12 Nisan 2012 Perşembe

asansör meselesi

Geçen akşam ağlak bakışlı kapıcımız Nevzat abi, kapıyı çaldı. Ağlak ağlak bakarak, "Karga Abla!" dedi.
"Hah!" dedim içimden, "yine yönetici araba maraba çektirecek bana ama Nevzat'ın yüz ifadesi daha fena birşey olduğunu söylüyor."
"N'oldu Nevzat abi?" dedim. (Aramızda abili ablalı bir ilişki var.)
"Asansör" dedi. Sanki canlı birşeymiş de başına kötü şeyler gelmiş ve bana bu acıklı durumu acilen söylemesi gerekiyormuş gibi. Yutkunarak tekrardan "Asansör" dedi. "tadilata giriyor, bir ay kullanamıyacağız. Bu asansörden hiçbirşey kalmayacak, herşeyini söküp götürecekler". Sanırsın Bizans döneminden kalma asansör, üzerine çimento döküp, tarihin derinliklerine karıştıracaklarmış gibi, acı içinde Nevzat. Bir an içimde, Nevzat'ı kırmayayım, apartmanımızın bu acısına ortak olayım diye kapı önünde, gidecek eski asansör için ağıt yakmak gibi anlamsız bir istek belirdi. Ama geldiği gibi aniden geri gitti bu istek. "Olsun Nevzat abi" dedim, "canımız sağolsun, çıkarız merdivenlerden spor olur işte fena mı?". Yarım yamalak bir gülüşle gitti Nevzat acılar yüreğinde.
O gün bu gündür yani iki gündür merdivenleri kullana kullana çıkıyoruz dördüncü katı. Biraz kondisyon eksikliğinden nefes nefese kalarak eve varıyoruz ama olsun, eminim her geçen gün kondisyon artacak, ay sonunda Rocky gibi merdivenleri kelebek gibi uçarak çıkıcam.
Asansör kullanmamanın en iyi tarafı, apartmanda yaşayanları tanımanız. Dün yedinci katta oturan, otoparkta arabalarını bir türlü düzgün parkedemeyen ailenin yeni bebeği olduğunu öğrendim. Merdivenlerde gördük birbirimizi selamlaştık. Bir de anneanne varmış evde, onu da gördüm. Sonra kırmızı sakal yöneticinin küçük oğlu, bayağa büyümüş, saçları da uzamış. Her sabah asansörle inerken, küçük oğlanın söylenmelerini duyardım, bu sabah söylene söylene merdivenlerden iniyordu, babasıyla. Koca koca laflar ediyor sıpa babasına.
Merdivenleri kullanınca, apartman ahalisiyle karşılaşıp kaynaşmanın ötesinde, bir de ahalinin yaşam tarzıyla ilgili ipuçları elde ediliyor. Mesela dün eve çıkarken, üç numarada yaşayan çevirmen teyzeyi gördüm. O kapı önünde kargocuyla konuşurken, ben iki arada merdivenleri çıkarken kapının arkasındaki eski, antika konsolu vs. yi gördüm. Teyze tatlı bir hanım olmanın yanısıra zevkli bir bayanda. Altı numara ise kapının önüne tabure ve çekecek koymuş, demek ki oturarak ayakkabı giymek hoşlarına gidiyor. Bir numaraya ise günde üç gazete giriyor, ayrıca apartmanda benden ve ekmekçikız'dan başka beş numaradakilerde aynı gazeteyi okuyor.
Hiç fena olmadı bu asansör meselesi. Asansör gitti ama formumuz ve apartman sakinleri ile ilgili yeni veriler geldi. Eskisi gibi komuşuculuk yapılmayınca, işte böyle kapıdan bacadan öğreniyoruz komşularımızı.

2 yorum:

zapere dedi ki...

Hımmm, okudum. Tehdit işe yaramış sanırsam (başka blog okurum haa..) :))

Not: Bir ricam daha var. Şu "robot olmadığınızı kanıtlayın" altındaki satıra iki kelime bişi yazacam ama, yani pek hoş şey değil yazacağım. Eski köye yeni adetmidir, hani YGS, KPSS sınavına öykünüp bir de ben sınava sokayım, hak eden yorum CIZIKTIRSIN sınavı mıdır bu? Fe süphanallah.......

Simon Templar dedi ki...

ama adamcağız da haklı. biz merdivenleri günde birer, hadi en fazla ikişer kez katımıza dek çıkıyoruz. onlar 3-5 kez en aşağıdan en yukarı yapıyordur her gün. hele en çok da çöp toplama işine üzülmüştür. o ağır şeyleri şimdi ellerinde mi taşıyacağım diyordur.