17 Eylül 2013 Salı

eylül dejavusu

Tipik Eylül dejavusunu yaşadığımız dönemdeyiz. Havalar serinledi, ağaçlar yapraklarını bırakıyor, kampusu yeni öğrenciler doldurdu, eskiler arada uğrayıp 'merhaba!' diyor, daha öğrencilerin programlar oturmadı; dersleri alıp bırakıyorlar, yeni ders programı ve vereceğim dersler belli oldu, ofise giren çıkan bir ton öğrenci var. Biz de bilgisayarın karşısında artık son hazırlıkları yapıyoruz.
Balkondaki çiçekler artık tohuma kaçtı, sardunyaların bu sene de tadı kaçık, parkta akşam geç saatte gelen cıvıl cıvıl çocuk sesleri artık duyulmaz oldu ve Köfte bey'i dolaştırmaya çıktığım saatte artık hava karanlık. Ama bütün bu olan bitenlerden şikayetim yok. Niyeyse bu sene 'artık derslere başlasak' ruh hali içerisindeyim. Sanırım Eylül ile birlikte içim duruldu. Hayat rutinimi değiştirmeye çalışmaktan, hayallerimin peşinde koşmaktan vazgeçtim. Yok, böyle demeyeyim, canımı acıttı bu cümle. Durum şu: Hayallerimin şeklini değiştirdim. Durumumu kabul edip, olaya yani hayatıma gerçekçi gözlerle farklı bir bakış açısıyla bakmayı becerebiliyorum artık. Herşey hiç fena değil. Zaten oturup düşününce anlıyorsun: 'daha ne olabilirdi ki?' Yapmayı niyetlendiklerim için daha beklemem gerekiyor ve ben de bu sabrı göstermek zorundayım. Bu gerçeği kabul etmek biraz beni yatıştırdı sanırım.
Bu sene Eylül dejavusu yaradı bana. Daha sakin, daha aklı başında, daha sabırlı, daha vakur, daha mutlu hissediyorum kendimi. İyi bir şey. Bütün sene böyle gitsin.

2 yorum:

Defne Soysal dedi ki...

Bitenle yeni başlayanın savaşı var içimizde

Arsız Böcük dedi ki...

Farketmeden esiri olduğumuz ve aslında acımasız tüketim canavarının tuzaklarından biri de sıkça içine düştüğümüz bu "hayallerimin peşinden koşmalıyım ve hayallerim kesinlikle şimdi sahip olduklarım değil, hep daha fazlası hep daha farklısı". "Hayallerinin peşinde koşmalısın" mottosunun bile moku çıktı bu sayede. İnsanlar sahip olduklarını sevmeyi, aslında günün sonunda hepimizin "hayal" dediğin şeyin özünde huzur hissi olduğunu. Ve bunu hissetmeden daha ileriye zaten gidemeyeceğimizi unuttuk. Aslında yavaşlayınca hedefe daha hızlı varılıyor bence :) Senin de bu noktayı yakalamış olman ne güzel...

Arsiz Böcük
http://arsizbocuk.blogspot.com