.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Yaklaşık bir aydır National Geographic tadında günler yaşıyoruz. İlk kez sevgili komşum ekmekçikız kara karga hanımdan bahsedince&amp;nbsp;haberim oldu kendisinden. Benim gibi kara&amp;nbsp;karga bir hanım beyi ile apartmanımızın önündeki ağaca yuva yapmıştı. Haberi alır almaz kendileri ile selamlaştım. O gün bugündür her sabah kahvaltı etmeden önce kendileri ile selamlaşıp öyle başlıyorum güne, akşamları da işten dönünce bir kez daha selamlaşıyoruz.&amp;nbsp;Pazar günü kardeşceğizimden dürbününü istedim, kara karga hanım ile daha yakından hasbıhal edelim diye. Koca dürbünle daha yakın markaja aldım aileyi. (Umarım karşı apartmandakiler de onları yakın markaja aldığımı düşünmezler.) Niyetim minik kargaları görmek ancak daha ortada bebişler yok. Arada bu şaşkın bayan kara karga acaba boşu boşuna mı tünüyor o ağacın tepesinde diye düşünüyorum ama azimliyim, göreceğim bebişleri. &lt;br /&gt;Ama şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Kara karga hanımın beyi pek iyi bakıyor kendisine. Bulduğu yemekleri getirip elleri ile yediriyor hanımına sonra da "bebişlere ben göz kulak olurum sen bir havalan" diyip gönderiyor. Bizim kız şöle bir beş dakka çevre apartmanlardaki arkadaşları ile lak lak edip yine bebişleri beklemeye gelinceye kadar yuvanın kenarında durup bakıyor bebişlere. Biraz sonra hanımı gelince üç beş laflıyorlar sonra bey pırrr gidiyor. Kara karga hanım ise şakır şakır yağan yağmura rağmen yavrularını bırakmıyor. &lt;br /&gt;Bu national geographic günlerinden çıkan anafikir kocanın iyisi karga bile olsa belli olur, eğer anne isen karga bile olsan yağmurda da çamurda da yavrularını korursun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3131055877200669788?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3131055877200669788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3131055877200669788&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3131055877200669788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3131055877200669788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/05/national-geographic-gunleri.html' title='national geographic günleri'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-hqG1ngjW05k/Tb8MpEXrwAI/AAAAAAAAA5c/Sp5zTKnzNBY/s72-c/DSC03455.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3891892740284930407</id><published>2011-05-02T13:55:00.000+03:00</published><updated>2011-05-02T13:55:58.168+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>sonunda bahar mı ne?</title><content type='html'>Valla sanırım hava bizimle oynamayı bırakıp havanın bahar havası olmasında karar kıldı. Sabah azıcık kışlık yüzünü gösterse de şu an itibariyle mis gibi bahar havası var dışarıda. Bundan sonra böyle olsun please Mr. The Weather!!!!&lt;br /&gt;Bakalım bu ay nasıl bir ay olacak. Şaka maka ya allah diye başladığı msa maceram ay sonu itibariyle bitiyor. Arkasından ver elini staj. Hemen hemen herkesin staj yeri belli olurken benim staj yerim hala daha belirsizliğini koruyor. Büyük bir merakla staj yerimi bekliyorum. Umarım kendimi geliştirebileceğim bir yer olur. &lt;br /&gt;Okulda bir dönem daha bitti. Önümüzdeki üç hafta sınavlar var. Artık rahatım. Aslında normal zamanda da rahatım da derse girip karşımda hala "soon" ile biten cümleyi gelecek zaman yapısı ile kurmaları gerektiğini bilemeyen arkadaşları görünce kendimi rektörlük binasından aşağıya atmamak için zor tutuyorum. (Gelecek zaman yapısı ingilizcedeki en kolay zaman yapılarından biridir. Eğer bu yapıyı anlayamıyorsanız hiiiç ingilizce öğrenmeyin derim. nitekim dilim döndüğünce bu arkadaşlara da yanlış yerde olduklarını anlatmaya çalıştım. Ama nato kafa nato mermer.) Neyse bu konulara girmeyelim dönem bitti, önümüzdeki maçlara bakalım. &lt;br /&gt;Anlayacağınız bu mayıs ayı son dönemeçlerin ayı. Msa'nın son dönemeci, ofisteki rehavet dönemine girmeden önceki zamanın son dönemeci. Umarım virajı iyi alırız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3891892740284930407?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3891892740284930407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3891892740284930407&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3891892740284930407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3891892740284930407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/05/sonunda-bahar-m-ne.html' title='sonunda bahar mı ne?'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4797666267803753611</id><published>2011-04-26T20:37:00.000+03:00</published><updated>2011-04-26T20:37:04.326+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>siz böyle sevdiniz mi?</title><content type='html'>Cumartesi pazardan dönerken ve trafik ışığının kırmızıdan yeşile dönmesini beklerken gözüm öndeki arabaya takıldı. Direksiyonda oturan genç çocuğu sürekli öpüp duran ablanın taşkın sevgisine bakakaldım. Kırmızının yanmasını beklerken bile sabredemeyip öpüşecek koklaşacak hatta araba hareket ettiğinde dahi birbirlerinden ayrılmayıp, birbirlerine sarılmış vaziyette arabayı kullanacak kadar sevgi böcüğü olan bu çifte bakınca ister istemez hiç böyle aşık olup olmadığı mı sordum kendi kendime. Şimdi doğruya doğru ben hiç bu kadar aşık olmadım. Aşık olduğumu da böyle arabalarda taşkın bir sevgiyle öpemedim. İşin gerçeği ben öyle hayatının erkeğini bulan, onunla mutlu mesut bir hayat paylaşan şanslı kadınlardan olamadım.&amp;nbsp;Bu yüzden bu çifte bayıldım. Umarım herşey iyi olur onlar için. Umarım birbirlerinden hiç ayrılmazlar ve kavuşmalarının harareti geçtiği zaman birbirlerinin gözlerini oymazlar. &amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya siz? Siz böyle sevdiniz mi birilerini?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4797666267803753611?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4797666267803753611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4797666267803753611&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4797666267803753611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4797666267803753611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/siz-boyle-sevdiniz-mi.html' title='siz böyle sevdiniz mi?'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3126307782674418155</id><published>2011-04-26T14:37:00.000+03:00</published><updated>2011-04-26T14:37:55.740+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>doğum günü kutlu olsun be blog</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-voV1oNh8kEg/TbatNdfLA-I/AAAAAAAAA5Y/FmI7-tnRG7c/s1600/107701299.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" i8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-voV1oNh8kEg/TbatNdfLA-I/AAAAAAAAA5Y/FmI7-tnRG7c/s400/107701299.jpg" width="280" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sevgili blogum, doğum günün kutlu olsun. &lt;br /&gt;Bugün tam dört yaşındasın. Keşke diyorum seni ilk açtığım zamandan beri sürekli yazsaydım çünkü seni daha iki senedir faal bir şekilde kullanmama rağmen bir çok güzel insan tanıdım. Onların dertleri ile dertlendim, sevinçleri ile sevindim. Bir de sana yazmak rahatlık veriyor biliyor musun. Başkalarının da aynı şeyleri hissedebilir olma ihtimali ya da bir yerlerde merak edilip okunduğunu bilmek insanı mutlu ediyor. Bu yüzden güzel şeysin be blog. &lt;br /&gt;Nice yaşlara sana e mi? Birlikte yaşlanalım, gelinin damadın torunun torbanın dedikodusunu yapalım seninle. Sen sessiz sedasız beni dinle, sevincime gözyaşıma ortak ol. &lt;br /&gt;Seni seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3126307782674418155?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3126307782674418155/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3126307782674418155&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3126307782674418155'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3126307782674418155'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/dogum-gunu-kutlu-olsun-be-blog.html' title='doğum günü kutlu olsun be blog'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-voV1oNh8kEg/TbatNdfLA-I/AAAAAAAAA5Y/FmI7-tnRG7c/s72-c/107701299.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7916431194286739180</id><published>2011-04-21T09:33:00.000+03:00</published><updated>2011-04-21T09:33:12.696+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>eskimiş su borularını seviyorum</title><content type='html'>Pazartesinden beri apartmanımızda tadilat var. Zaten buraya taşınırken ayağımımı sürüdüm nedir, benim arkamdan peşpeş her daire ya satıldı tadilata girdi ya kiraya verildi tadilata girdi ya da eskiyen birşeylerin değiştirilmesi için tadilata başlandı. Neyse şikayetim yok, tadilat ve taşınma iyidir temizlenir, arınır insan. &lt;br /&gt;Bu seferki tadilat konusu eskimiş su boruları. Apartmanımızın eskiyen sıcak ve soğuk su boruları değişiyor. İyi de oluyor çünkü yağmur yağdığında sıcak suyu açtığımız zaman sapsarı paslı su akıyordu herhalde artık bu durum geçecek. Hafta başından beri usta amcalar daire daire dolaşıp birgün boruları çıkarıp ertesi gün yeni boruları takmak suretiyle tadilat yapmaktalarmış. Bugün sıra bizde. Artık kaçta gelirler bilmiyorum ama kapıcı ağlak surat Nevzat abinin dediğine göre yarım saatlikmiş işleri. Ama tabii usta milletine belli olmaz başkasında yarım saat kalırlar sen de üç saat. Tabii bu yarım saatlik!!!! tadilatın ardında nasıl bir toz toprak çerçöp bırakacaklar belli değil, zaten orasını da düşünmüyorum. Şimdilik önemli olan benim koskoca bir günü evde geçirecek olmam. Gerisi laf-ı güzaf.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7916431194286739180?