4 Ocak 2012 Çarşamba

a road story- episode 2

Nerde kalmıştık? Haa tamam benim yılbaşı hikayemde. Bugün bu hikayenin ikinci ve son bölümüne geldik. Aradaki iki günde koca bir yorgunluk ve beynimi sallayan ( sanırım bu başağrısından sonra beynim yerinden oynadı ve daha fazla gerizekalı oldum ben) felaket bir başağrısı girdiği için hikayenin devamı geç geldi.
Neyse... yılbaşı seyahatim otogarda havalara fırlatılan asker adayı gencin ne zaman yere çakılacağı stresi ile başladı. Her klasik asker uğurlamasında olduğu gibi çocuğu uğurlamaya gelen bir sürü kişinin içinde bayan akrabalar salya sümük ağlarken, beyler kaşla göz arasında çocuğu yaka paça yakaladılar, bir anda otobüsün önünde halka oluşturup, başladılar çocuğu havaya fırlatıp tutmaya. Biz lisedeyken sınıfta erkekler yaparlardı bunu. Bir keresinde havaya fırlattıkları bir arkadaşımızı tutmamışlardı, çocuk küt diye yere çakıldı. Aynısı bu asker adayı çocukta da olacak diye şahsen benim yüreğim ağzıma geldi.
Otogarda acemi askerden başka bir de her mevsim illa otogarda olan gitarlı çocuklardan da vardı. Bunlar böyle mevsimlik işçi gibi ne zaman hangi sezon olursa olsun illa otogarlarda bulunuyor. Hadi yazın anladım çalışma mekanınız sahiller, kumsallar da kışın nerde çalarsınız yaw?
Dönüşte ise otogar öğrenci kaynıyordu. Biraz dikkatli bakılınca üniversitede kıdemli olanlarla ilk senesi olanlar şıp diye ayrılıveriyor. Kıdemliler elini kolu sallaya sallaya ya da aynı memleketten sevgili yaptıysa sevgilisiyle dönüş yoluna geçmiş. Acemi yeni yetmeler ise dönüş sonrasına konan (evet ya! inat gibi acımasız hocalar ya bayram tatilinin ya da yılbaşı tatilinin arkasına final koyardı ben üniversitedeyken de. Tatil burnundan gelir insanın. Şööle yayıla yayıla tatil yapamazsın. Hele bizim gibi tatilin "t"si başlayınca pılıyı pırtı toplayıp, memlekete anneanne ziyaretine gelenlerdenseniz, daima valizlerin yanında çalışılacak derslerin kitaplarının olduğu bir çantada olur.) finallere çalışmaktaydılar otobüsün içinde. Çaprazımda oturan kız yol boyunca mır mır birşey ezberledi. Kendimi tutmasam "hadi ver defterini, sana soru sorayım!" diyecektim. Çok merak ettim ne çalıştı.
Bir de acemi üniversite ebeveyni durumu çok gözüme çarptı. Onlar da ayrı bir alem. Çocuklarından daha heyecanlılar. Bence üniversiteye çocuk yollamak anne babanın sünnet falan yoksa ilk mürveti. Nasıl heyecanlılar. Anne baba birlikte çocuğu uğurlamaya gelmişse, daha otobüs terminale gelir gelmez, şoför arabayı durdurmadan anneler valizleri yükleniyor, çekiştire çekiştire otobüse doğru hamle ederken, babalar da (hepsinde aynı pozisyon mu olur yaw! İstisnasız hepsi, elleri ceplerinde bavulla beraber yuvarlanmak üzere olan hevesli annenin ardından yürüyüp, havalara bakmakta. Anneye yardım etmek hiç akıllarına gelmiyor. Bu kadar mı rahatlık olur yahu! Kadın düşecek zaten otobüs kaçacak diye heyecanlı, bak kaldıramıyor da içi temiz çamaşır, yiyecek içecek dolu bavulu. Tut ucundan ama yok! Hepsi aynı bunların. Benim babamda öyleydi. Annem bavulu çekiştirir, babam seyrederdi.) böyle alık alık etrafı seyrediyordu. Sanırım anneler o bavulların içine temiz çamaşırlar ile bütün umutlarını da koyuyorlar ve eğer o bavulu çocukları ile o otobüse yetiştiremezlerse, bütün umutlarını yitirmekten korkuyorlar da ondan bu kadar telaşlı ve heyecanlılar.
Yaa işte böyle yılbaşı otogar gözlemleri. Arada böyle toplu taşıma araçları ile yolculuk etmek iyi oluyor. Hem artık konuşma heveslisi yan koltukçularda yok. Herkes kendi aleminde. Bakıyorlar siz ya pencereden dışarıyı seyrediyorsunuz ya da iphonunuza gömülmüş oyun oynuyorsunuz, takıyorlar kulaklıkları başlıyorlar film seyretmeye.

6 yorum:

Engin Ergin dedi ki...

Ne güzel demişsiniz: "Anneler o bavulların içine temiz çamaşırlar ile bütün umutlarını da koyuyorlar ve eğer o bavulu çocukları ile o otobüse yetiştiremezlerse, bütün umutlarını yitirmekten korkuyorlar." Bir de "yaw" yazmasanız en azından "v" ile yazsanız -bence- daha güzel olacak. Bu arada geçmiş olsun...

A-H dedi ki...

Yeni yil kartini aldim, cok sevindim, cok tesekkurler :))
umarim benim ki de sana ulasmistir

Gamlı Baykuş dedi ki...

Sevgili A-H, yeni yıl kartın elime ulaşmadı :(((!!! Gözlerim yollarda ama havayı aldım.

Gamlı Baykuş dedi ki...

Engin bey, yazıyı beğenmenize sevindim. Yaw'ı böyle yazmak hoşuma gidiyor ondan böyle yazıyorum. Biliyorum yanlış ama olsun. Sevgiler..

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Aaa! Çok komik!
A-H'ın kartı bana geldi, benimki ona gimemiş henüz.
Komşumun kartı A-H'a ulaşmış, A-H'ın kartı ona ulaşmamış.
Nasıl bir posta sistemi bu?
:))

Gamlı Baykuş dedi ki...

Valla Ekmekçim ben de anlamadım yahu nasıl iş bu? Of pof afra tafra!!