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7916431194286739180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7916431194286739180&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7916431194286739180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7916431194286739180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/eskimis-su-borularn-seviyorum.html' title='eskimiş su borularını seviyorum'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-846433144784332031</id><published>2011-04-20T12:37:00.000+03:00</published><updated>2011-04-20T12:37:57.396+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>işin yoksa bir de buna dertlen</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-5vrCg6w4wQk/Ta6o-SBznNI/AAAAAAAAA5U/FhPJb4wcxAg/s1600/images45.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" i8="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-5vrCg6w4wQk/Ta6o-SBznNI/AAAAAAAAA5U/FhPJb4wcxAg/s400/images45.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ne güzel hiç bulaşmamıştım. Canım Ailem bitip Ezel de sapıtınca dizilerle hiç işim kalmamıştı. Her hafta fragmanları izleyip zaten varolan diziler hakkında konuşacak ve ana olayları takip edecek kadar fikrim oluyordu. Sonra ne olduysa annem beni ziyarete gelip damardan dizileri yükleyince en fazla dozu &lt;a href="http://www.kanald.com.tr/oylebirgecerzamanki"&gt;"Öyle bir Geçer Zaman ki"&lt;/a&gt;&amp;nbsp;den aldım. Şimdi her salı koştura koştura televizyonun karşısına oturur, ağlamaktan bir kutu selpak bitirir oldum. Oldu mu şimdi? Olmadı tabiii! Artık işin gücün yoksa kendi dertlerime bir de Cemile'nin, Berrin'nin, Mete'nin ve Aylin'nin dertleri eklendi. Hele dün geceki bölümünde sonra şimdi kara kara düşünüyorum. Eski kocası tarafından tecavüze uğrayan Cemile eskisi gibi içten gülebilecek mi yoksa kafayı mı yiyecek yoksa bir hiç uğruna evlenmekten vazgeçtiği Balıkçı ona sonsuza kadar sırtını döndü mü? Mesude'yle evlenmeye karar veren Soner'in bu kararını duyan Aylin intihar mı edecek? "Kocalık vazifesini" (ya bu arada kocalık vazifesi sadece kadını yatakta mutlu etmek midir? Kocanın tek vazifesi o mudur? Aydınlatın beni?)yapamayan kocasıyla mutsuz mutsuz mu yaşayacak yoksa intihar mı edecek? Sevgilisi katil olan Berrin kafayı mı yiyecek yoksa aşkını kalbine gömüp iyi bir avukat mı olacak. Bu dizinin sonu iyi bitecek mi yoksa her zaman ki gibi iyiler mutsuzluğa mı mahkum olacak. Bir bilen yok mu? ya da bu dizinin senaristini tanıyan yok mu? Senaristi tanıyan varsa lütfen onunla tanışayım. &lt;br /&gt;Ahhh ahhh eski güzel günlerde ben böyle dizilerden habersiz yaşarken hayat ne güzeldi!!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-846433144784332031?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/846433144784332031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=846433144784332031&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/846433144784332031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/846433144784332031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/isin-yoksa-bir-de-buna-dertlen.html' title='işin yoksa bir de buna dertlen'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-5vrCg6w4wQk/Ta6o-SBznNI/AAAAAAAAA5U/FhPJb4wcxAg/s72-c/images45.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5417830761616498224</id><published>2011-04-19T12:48:00.000+03:00</published><updated>2011-04-19T12:48:26.116+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Huysuz şirin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>üç maymun</title><content type='html'>Dün akşam haber bültenlerinde &lt;a href="http://video.cnnturk.com/2011/haber/4/18/olay-anindan-ilk-goruntuler"&gt;Bedri Baykam&lt;/a&gt;'ın uğradığı bıçaklı saldırı sonucu canhıraş bağırtılarına yardımsever! geçinen Türk halkının ne de güzel yardım etmediğini hatta ve hatta sanki orada öyle bir olay yokmuş, adamcağız acı içinde yardım istemiyormuş gibi ne de güzel görmezden gelindiğine şahit olduk. Ve bence bu olay toplumca gelmiş olduğumuz yerin gayet açık göstergesi. Artık hiçbirşeyi umursamaz olduk. Nükleer santral yapılıp hayatımız karatılmak isteniyormuş BOŞVER!!!! HES adı altında aslında hiç de faydalı olmayacak sadece birilerine peşkeş çekilecek yatırımlar için Anadolu'nun bütün güzellikleri yeşili doğası ormanı canlısı katledilecekmiş BOŞVER!!! suçsuz yere sadece muhalafet olmdukları ya da doğruları gösterdikleri için bilimadamları gazeteciler hapishanelerde süründürülmek ve hatta öldürülmek isteniyormuş BOŞVER!!!! Yıllarca bu ülkede belki de en güvenilir sitem diye bilinen ÖSS tarhi bir skandala dönüşmüş, öğrenciler veliler ayakta, birileri onları yatıştıracağı yerde onları tehdit ediyor BOŞVER!!!! &lt;br /&gt;ve daha neler neler.....Hepsine BOŞVER..... Sana dokunmuyorsa ucu BOŞVER!!! Aynı Bedri Baykam'a yapıldığı gibi üç maymunu oyna. Görme duyma konuşma. Yok say. Sanılsa sana dokunmuyor birşeyler. Kafanı önüne eğ yaşa gitsin. Bu hale geldik, gözünüz aydın. Artık bize istediğinizi yapabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5417830761616498224?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5417830761616498224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5417830761616498224&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5417830761616498224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5417830761616498224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/uc-maymun.html' title='üç maymun'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4700234723273529440</id><published>2011-04-15T15:05:00.000+03:00</published><updated>2011-04-15T15:05:08.467+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>yorgun</title><content type='html'>O kadar yorgunum ki artık pek birşey algılayamıyorum. Dün Taksim'den eve dönmek için binmeye niyetlendiğim otobüsün şoförüne "minibüs caddesinden geçer mi?" diye sorunca "Neresinden ?" diye verdiği cevaba ynıt veremedim. Devreler karıştı bir an. Minibüs caddesi neresi?Nerde inecektim hakkaten? diye biranlık bir devre karışıklığının sonucunda uyduruk bir cevap verdim. Zaten son iki gündür habire karşıya gidip gelmek de olan tüm yorgunluğumu ikiye katladı. &lt;br /&gt;Hani diyorum şu asfalt dökerken mıcırları sıkıştırmak için yolun üstünden geçirilen silindir benim üstümden de geçse, dümdüz olsam ve sonra birisi ayaklarımdan tutup silkse ve yorgun olmayan daha fresh bir karga ortaya çıksa ne olur? &lt;br /&gt;23 Nisan tatil. Okul yok haftasonu.şimdi dçrt gözle bunu bekliyorum. Bütün gün yatıcam. Söz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4700234723273529440?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4700234723273529440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4700234723273529440&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4700234723273529440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4700234723273529440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/yorgun.html' title='yorgun'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8715099274208947314</id><published>2011-04-06T08:54:00.000+03:00</published><updated>2011-04-06T08:54:09.074+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>umut</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-h07Vu_PXyCE/TZv_6oNQ2eI/AAAAAAAAA5Q/IdeAnAp4gmk/s1600/images32.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" r6="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-h07Vu_PXyCE/TZv_6oNQ2eI/AAAAAAAAA5Q/IdeAnAp4gmk/s1600/images32.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Gün güneşli insanlar neşeli gel katıl bize verelim elele...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle başlar gıcık ötesi, önümüzdeki yıllarda türeyecek sapıkların sebebi olacağından şüphe ettiğim çocuk programı "Teletubbies". Program ve o uzaylı desen uzaylı değil Teletubbygiller gıcıktır gıcık olmasına ama programın açılış şarkısının sözleri artık içimizde kalan son umut kırıntılarını besler gibidir. Televizyonu açtığımızda savaş, tecavüz, hırsızlık, şaibe, siyasi restleşme vs. haberleri dışında sadece ama sadece mutluluk haberlerini duyacağımız günleri görecek miyiz acaba? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben güne bu şarkıyla (Les Passants / ZAZ) başladım. Uzun uzun arayıp buraya koyacak vaktim yok. Bu yüzden eğer teletubby şarkısını merak ediyorsanız you tube'a, bu güzel şarkıyı dinlemek istiyorsanız ise &lt;a href="http://komplekssizelektra.blogspot.com/"&gt;Kompleksiz Elektra&lt;/a&gt;'ya tıklayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8715099274208947314?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8715099274208947314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8715099274208947314&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8715099274208947314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8715099274208947314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/umut.html' title='umut'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-h07Vu_PXyCE/TZv_6oNQ2eI/AAAAAAAAA5Q/IdeAnAp4gmk/s72-c/images32.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3385891769864887291</id><published>2011-04-05T12:33:00.000+03:00</published><updated>2011-04-05T12:33:51.628+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>osym g***mü ye!!!</title><content type='html'>Bahar yorgunluğu desen değil, vitamin alıyorum. Birşeycik olmaz.&lt;br /&gt;Depresyon desen değil, bünye alıştı artık sıkılmaya biraz daha sıkılırım olur biter...&lt;br /&gt;Canım sıkılıyor çünkü en güvenilir!!! denilen ve yıllardır "ah!ne kadar da başarı ile" yapıldığını dinlediğimiz bir sınavın içine ettiler. Dahası zaten sakat olan bu sınav sistemi ile bir sürü gencin umutlarına da ettiler. &lt;br /&gt;Yazık gunah değil mi? Şimdi ne yapacak zaten aylar yıllardır bu sınav yüzünden hayatlarının en güzel, deli dolu zamanlarını sabahın köründe dershane köşelerinde ya da özel hoca evinde geçirmek suretiyle harcayan o kadar genç insan. &lt;br /&gt;Kim verecek bu umursamazlığın, sahtekarlığın ve bencilliğin hesabını? Bence önce şu sorulmalı kim ve amaçla bu şifreleri koydu? Lafta güvenlik önlemi yüzünden kişiye özel kitapçık gibi baştan yalan yanlış bir sisteme geçildi ne demek oluyor şimdi bu şifre olayı. Milyonlarca gencin umutlarını, hislerini ve sinirlerini hiçe sayıp kime servis ettiniz bu sınavı. Kaç tane badem bıyığın veledi bedavadan, haybeden, elini kolunu oynatmadan girecek üniversite kapısından içeri?&lt;br /&gt;Ve şimdi yalnız ve güzel ülkemin insanları 12 Haziran'da yine bu hırsızlara mı oy vereceksiniz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3385891769864887291?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3385891769864887291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3385891769864887291&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3385891769864887291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3385891769864887291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/osym-gmu-ye.html' title='osym g***mü ye!!!'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-1589351244908296976</id><published>2011-04-04T09:58:00.000+03:00</published><updated>2011-04-04T09:58:22.474+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>gözün arkada kalmasın nihat</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xhy6it?theme=none"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xhy6it?theme=none" width="480" height="364" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/xhy6it_nyhat-doyan-survyvor-oncesy-konuymasi_people" target="_blank"&gt;NİHAT DOĞAN SURVİVOR &amp;Ouml;NCESİ KONUŞMASI&lt;/a&gt; &lt;i&gt;  &lt;a href="http://www.dailymotion.com/ciftehankasabasi51" target="_blank"&gt;ciftehankasabasi51&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık iletişim teknolojilerini çok yakından takip eden biriyim ya, pazar günü tweetlere bakarken (ay ben de onlardan oldum, artık ben de tweetliyorum!!!! bırrrrrr!!!)bir de ne göreyim, nihat doğanlı survivor başlamış. Hatta ve hatta nihat doğan'nın yapmış olduğu veda konuşmasına millet gülmekten ölüyormuş. Tabii gündem takipçisi bir karga olduğumdan hemen televizyonu açıp survivor'ın karşısına kuruldum. Şansıma programın başında o meşhur konuşmayı tekrar verdiler. &lt;br /&gt;Evet arkadaşlar açıklıyorum, bundan sonra hedefimiz nihat doğan'nın hatrı için yeni doğan bir bebek uyurken ona nasıl bakıyorsak ülkemize öyle bakmak. Bundan sonra gözün arkada kalmasın nihat! &lt;br /&gt;Sonuç; bu yaz geçmez nihat doğan'la survivor çekilmez!!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-1589351244908296976?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/1589351244908296976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=1589351244908296976&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1589351244908296976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1589351244908296976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/gozun-arkada-kalmasn-nihat.html' title='gözün arkada kalmasın nihat'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7538997145960824115</id><published>2011-04-01T15:00:00.000+03:00</published><updated>2011-04-01T15:00:58.826+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>bir nisan daha</title><content type='html'>Bugünün bir nisan olması itibariyle resmen bahar gelmiş oluyor. Gönül bizim kampuste çiçek açan muhteşem ağaçların resimleri ile bu yazıyı süslemek isterdi ancak malum sevgili bloguma sadece ofisteki bilgisayarımdan ulaşabiliyorum ve burada da resimlerimi bilgisayara aktaracak gerekli teknolojik alet edevat vs. yok. Umarım şu anlamsız yasak kalkar da resimlerimi evdeki bilgisayardan gönlümce ekleyebilirim. &lt;br /&gt;Bahar geldi ama kimsenin umrunda değil. Ülke ve dünya bir sürü anlamsız olay ile çalkalanıp durmakta. Zaten seçim ayları denen anlamsız zaman dilimine girdik. Artık herşey ama herşey seçim propagandası. Bir süre sonra full photoshoplu resimlerden oluşan çirkin plastik bayraklar ve resimler de şehrin her yerine asılıp, çevre kirliliğinde yine tavan yapılır. Şu seçim dönemlerinden nefret ediyorum. Herşey yürüyormuş gibi gözüküyor ama asla yürümüyor. Herkesin ağzında bir "seçimden sonra" muhabbeti var. Aslında çaktırmadan bir değişim yaşanıyor, ortalık kaynıyor ama acaba kim neyin farkında! Hal böyle olunca bahardan, kuştan böcekten, ağaçtan, çiçekten konuşmak anlamsız geliyor. Aslında asıl yapmamız gereken bütün bu yaşanan ve yaşanacak pisliklere karşı ya da onlara inat umutla bahardan, kuştan, çiçekten, masmavi gökten mi bahsetmek lazım. Bilemiyorum....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7538997145960824115?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7538997145960824115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7538997145960824115&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7538997145960824115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7538997145960824115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/04/bir-nisan-daha.html' title='bir nisan daha'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-9201552958272975823</id><published>2011-03-30T12:40:00.000+03:00</published><updated>2011-03-30T12:40:05.105+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>yalvarırım</title><content type='html'>Lütfen yalvarırım bu işleri bilen biris bana twitterdaki hesabımızı blogumuzda nasıl göstereceğimizi, twitterda nasıl resim göndereceğimizi ve twitter-friendfeed arasındaki benzerlikleri farklılıkları anlatsın. Şöle onlie ya da telefonda beraber hareket ediceğim bak bunu böyle yapacaksın diye anlatan biri olsun. Resmen beynimden dumanlar çıkmaya başladı. Ben böyle teknolojik dünyanın.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-9201552958272975823?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/9201552958272975823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=9201552958272975823&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/9201552958272975823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/9201552958272975823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/yalvarrm.html' title='yalvarırım'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5973712174508203254</id><published>2011-03-30T08:54:00.001+03:00</published><updated>2011-03-30T12:23:36.063+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>elektronik alet edavat ve insanoğlu (yok yok sadece ben)</title><content type='html'>Geçen cumartesi akşamı yatmadan saati kurdum, erken kalkacağım malum okul zamanı. Sabah saat çaldı. İyi güzel, farklı birşey yok. Giyindim, her pazar olduğu gibi Komşu Fırına doğru yollandım. Minik sandiviçlerinden alıp okulda kızlalrla yiyeceğiz. Aaaa geldim fırının kapısına, kapalı. "Hayırdır bunlar yedibuçukta hiç kapalı olmazlar ki" dedim kendi kendime. Yapıştırdım suratıı cama içeriye bakıyorum (içeri bakınca açılacak kapı ve ben alışverişim yapıcam sanki). Sonra fırının arkalarından biri geldi, baktı bana aval aval. Ben de olanca ukalalığımla saate tıktıkladım. "Birader saat kaç haberin var mı? niye kapalısınız?" gibilerinden. O da bana anlamsızca bakıp "senin saatten haberin var mı?" dedi. "Yedi buçuuuuk!" dedim. Bana bir nah işareti yapmadığı kaldı. "Hayır altı buçuk, yedi buçukta açılacağız"dedi. Biran "nası ya, ne altı buçuğu, saat kaç ben nerdeyim, burası alacakaranlık kuşağımı, ben ne yapacağım şimdi" gibilerinden bir sürü bir sürü düşünce beynime hücum etti. hemen arabaya koştum.&amp;nbsp;Saat altı kırk, cep telefonum yedi kırk. Mesele anlaşıldı,, telefonum devlete karşı gelmiş ve yaz saati uygulamasına bir gün önceden başlamıştı. Tabii bu bana bir saat daha az uykuya mal oldu ama teknoloji işte böyle birşey.&amp;nbsp;Bilmiyorsan kullanmasını seni fena benzetiyor. Zaten iki gündür de twitter ve friend feedle meşgulum. Becerebilirsem beni ff ve twitterdan da izleyebilirsiniz anacım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5973712174508203254?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5973712174508203254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5973712174508203254&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5973712174508203254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5973712174508203254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/elektronik-alet-edavat-ve-insanoglu-yok.html' title='elektronik alet edavat ve insanoğlu (yok yok sadece ben)'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4782693060724338854</id><published>2011-03-25T10:42:00.000+02:00</published><updated>2011-03-25T10:42:57.262+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>bir bilen var mı?</title><content type='html'>Uzak diyarların birinde Abdüllez ve karısı yaşarmış. Günün birinde bir ayının evin yakınlarındaki bir mağarada mahsur kaldığı anlaşılmış. Abdüllez'de onu kurtarmak için gönüllü olmuş. Karısına bir tepsi baklava yaptırmış, mağaraya girmiş. Abdüllezin mağaradan çıkması beklenmiş ama ne gelen varmış ne de giden. Daha sonra beklmekten sıkılıp mağaraya girenler Abdüllezin başsız vücuduyla karşılaşmışlar. Karısına sormuşlar: "Abdüllezin kafası var mıydı yok muydu?". Karısı da şu cevabı vermiş: "Valla sabah kasketini aldı gitti ama kafası var mı dı yok mu du bilemem!" &lt;br /&gt;Anneannemin bana küçükken anlattığı ve bana hala nedense korkunç gelen bu hikayeyi anlatmamın nedeni basit. Evden bloga giremezken işyerindeki bilgisayarda hiçbirşey olmamış gibi herkese yorum yazıp, yorumları ve blogları okuyabiliyorum. Şimdi bir bilen varsa söylesin! Blog yasağı var mı dı yok mu du?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4782693060724338854?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4782693060724338854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4782693060724338854&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4782693060724338854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4782693060724338854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/bir-bilen-var-m.html' title='bir bilen var mı?'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8290046906279468479</id><published>2011-03-24T12:54:00.000+02:00</published><updated>2011-03-24T12:54:12.930+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>msa güncesi 3</title><content type='html'>İnsan neler yapabileceğini başına gelmeden bilmiyor. Hangi zor şartlar altında vücudunu, sinirlerini ve zekasını ne kadar zorlayacağını o zor şartla karşılaşıncaya kadar bilemiyor. Benim msa'deki programa yazılırken düşündüğüm şeylerden biri de "acaba kendimi ne kadar zorlarım"dı. Evet ben kendimi zorlamayı, annemin değişi ile "kendi kendime işleri karıştırmayı" pek bi seviyorum. Hayatımda hep bir hareket olsun, hep yapılacak şeyler olsun, hep "to do list"lerim olsun, hep bir yerlere koşturayım, ajandamın sayfalarını yapılacak şeylerle ilgili renkli kalemlerle yazdığım telefonlar, tarifler, notlarla doldurayım istiyorum. Biliyorum "hasta kafalı"yım (bu da kardeşimin benim için söylediği söz). Ama böyleyim işte, meşguliyetleri seviyorum. Msa'da sağolsun, tam buna uygun bir yer. Kafamızı patlatıp hazırlamamız gereken koskocaman bir projenin yanısıra, her ay sonunda yaptıkları pratik sınavlar ile de sınırlarımızı zorluyorlar.&lt;br /&gt;Geçen pazar ki pratik sınavımız "acaba 1 satte ceasar salata, lyonnaise patatesli pepper steak&amp;nbsp;ve iki renkli browni hazırlayıp hazırlayamayacağımız" üzerineydi. İnsan yok canım yapamam diye düşünüyor ama öyle bir hazırlıyor ki. Pazar günkü sınav için geçen bir hafta boyunca hazırlandım (bu arada ben fena inekmişim, ders çalışıyorum falan). Bir hafta boyunca cuma'ya kadar pişireceğim yemeklarin malzemelerini topladım, cuma günü de hepsini mutfağa yığdım ve kendi çapımda "yemekteyiz"cilik oynayıp, saat tutarak hepsini evet bir saatte pişirdim. pişenlerin tadımı için de kurban olarak kardeşimi seçtim. Bifteği ve salatayı yedikten sonra brownileri evde arkadaşları ile yemek üzere evine götürdü. Gecenin ilerleyen saatlerinde şöyle mesaj atmış:&lt;br /&gt;"Aziz ile Nihal geldi, brownileri çok beğendiler, torbalara doldurup götürdüler. ben sadece bir tane yiyebildim. Bana bir daha yapar mısın". &lt;br /&gt;Bu benim için gerçek bir başarı çünkü kardeşimin tatlıyla hiç arası yoktur ve eğer ona bunları söyletebiliyorsam "vay beaaaa ben neymişim!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ha bu arada pratik sınavdan da sınıfın en yüksek notlarından birini aldım. Master chef miyim neyim anlamadım!!!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8290046906279468479?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8290046906279468479/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8290046906279468479&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8290046906279468479'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8290046906279468479'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/msa-guncesi-3.html' title='msa güncesi 3'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5579040361857892763</id><published>2011-03-23T12:34:00.000+02:00</published><updated>2011-03-23T12:34:40.845+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>içime güneş kaçtı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh6.googleusercontent.com/-wnHQqusYFXE/TYnMfE3k3DI/AAAAAAAAA5M/P1XdplYv9eg/s1600/105932205.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" r6="true" src="https://lh6.googleusercontent.com/-wnHQqusYFXE/TYnMfE3k3DI/AAAAAAAAA5M/P1XdplYv9eg/s320/105932205.jpg" width="212" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bahar kendini iyice göstermeye başladı ya benim de içime güneş kaçtı işte. Şu içimdeki şeytan yine "ittir et herşeyi" türküsünü çığırmaya başladı. &lt;br /&gt;Hani derste öğretmen çok önemli birşey anlatıyordur ama size tatlı bir rehavet gelmiştir, gözleriniz kapanır, çok güzel bir uykuya dalmak istersiniz, gözkapaklarınız ağır ağır düşer ama uyuyamazsınız. İçinizdeki şeytan "bırak ya uyu git işte!" der ama olmaz, sınıfta uyunmaz. İşte buna benzer birşey var içimde. Şeytan yine her bahar olduğu gibi atla arabaya, koy iki parça eşyayı, al kedileri (keşke kedileri de köpekler gibi tasma ile taşıyabilseydik) git yüreğinin götürdüğü yere diyor. Yüreğimin nereye gitmek istediği de belli ama işte sınıfta uyuyamamak gibi gidemiyorum. &lt;br /&gt;Cemre havaya, güneş benim içime düştü, bahar geldi. Hadi hayırlısı!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5579040361857892763?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5579040361857892763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5579040361857892763&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5579040361857892763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5579040361857892763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/icime-gunes-kact.html' title='içime güneş kaçtı'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh6.googleusercontent.com/-wnHQqusYFXE/TYnMfE3k3DI/AAAAAAAAA5M/P1XdplYv9eg/s72-c/105932205.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2522914350026028414</id><published>2011-03-21T13:13:00.000+02:00</published><updated>2011-03-21T13:13:59.807+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Huysuz şirin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>umut? o ne demek?</title><content type='html'>Geçenlerde Radikal gazetesinin Hayat ekinde, Hayal kahvesinin 20.yılı ile ilgili bir yazıyı okurken, şu cümle çok içime dokundu: "90'larda umut vardı." Ne kadar doğru bir cümle. 902larda daha iyi bir hayat, daha iyi bir gelecek olabileceğine dair umutlarımız vardı. Ama şimdi daha ömrümüzün yarısını bile tamamlamamışken, "umut, umutlu olmak, umutluyum, umut doluyum" sözcükleri sanki uzak bir diyarda konuşulan bir dile ait kelimeler gibi geliyor, o kadar anlamsız yani. Gündem o kadar hızlı, takip edilmez bir süratle değişiyor ki, daha hazmetmeye ne oluyor demeye kalmadan hop başka birşey oluveriyor. Bunu da fırsat bilen yukardaki büyükler, istedikleri gibi at oynatabiliyor. İnanılmaz bir aymazlıkla, herkese inat, sırf cepleri dolsun diye nükleer santral gibi, değil birkaç yıl onlarca yüzlerce yıl, genlerimize kadar bizi tahrip edebilecek bir felakete "buyrun hoşgeldin!" diyebiliyor ama hiçkimse sesini çıkarmıyor, zaten ses çıkarsalar da kimse onları dinlemiyor. Sonra Libya liderinin geç de olsa kaldırdığı beyaz bayrağa rağmen fırsat bu fırsat diyip, eskiden almadıkları kalan ne varsa daha da çok yağmalayabilmek için paldır küldür libya bombalanmaya başlanıyor. Neymiş efendim Libya'daki sivil halkın can güvenliği. "Küçük at da civcivler yesin!" Kaddafi, 42 yıldır bu halkın başındaydı, nerdeydir bunca zaman. Anca mı düştü jeton? İşte gözümüzün önünde bir ülke ve halk diğer varlıklı ülkelerin çıkarlarına peşkeş çekiliyor. Ne oluyor sadece izliyoruz! Çağ artık televizyonda film izliyormuşcasına savaş izleme devri. &lt;br /&gt;Noluyor peki şimdi bize? Umutlarımızı çalıyorlar işte. Kendi cepleri dolacak diye parayla adam olduklarını sandıkları için, ne kadar doldurursak kar diye baktıkları için, "benden sonrası tufan" diye düşündükleri için, kur nükleer santrali, kirlet denizleri, öldür balıkları, ver kanserojen maddeyi sebzeye, tohuma, at ülkenin tepesine bombaları, kumla kapat antik eserleri, ver parayı al oyları, doldur kadrolara kayınçonun baldızını, dayının hemşehresinin kaynı (birşey bilse de olur bilmese de, maksat doluluk yaratsın),&amp;nbsp;Allahın mafiozo türkücüsünün başında nöbet tut, saldırganını dört günde yakalat, ama bu&amp;nbsp;ülke için çalışanların katilleri bir ellleri yağda bir elleri balda yaşasınlar. Olsun, "eğlen güzelim gününü gün et!"&lt;br /&gt;Umutlarımızı çaldılar ve her sesimizi çıkarmadığımız gün daha da çok umudu ceplerine koyup götürmekteler. Umutsuz yarınlar bizi bekler!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2522914350026028414?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2522914350026028414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2522914350026028414&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2522914350026028414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2522914350026028414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/umut-o-ne-demek.html' title='umut? o ne demek?'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7067012117529843247</id><published>2011-03-15T08:56:00.000+02:00</published><updated>2011-03-15T08:56:21.746+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>felç</title><content type='html'>Bu sabah tövbe yarabbim Stephan Hawking olmak nasıl bir duyguymuş onu anladım. Alarm çaldı, kalkıp servise yetişmeden önce kahvaltı etmem gerek. Yok! Kalkamadım. Bedenimi yataktan doğrultamıyorum. "Aha!!!!!" dedim "Felç oldum." Hemen ayak parmaklarımı hissedip hissedemediğime baktım. Neyse oynadılar. Hatta bacağımı da kaldırdım ki oynarlarken görebileyim. Gördüm çok şükür. Ama Bedenimin üst kısmı boynum ve kürek kemiklerimin olduğu bölge felç. Yataktan binbir Circque de Soleil hareketleriyle yani akrobatik hareketlerle doğruldum. Sağa sola döneceğim zaman tüm vücudum sağa ya da sola dönüyor şimdi. Yaw aslında yaptığımız hareketleri ne kadar otomatik yapıyormuşuz. Tam bir robocop gibiyim. Nasıl geçecek bugün bakalım. Üstüne üstlük temizlikçi bıraktı beni, akşama temizlik yapacaktım o da kaldı. Offfff bea şimdi öğrenci olsam voltaren üstü sıcak havlu yapıp evde elimde çay fincanı televizyon karşısında pinek modunda takılırdım. Üzüntü ve muz kabuğu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7067012117529843247?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7067012117529843247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7067012117529843247&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7067012117529843247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7067012117529843247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/felc.html' title='felç'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5263420556091335084</id><published>2011-03-11T09:17:00.000+02:00</published><updated>2011-03-11T09:17:28.576+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karga msa&apos;da'/><title type='text'>msa güncesi 2</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh4.googleusercontent.com/-9aTBMFjfySs/TXS3YyFMARI/AAAAAAAAA5I/1US0CL9RLU0/s1600/188664_10150199124247837_839677836_8924185_5243521_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" q6="true" src="https://lh4.googleusercontent.com/-9aTBMFjfySs/TXS3YyFMARI/AAAAAAAAA5I/1US0CL9RLU0/s400/188664_10150199124247837_839677836_8924185_5243521_n.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Bir ayı ardımızda bıraktık. Yavaş yavaş sona geliyoruz ama eminim hiçbirimiz bu iş biterken "keşke hiç bitmeseydi!" diyeceğiz çünkü hem artık bilgimiz arttıkça bu iş daha keyifli gelmeye başladı hem de birbirimizi tanıdıkça, ortak şeyler paylaştıkça işin eğlence kısmı da başladı. Geçen hafta sonu inanılmaz keyifliydi. Cumartesi tüm günü bizim kursa et tedarik eden bir&amp;nbsp;kurumun (resimden neresi olduğu anlaşılır) fabrikasında yani bir anlamda modern bir mezbahaneydik. Önce şirketin sahibi, bize kuruluş öykülerini nasıl sıfırdan bugünlere geldiklerini anlattı ve daha sonra Türkiye'de nasıl hayvancılığın öldüğünü, hayvan işiyle uğraşan köylülerin nasıl tembel olduklarını, devletten aldıkları teşvikleri nasıl havaya savurduklarını, nasıl cahil olduklarını falan anlatınca ben de film koptu, kendimi tutamayıp "Bütün bu durum sadece köylünün cahil olması ve tembel olmasıyla açıklanamaz. Onları bu hale getiren devletin politikalarıdır. Fındık üreticisine, tütün üreticisine ya da mısır üreticisine neler yaptılar bilmiyor musunuz? Eğer cahil olduklarıı düşünüyorsanız siz bu sektörün önde gelenlerindensiniz, niye onları eğitmiyorsunuz? Kusura bakmayın ama siz işin kolayına kaçıp sadece şikayet ediyor, elinizi taşın altına koymuyorsunuz. Onlar tembel onlarla uğraşılmaz diyorsunuz ve ithal eti savunuyorsunuz. Asıl sizin yaptığınız tembellik" dedim. Adam şimdi beni buradan kovacak diye tırsmadım değil, doğruya doğru birbirimize gireceğiz ve temiz bir dayak yiyeceğim diye düşündüm ama bu kadar saçma sapan konuşan birine karşı duramadan da edemedim. Neyse ardından bu amca bizi lokantasına yemeğe davet etti, orada da nutuğuna devam etmeye başlamadan önceki şu cümlesi birçoğumuzu dumura uğrattı: "Paris'e gideniniz var mı? Ben orada yüksek sosyete ile beraber olduğum için....." &lt;br /&gt;Ya sabır çekip sofradaki yerimizi aldık. Birkaçımız kendisini protesto edip sunulan değişik et çeşitlerini ağzına sürmedi, ben de kısmi protestoculardandım. Bu kadaaar övdüğü ithal angus etlerinden yapılan ızgaraların ucundan tadına bakıp, geri kalanların hepsini okuldaki köpekler için bir torbanın içine topladım. Okula geri dönmeden önce arkadaşlar hatıra fotoğrafı çektirdiler (bakınız yukarıdaki foto) ama biz onu da protesto edip, servislerdeki yerlerimizi aldık. &lt;br /&gt;Pazar günkü tek aktivitemiz ise önümüze konan kocaman dana ya da kuzu butlarından bonfile ya da pirzola et çıkartmak ve et karkasla carpaccio yapmaktı. Her ne kadar bu işin bu tarafı pek hoşuma gitmese de herşeyi öğrenmek zorundayız ama ileride bir yer açacak olursam ben etleri kasaptan alırım. &lt;br /&gt;Tabii ben bunları yazana kadar koskoca bir hafta geçti ve haftasonu geldi. Bu hafta kestiğimiz etlerden sote ve soslu salatalar yapacağız. Sanırım en kısa zamanda da ilginç tarifleri mutfağa ekleyeceğim. &lt;br /&gt;Bu arada Simon Templar'ın göndermiş olduğu yorumdaki sorularına da bu psotla yanıt vereyim. Öncelikle evet bu iş dışardan gözüktüğü gibi değilmiş. İnsan önce "ah ne güzel yemek yapıyorum lay lay lom" diye düşünüyor ama benim gittiğim profesyonel aşçılık eğitimi (City &amp;amp; Guilds) tamamen teknik, deneyim, gözlem ve azme dayanıyor. Öğrendiğin tekniği çok iyi gözlemleyip, öğrendikten sonra kendinden birşeyler katman gerekiyor. zaten büyük şefleri büyük yapan da sıradan yemekleri dünyanın en lezzetli yemeklerine dönüştürebilme kabiliyetleri. Benim dönemimdeki arkadaşlar farklı profillerden gelen gençler. Gençler diyorum çünkü ben ve bir iki arkadaşım grubun ihtiyar heyetini oluşturuyoruz. Bizi çıkarsan yaş ortalaması 23 olur. Hepsi genç kimi üniversite mezunu kimi üniversite öğrencisi. Hepsinin kafasında türlü hayaller. Bazen "ne kadar şanslılar henüz yolun başındayken içlerindeki yemek aşkını keşfetmişler, bizim ne işimiz var burada" diye düşünüyoruz ama hayat işte aklın başına geç geliyor ama hiç gelmemesinden daha iyi herhalde. Mayıs sonunda msa'daki dersler bitecek ve staj başlayacak. Asıl gerçek mutfak nasıl o zaman göreceğim. Mayıs'a kadar herşey belli ama sonrası kara delik. Ne olacak bilmiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5263420556091335084?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5263420556091335084/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5263420556091335084&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5263420556091335084'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5263420556091335084'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/msa-guncesi-2.html' title='msa güncesi 2'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh4.googleusercontent.com/-9aTBMFjfySs/TXS3YyFMARI/AAAAAAAAA5I/1US0CL9RLU0/s72-c/188664_10150199124247837_839677836_8924185_5243521_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-3121083285408256922</id><published>2011-03-08T15:45:00.000+02:00</published><updated>2011-03-08T15:45:43.601+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>senede bir gün</title><content type='html'>"Benim annem hem öğretmen, hem çamaşırcı, hem bulaşıkçı, hem aşçı, hem pazarcı, hem terzi, hem örgücü, hem temizlikçi, hem ütücü, hem dondurmacı, hem doktor, hem stres topu, hem koşucu, hem organizatör, hem yamak, hem asistan, hem sekreter, hem elektrikçi, hem muslukçu, hem tamirci, hem maliyeci, hem vs. vs.vs..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bir çocuğum olsa kesin dile gelince bunları söylerdi. Eminim çocuğu olan olmayan birçok kadının gözünde anneleri yani evin hanımı böyle birşey. Yani "bir evin herşeyi". &lt;br /&gt;Geçen gün bizim evin beyi tepemin tasını attırdığında -ki bu aralar pek sık attırıyor ya hadi hayırlısı- ben olmasam ne yapar diye düşündüm. Evin temizliği bende, çamaşır bulaşık, ütü desen bende, alınacak verilecek listesini ben yapıyorum, beyimizin giysilerinin söküğünü dikmek desen bende, giyecek neyi var neyi yok ben biliyorum, evin mali işlerinin çetelesini zaten ben tutuyorum, üstüne bir de nereye ne zaman nasıl gidilecek ben ayarlıyorum. Kısacası ev a'dan z'ye benim koordinasyonum da dönüyor. Sanırsın bir balerina cif ben! bir de üstüne kendimle ilgili işleri yapmam lazım. Oldum mu sana super girl! Heheyyyt!!! Daha bir de çoluk çocuk yok. Olsa eyvah eyvah!!! (Tabii böyle olmayan hatun kişiler yok değil. Evin bu kadar işini beyiyle paylaşan ya da beyi marifetiyle evde bir Helga olsun bir Roksan olsun barındıranlar da yok değil. Onlar allahın şanslı ve seçilmiş kulları. Onlara laf yok.) &lt;br /&gt;Neyse demem o ki "ey efendiler! kadın milletin efendisidir! farkında değilsiniz ama o küçücük dünyalarınız bizim sayemizde dönüyor. eğer sabah ütülü pantalon gömlek giyip sabah karnınız tok işe gidiyorsanız (ve daha pek çok şey gibi) bunların hepsinin arkasında bir bayan var ve onalrın kıymetini bilin." &lt;br /&gt;Balerina Cif ruhlu olan olmayan tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Nedeni ne olursa olsun hödük kocalarından kurtulup kendileri ve çocukları için bambaşka bir hayat hayali kurup başaramamış ve hayatını kaybetmiş kadınların da yolları ışık olsun. Hiç istemeden ve istenmeyen şekillerde bir yol açtılar. Umarım arkalarından gelenlere bir umut olabilirler. &lt;br /&gt;Kadınların önderliğinde daha güzel bir dünya hayali kuralım! Neden olmasın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-3121083285408256922?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/3121083285408256922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=3121083285408256922&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3121083285408256922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/3121083285408256922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/senede-bir-gun.html' title='senede bir gün'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-7306783032018091301</id><published>2011-03-03T12:19:00.000+02:00</published><updated>2011-03-03T12:19:24.574+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Huysuz şirin'/><title type='text'>susma</title><content type='html'>"Susma sustukça sıra sana gelecek!" demeye kalmadan hepimizi susturuyorlar. Neymiş irileri yayın hakkı ihlali yapmış. Bre Digitürk sen biliyosan senin hakkını çalanları git onların boğazına çök, şimdi benim burada digital günlüğümü tutma, hiç görmesem bile gönülden bağlı olduğum, neler yapıp ettiğini öğrenmek istediğim bir sürü sevgili arkadaşım ile ilgili bilgi edinme hakkımı ve kendimi ifade etme özgürlüğümü niye elimden alıyosun? Yemişim senin maçlarını. Dekoderinin şifresini de kırıyorlar n'aber? Onlara ne yapacaksın acaba? &lt;br /&gt;Biran önce bu blog yasağı kalksın istiyorum!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-7306783032018091301?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/7306783032018091301/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=7306783032018091301&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7306783032018091301'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/7306783032018091301'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/susma.html' title='susma'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2125133894201109940</id><published>2011-03-01T12:41:00.000+02:00</published><updated>2011-03-01T12:41:58.322+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>cinnet</title><content type='html'>Diyorum ki acaba dünya çapında toplu cinnet mi geçiriyoruz? Birileri ayaklanıyor, birileri sanki düğmeye basılmış gibi patır patır eski eşlerini öldürüyor, birleri&amp;nbsp;işleri güçleri yok bloglara kafayı takmış illa onları kapattıracak, birileri ortaya çıkıp paha biçilmez dünya tarihi açısından çok önemli antik buluntulara "arkeolojik şey" diyebiliyor. Herkes böyle kendini bilmez çıldırdı, acaba diyorum Satürn tüm dünyaya mı ters açı yapıyor?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2125133894201109940?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2125133894201109940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2125133894201109940&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2125133894201109940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2125133894201109940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/03/cinnet.html' title='cinnet'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2746153649647799512</id><published>2011-02-24T23:12:00.000+02:00</published><updated>2011-02-24T23:12:17.785+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>ne bu ya!!!</title><content type='html'>En sonunda bu da oldu. Dünyanın çivisi çıktı. Önce Tunus, Mısır derken şimdi de Libya. Mısır patlağı gibi patır patır patlamaktalar. Hayır anlamıyorum daha doğrusu çok merak ediyorum kim verdi bunlara gazı? senelerdir sessiz sakin yaşayıp giderken ne oldu da oldu bunlar "özgürlük, eşitlik, adalet" şarkıları söylemeye başladılar. Yanlış anlaşılmasın, sonuna kadar arkalarındayım da dedim ya merak ediyorum kim ne için hangi plan doğrultusunda ve hangi çıkarı için düğmeye bastı. &lt;br /&gt;Çok enteresan günler geçiriyoruz. Torunlarımıza anlatacak bizim olmasa bile başka diyarların devrim öyküleri var. Umarım özgürlük için direniş gösterenler en kısa sürede istediklerine kavuşurlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2746153649647799512?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2746153649647799512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2746153649647799512&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2746153649647799512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2746153649647799512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/02/ne-bu-ya.html' title='ne bu ya!!!'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6758401928859013388</id><published>2011-02-21T14:14:00.000+02:00</published><updated>2011-02-21T14:14:59.710+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karga msa&apos;da'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>msa güncesi 1</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-XbgTtTwQM4g/TWJW99csLGI/AAAAAAAAA5E/osL13UNUzyk/s1600/MSA-_G%257E1.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" j6="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-XbgTtTwQM4g/TWJW99csLGI/AAAAAAAAA5E/osL13UNUzyk/s320/MSA-_G%257E1.JPG" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Ne zamandır elim gitmedi, yazmak istemedim. Zaten yazdıklarım pek de iç açıcı, şöyle iştah kabartıcı şeyler değil son zamanlarda. Anlayacağınız yavan, özensiz ara sıcaklarla geçiştirmek istemedim. Bugün biraz biraz eski formuma girecek ruh haline büründüm sanki. Neyse gelelim fasulyenin faydalarına..&lt;br /&gt;Efenim bilmem daha önceki yazılardan aklınızda kaldı mı? Bendeniz &lt;a href="http://www.msa.tc/"&gt;Mutfak Sanatları Akademisindeki&lt;/a&gt; profesyonel aşçılık kurslarına başladım. Haftasonları cumartesi pazar sabahtan akşama kadar oradayım. Bu haftasonu üçüncü haftamızı bitirdik. Gönül şu geçen üç haftayı hemen sıcağı sıcağına yazmak isterdi ama malum hırsız mırsız olayları sevincimi kursağımda bıraktı (eşşşek seni gidi hırsız!). Hemen kısa bir özet geçecek olursam ilk hafta beslenme, maliyet hesabı, mutfak ekipmanları, menü planlama, tabak sunumu vs. gibi pek çok konuda teorik bilgiler aldık. Meğer bir mutfak ne kadar komplike bir yermiş. Evet evde de kendi çapımızda maliyet hesabı, depolama, menü planlama vs. yapıyoruz ama bizim yaptıklarımızın hiçbiri bayıla bayıla yemek yediğimiz, garson beş dakika yemeğimizi geç getirse surat astığımız restoranlarda daha karmaşık ve ciddi bir şekilde yapılmaktaymış. &lt;br /&gt;Üç haftayı geride bıraktık ama şimdiden yediğim yemeklere daha farklı bakar oldum. Artık önüme gelen tabağın sunumuna, garnitürlerin nasıl ve nereye yerleştirildiğine bakmadan yemeğime saldırmıyorum. Öğrendiklerimin ışığında hemen "hmmm sosu şöyle dökmüş yemeği böyle yerleştirmiş" diye bakıp kafama kazıyıp öyle yumuluyorum tabağa. Hem artık sadece dışarıdaki mutfaklara değil kendi mutfağıma da daha eleştirel gözle bakmaya başladım. En kısa sürede tahta kaşıklarımdan kurtulacağım mesela çünkü tahta kaşık ve kesme aletleri potansiyel çapraz bulaşma alanları yani bakteriler tahta kaşık ya da yüzey vasıtası ile başka bir yüzeye kolayca geçebiliyor. &lt;br /&gt;İlk hafta teorik derslerin ardından ik haftadır kemik, balık, tavuk ve sebze suları ve soslarla bağlayıcılarla uğraşıp durduk. Sanırım mutfağımda bundan böyle hep kemik suyu, tavuk ve sebze olacak. Bu hafta denediğimiz sosları evde de yapacağım çünkü sınıfta istediğim gibi yapamadım ve yapılışlarının iyice aklımda kalabilmesi için sürekli tekrar etmem gerek. &lt;br /&gt;Sınıftakilere gelince herkes şimdilik ürkek, titrek ve çekingen. Hepimiz ortama alışmaya çalışıyoruz anlaşılan. Girdiğimiz bu zorlu yolda elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz ama şurası bir gerçek ki evde pişirdiğimiz ymekeler ve yapış biçimlerimiz bize burada öğretilenlerin yanında oldukça uydurmasyon kalıyor. Utanıyorum valla "ha evet onu evde çok pişirirdim" demeye çünkü ben hiç onlar gibi yapmıyormuşum. &lt;br /&gt;Neyse yolumuz uzun ve çetin. Sanki bütün ömrünüz orada yapmaya çalıştığınız sosun kıvamının tutup tutmamasına bağlıymışcasına büyük bir umutla önünüzdeki tencereye bakıp durmak çok garip ama aynı zamanda çok da heyecanlı. O sosu tuturduğunuz anda duyduğunuz gurur ve sevinç başka birşey. Keşke seneleri on sene kadar geriye alıp bu işe daha önce girebilsem. Ne güzel olurdu!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6758401928859013388?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6758401928859013388/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6758401928859013388&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6758401928859013388'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6758401928859013388'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/02/msa-guncesi-1.html' title='msa güncesi 1'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-XbgTtTwQM4g/TWJW99csLGI/AAAAAAAAA5E/osL13UNUzyk/s72-c/MSA-_G%257E1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6199011466985775146</id><published>2011-02-11T10:46:00.000+02:00</published><updated>2011-02-11T10:46:07.438+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>işte böyle...</title><content type='html'>"&lt;em&gt;Artık gelecek planlarımı hayattan gizli yapıyorum. Sanki hayat, işini gücünü bırakıp planlarımı bozmak için herşeyi yapıyor&lt;/em&gt;."&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Oğuz Atay &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz Atay, tarif etmiş işte beni. Ötesi yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6199011466985775146?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6199011466985775146/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6199011466985775146&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6199011466985775146'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6199011466985775146'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/02/iste-boyle.html' title='işte böyle...'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2202310017726738383</id><published>2011-02-07T15:26:00.000+02:00</published><updated>2011-02-07T15:26:41.819+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>hacıyatmaz</title><content type='html'>Aslında size cumaretesi pazar Mutfak Sanatları akademisinde ne kadar güzel zaman geçirdiğimi ya da ünlü biri olunca cenazesine gidenlerin bir mikrofon ve kamera görünce nasıl da o insanı sevdiklerini, yakın olduklarını falan filan anlatıp ölen ünlü kişi üzerinden nasıl prim yapmaya çalıştıklarını (bkz. Defne Joy ölümü ve cenazesine gelenlerin söyledikleri, tv'ye çıkanların söyledikleri vs.vs.) veya yılların gazetecisi oldukları için ölmüş ölmemiş, tanıdık tanımadık herkes hakkında atıp tutarak ahlak bekçiliği yapmaya kalkan lafta kurt ama bence sübyancı (bknz. Hıncal Uluç Ece Gürsel) gazeteci duayenlerle ilgili yazı(lar) yazacaktım. Amma velakin cumartesi bizi ziyaret eden hırsız herşeyimi çaldığı gibi yazı konularımı da çaldı. &lt;br /&gt;İnsan zamanında boş boş konuşabiliyor. "ayyy ben ölüye bakmam, ayyy hırsız giren evde oturamam, eve giremem." Ama başına gelince gerekirse ölüyü de kucaklıyor, hırsızın talan ettiği yatak odasındaki dolapları ve çekmeceleri sakin sakin toplayıp, birkaç saat önce tarumar ettiği yatakta yatabiliyor. &lt;br /&gt;Cumartesi evden çıkarken ve neşe içinde eve dönerken aklımdan geçenlerin hiçbirinde apartmana girdiğimde canhıraş bağıran kedinin benim evin yolunu bulmaya çalışan minik kedim olacağını, evimin kapısının kırılmış ve sonuna kadar açık bir vaziyette her türlü saldırıya açık belki saatlerdir o halde durmuş olacağını ve yatak odamın savaş alanına dönmüş, biriktirdiğim paraların, değerli olan olmayan bütün takılarımın yerinde değil yeller fırtınalar estiğini ve takı kutularının komodinin üstüne saçılmış, yatağımın altındaki bazada bulunan bütün hurçların darma duman bir halde ortalığa saçılmış olacağı elbette aklımda geçmiyordu.&lt;br /&gt;Cumartesi günü artık ne zaman yaptıysa hırsızın biri bana yine keskin bir viraj döndürdü. Alın terimle, gecelerin bilmem kaçına kadar nefes tüketip kazandığım ve hastalıkda sağlıkda bir kenarda dursun ne olur ne olmaz diyerek biriktirdiğim, harcamaya kıyamadığım paralarımı, bilgisayarımı ve en önemlisi de bana annemden ve babacığımdan yadigar kalan takılarımı çalarak emeğimi ama en &amp;nbsp;önemlisi de anılarımı çaldı. Hiçbirşeyim yok artık. &lt;br /&gt;Hacıyatmaz gibi hissediyorum kendimi, gelen giden vuruyor ben de inadına ayağa kalkıyorum. &lt;br /&gt;Ama yoruldum artık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2202310017726738383?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2202310017726738383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2202310017726738383&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2202310017726738383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2202310017726738383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/02/hacyatmaz.html' title='hacıyatmaz'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-4359593601016249535</id><published>2011-02-02T09:32:00.000+02:00</published><updated>2011-02-02T09:32:34.334+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>.........</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUkIfudg4PI/AAAAAAAAA44/ywfFacltPPE/s1600/IMG_3505.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" s5="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUkIfudg4PI/AAAAAAAAA44/ywfFacltPPE/s320/IMG_3505.jpg" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum. Her gün her gün bu hayat beni şaşırtmaya devam ediyor. Sabah sabah kafanda binbir türlü şeyle uyanıp, bu da böyle olsun şu da şöyle olsun derken güm! diye umulmadık bir olay bir haber herşeyi değiştirip, insanın aklını başından alıyor. Sabah Defne Joy'un ölüm haberini almak ben de koskocaman bir şok etkisi yarattı. Gençliğimden beri televizyondan takip ettiğim, "yaw bu kızda ne enerji var, aslında daha iyi şeyler yapabilir ama galiba kendini gösteremiyor" dediğim, en son şu gerzek dans yarışmasında enerjinin ve komikliğin dozunu azıcık kaçırdığını düşündüğüm ama içten içe de sevdiğim birinin ölümü aklımı başımdan aldı. Ama herşeyden çok ona en çok ihtiyacı olan zamanda bırakıp gidiverdiği oğluna üzüldüm. &lt;br /&gt;Of ya hayat sen ne biçim birşeysin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-4359593601016249535?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/4359593601016249535/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=4359593601016249535&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4359593601016249535'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/4359593601016249535'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/02/blog-post.html' title='.........'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUkIfudg4PI/AAAAAAAAA44/ywfFacltPPE/s72-c/IMG_3505.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-8684902629384123357</id><published>2011-02-01T20:02:00.000+02:00</published><updated>2011-02-01T20:02:52.283+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>şıpadanak</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUhKuArayDI/AAAAAAAAA40/mi38V43Gqi4/s1600/85786660.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="263" s5="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUhKuArayDI/AAAAAAAAA40/mi38V43Gqi4/s400/85786660.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Yeni yılın ikinci ve en kısa ayına hoşgeldiniz. Şıpdanak geçecek günler ve geceler sizleri bekliyor. Daha siz "ayın biri cep delik cepken delik" diyesiye kalmadan geçecek ve üçüncü ay başlayacak, en kısa sürede ay başına ve hemencecik uçup gidecek bir tomar paraya kısa sürede ulaşacaksınız. &lt;br /&gt;Efenim yeni yılın birinci ayının kısa bir değerlendirmesini yaparak girelim bu yeni aya. &lt;br /&gt;Geçtiğimiz ay yeni bir yıla daha girmenin ve kafadaki hesapların iyice karışmasının ayı oldu. Zira beden yaşı 25'i, el hesabına ve hastanedeki tahlil laboratuarının yaş hanesine göre 34'ü, matematiksel olarak 35'i gösteren biri olarak anladım ki kadınlar bir yerden sonra hep aynı yaşı söylemekte haklılar. Ben 35'i seçtim. Bundan sonraki elli senede yaşım hep 35.&amp;nbsp;Yuvarlak hesap işte o kadar. Neyse yaşlandıkça yaş mevzuu ve kırışıklıklar ana konum olmaya başlıyor. Geçen gün aynada (asasörün aynasında) gülerken göz kenarındaki kırışıklıklarımın arttığının farkına vardım. Aynadaki aksime şöle koskocaman gülerken göz çevremde suya atılan taşın halkaları gibi bilumum halkalar oluştu, daha az kırışıklık yaratacak gülme şelini bulmak için habire çeşitli şekillerde güldüm. İyi ki biri asansörü açmadı, "kesin delirdi" diye düşünürlerdi eminim.&amp;nbsp;Sonuçta gülmeye devam gelsin rövitalit kremi (ne olduğu ile ilgili en ufak bir bilgim yok, reklamlarda kırışıklık ve rövitalit kelimelerini sanki yanyana duydum gibi).&lt;br /&gt;Sonracığıma geçen ay, karşı komşum ev sahibim oldu. Eskiden karşı komşular olarak oturuşup dertleşirken artık hem karşı komşu hem de kiracı, ev sahibi olarak da konuşacağız. Kimlik karmaşasına uğramayız inşallah. Şaka herkes mutlu mesut, keyifler iyi. &lt;br /&gt;Geçen ayki ascus davasından iyi haberler geldi, içimiz rahat. &lt;br /&gt;Ama geçen ayın en önemli olayı msa'ya kayıt yaptırıp, oryantasyonuna gitmem ve bu haftasonu itibarı ile derslere başlayacak olmam. "Ya Allah! şimdi oldu oldu bir daha hayatta olmaz!" diyip gitriştim ya bu işe bakalım sonu iyi olur umarım. &lt;br /&gt;Önümüzdeki ay karla başladı. Sabah işe giderken tipi yağdı ama kar sevincimiz öğlene doğru bitti. Ama iyi de oldu, sokaktakiler üşümesin. Haftaya okul başlıyor, hiiiçççç tatilsiz!!!! uzun bir maraton bizi bekler. Artı msa başlıyor, haftasonu uykuları çöpe ama olsun. Gıcık olduğum bir 14 Şubat "tüketiciyi daha nasıl nasıl kandırır ve tükettiririz ve de kerizleriz" günü ve bu güne gelinceye kadar her yerde iç bayıcı beylik, basmakalıp sözler eşliğinde kalplar, çiçekler böcekler vs.vs. Bu ayın en sıkıntılı yanı bu. &lt;br /&gt;Ha bir de ay sonunda Cirque de Soleil'in "Saltimbanco" gösterisi var. Heyecanla onu bekliyorum.&lt;br /&gt;Durumlar budur!.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-8684902629384123357?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/8684902629384123357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=8684902629384123357&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8684902629384123357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/8684902629384123357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/02/spadanak.html' title='şıpadanak'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUhKuArayDI/AAAAAAAAA40/mi38V43Gqi4/s72-c/85786660.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-2490589545917220197</id><published>2011-01-30T19:55:00.000+02:00</published><updated>2011-01-30T19:55:11.697+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>turning point(s)</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUWlIM7g0LI/AAAAAAAAA4w/6oxWKUQXts0/s1600/74169963.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="219" s5="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUWlIM7g0LI/AAAAAAAAA4w/6oxWKUQXts0/s320/74169963.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Biliyorum bu 2011 senesi pek enteresan olacak. 2012'yi de geçelim ben de yazacağım astrolojinin allahını. Konusu şu burç ne olacak falan fıstık değil, "burcunuzun değişim dönüşüm halleri" konulu bir çalışma olacak benimkisi. Aslında gırgır bir yana dün çooook eski (ortaokuldan)&amp;nbsp;en yakın iki kız arkadaşımla yıldırım hızı ile bir görüşme gerçekleştirdim ama bu görüşmenin sonunda kafamda kocaman bir soru işareti belirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru şu: &lt;strong&gt;&lt;em&gt;Yaşı 34 ila 36 arası değişen (özellikle) bayan ya da erkek orta yaşın eşiğindeki gençlerin! hepsi mi bir değişim dönüşüm peşindedir acaba? &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu soruyorum çünkü dün itibariyle ben aşçılık sevdamın gerçekleşmesi adına yazıldığım kursun başlangıcı için "start" düğmesine bastım, en yakın kız arkadaşım da ciddi ciddi İzmir'e yerleşme planları olduğundan ve çok yakında bunu gerçekleştireceklerinden bahsetti. Hatta bu konu ile ilgili çalışmalara ufak ufak başlamışlar bile. Şimdi bizi dürten ne? Rahat mı batıyor bize azizim yoksa deli mi dürtüyor? Ben mesela çalış işte işinde, bir üniversitede okutmanlık yapıyosun, al paranı yap işini, tatil verirlerse yap, dörtte eve gel, çocuğunu al (olunca) gez toz eğlen çoş, gününü gün et di mi? Mantıklı olan bunu yapar di mi? Yok dürtüyor işte bizi birşey? Rahat batıyor, keskin dönüşler yapıyoruz. O kız arkadaşım da öyle. İstanbul'da yaşamıyor ama İstanbul'da olan biteni yakından takip eden "küçük istanbul" diye adlandırılabilecek "çilek festivali" ile ünlü minik bir sahil kentinde yaşıyor. O da öğretmen ama onu ve eşini de dürtüyor işte birşey. "Gidelim buralardan!" diyorlar. Oysa otur işte yerinde di mi? Evin var, araban hatta motorun var. İsteyince İstanbul, İzmir, Konya, Ankara...Şimdi ne dürttü seni de bu rahat düzenini boz, İzmir'e yerleş, yeniden iş kur, iş bul vs. vs. vs.'ye kalktın.&lt;br /&gt;Bir de öteki kız arkadaşım var. "Three Amigos"(bize ortaokulda böyle derlerdi, hep beraber dolaştığımız için)un üçüncü üyesi. Onu da dürttü bu şey işte. Üç dört yıl önce. O da işini, rahatını elinin tersiyle itti, doğum fotoğrafları çekmeye başladı. Kalbinin sesini dinledi, zaten küçüklüğümüzden beri elinden düşürmediği fotoğraf makinası ile hayallerinin peşinde koşmaya karar verdi. &lt;br /&gt;İşte benim sorum bu; nedir bizi dürten? yaş dönümü? gün dönümü? boşluk? rahat batması? akılsızlık? farkındalık? enayilik? &lt;br /&gt;Bilen varsa beri gelsin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-2490589545917220197?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/2490589545917220197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=2490589545917220197&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2490589545917220197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/2490589545917220197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/01/turning-points.html' title='turning point(s)'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUWlIM7g0LI/AAAAAAAAA4w/6oxWKUQXts0/s72-c/74169963.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-1428228702033270053</id><published>2011-01-26T20:03:00.000+02:00</published><updated>2011-01-26T20:03:02.748+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir kitap okudum hayatım değişmedi'/><title type='text'>yeşil peri gecesi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUBgChhwwoI/AAAAAAAAA4o/C_9kYpCVDCg/s1600/images21.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" s5="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUBgChhwwoI/AAAAAAAAA4o/C_9kYpCVDCg/s1600/images21.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;em&gt;"Sevginin kesintisiz birşey olduğuna inanıyordum. Sevgi doğuyordu. sonra bir gün ölüyordu. Ölünce hiç doğmamış gibi oluyordu."&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Ayfer Tunç'u "Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek" isimli romanı ile tanımış ve çok sevmiştim. Hemen her satırında kendi çocukluğumdan izler taşıyan, romanın akıcı bir o kadar da esprili anlatımına bayılmış bir solukta okuyup bitirmiştim kitabı. Zaman makinasında yolculuk yapmak gibiydi bu kitabı okumak. Ardından "Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Tarihi"ni okudum. Çok ustaca kurgulanmış, ana hikayeyeden kopmadan hem ana karakterlerin hem de yan karakterlerin geçmişleri ve romanda asıl anlatılmak istenilen hikayeyle olan bağlantıları okuyanı sıkmayan, aksine merak içinde bırakan aksamadan ilerleyen bir romandı "Bir Deliler Evinin...". Yazar, "Bir Maniniz Yoksa...." adlı romandaki hem esprili hem de akıcı anlatımı bu romanda da kullanmıştı ve yine oldukça kalın olan bu kitap bu anlatım sayesinde bir çırpıda bitiveriyordu. &lt;br /&gt;Benim geçen hafta bitirdiğim "Yeşil Peri Gecesi", yukarda anlattığım romanlardan dil olarak daha farklı bir roman. Ana karakterin acısını okuyucuya geçirecek kadar acılı. Okurken dudaklarınızda bir tebessüm yerine gözlerinizde yaşlar beliriyor. Ana karakterin acısını taa yüreğinizde hissediyorsunuz. Hele ailenin o mutlu günlerinin anlatıldığı satırlar, kitabın en can alıcı yerleri. Ancak beni romanda en çok etkileyen ana karakter ile sevgilisi Ali'nin aşkı ve ana karakterin şiir sevgisi oldu. Satır aralarında birçok Yıllar geçse de unutulmayan o aşk. Sanki ana karakter benmişim gibi okudum bu romanı ve&amp;nbsp;çok beğendim. &lt;br /&gt;Eğer henüz Ayfer Tunç'u keşfetmediyseniz ya da adını duymuş ama kitaplarını okumamışsanız, hemen bir tane kitabını alın derim. Pişman olmazsınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUBhayfapJI/AAAAAAAAA4s/G0XrebOFU3o/s1600/imagesCADQ2L6V.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" s5="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUBhayfapJI/AAAAAAAAA4s/G0XrebOFU3o/s1600/imagesCADQ2L6V.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-1428228702033270053?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/1428228702033270053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=1428228702033270053&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1428228702033270053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/1428228702033270053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/01/yesil-peri-gecesi.html' title='yeşil peri gecesi'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TUBgChhwwoI/AAAAAAAAA4o/C_9kYpCVDCg/s72-c/images21.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-5102431014020076706</id><published>2011-01-25T20:06:00.000+02:00</published><updated>2011-01-25T20:06:00.475+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat mamak meseleleri'/><title type='text'>izin mi dedin?</title><content type='html'>Bu hafta izin haftam ya istedim ki evden çıkmayayım, pijama, çay bardağı, dağınık toplanmış saç ve kocaman hırka dörtlüsü ile sarmaş dolaş bir hafta geçireyim. Amma velakin yine her zaman ki gibi evdeki hesap çarşıya süpermarkete uymadı, sokaklarda sürtmekten eve giremez oldum. Ulu manitu annem burda bir haftadır. Geçen haftayı balerina cif edası ile bir elinde bez bir elinde yemek kaşığı, "hiiiçççç evinle ilgilenmiyorsun, evin çivisi çıkmış, buzdolabını temizledim, onu yaptım bunu yaptım çık çık çık" diye diye evi parlatmak ve bana "yaw ben ne kariyer ne de çocuk falan yapamıyorum, paçamı toplamaktan acizim, öff bea! işe yaramazın teki miyim neyim, keşke annem gelmeden ortalığı cillop yapsaydım, hep aynı tuzağa düşüyorum" diye düşüncelere gark ettirerek geçirdiği için bütün bu haftayı gezilip görülecek kişiler ve yerler listesini tamamlamakla bitireceğiz anlaşılan. Aslında şikayetim yok, benim de uzun zamandır yapmak istediğim şeyler bunlar, bıdırlanmama bakılmasın, keyfim yerinde. Ama yine de bu kadar gezintinin içinde şu benim upuzuuuun yapılacaklar listesindekiler duruyor ya onları yapamamaya ifrit oluyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-5102431014020076706?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/5102431014020076706/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=5102431014020076706&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5102431014020076706'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/5102431014020076706'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/01/izin-mi-dedin.html' title='izin mi dedin?'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2096203766096849353.post-6084782671337318447</id><published>2011-01-20T11:53:00.003+02:00</published><updated>2011-01-20T13:10:52.793+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ve melankoli'/><title type='text'>adak</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTgG40SlzrI/AAAAAAAAA4Y/_AVWbZFBlh0/s1600/untitled.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="197" src="http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTgG40SlzrI/AAAAAAAAA4Y/_AVWbZFBlh0/s400/untitled.bmp" width="141" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde arabada ve ofiste sürekli &lt;a href="http://www.jehanbarbur.com/"&gt;Jehan Barbur&lt;/a&gt; dinliyorum. Daha önce bu kadar berrak bir ses dinlememiştim. &lt;br /&gt;Bu aralar ülkede olup bitenler o kadar canımı acıtıyor, bunca akılsızlık, aptallık, aymazlık, "ben yaptım oldu"culuk ve densizlik karşısında beynim ve içim acıdan patlayacakmış gibi oluyor. Hiçbir şey yapamıyor, sesimizi çıkartamıyoruz. Hrant gideli dört sene, Mumcu, Kışlalı, Üçok gideli on seneden de fazla oldu. Biz hala "bu hikaye böyle bitmez" diyecek sıpahiyi bekliyoruz umutla, iyi niyetle. Sanırım bizim çocuklarımız da o sıpahiyi bekleyecekler aynı umutla. &lt;br /&gt;Bugün Jehan Babur'un bu şarkısını &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&amp;amp;ArticleID=1037064&amp;amp;Yazar=SIRRI%20S%C3%9CREYYA%20%C3%96NDER&amp;amp;Date=19.01.2011&amp;amp;CategoryID=97"&gt;sıpasihini bekleyen biz gariban umutlu aşıklara&lt;/a&gt;&amp;nbsp;adamak geldi içimden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="40" width="250"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23352888&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23352888&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2096203766096849353-6084782671337318447?l=crowsday.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://crowsday.blogspot.com/feeds/6084782671337318447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2096203766096849353&amp;postID=6084782671337318447&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6084782671337318447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2096203766096849353/posts/default/6084782671337318447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://crowsday.blogspot.com/2011/01/adak.html' title='adak'/><author><name>Gamlı Baykuş</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17373632980422668386</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTWIqhERB9I/AAAAAAAAA3s/BGdXsiqnFBM/S220/imagesCAWX90MA.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1_r1T8Y9H9s/TTgG40SlzrI/AAAAAAAAA4Y/_AVWbZFBlh0/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
