17 Aralık 2010 Cuma

palto,yağmur,kar,soğuk,üşüme vs. vs. vs. yani kışa dair herşey


O kadar söylendik, "gelmediii, gelmediiii, amanin yoksa dünyanın sonu mu? ne bu sıcaklar?" diye diye söylendik durduk. Ve sonunda kış bir geldi ki pir geldi. Geçen hafftadan beri bu ne soğuk mirim. Geçen servise yürürken giydiğim paltonun sol kolundan girip sağ kolundan çıkan soğuk, sırtımı ürperttirince ve yaptığım hesap kitap sonucu da giydiğim paltonun on senelik olduğu gerçeği ile yüzleşince spordan çıkışta soluğu en yakın giyim mağazasında alıp, kapıyı bir Kadir İnanır edasıyla açıp, "Verin uleyn en iyi, en sıcak tutan paltonuzu hiheytttt!!!!" dedim. Bir iki denemenin sonunda biraz cebime dokunan ama beni çok sıcak tutmakla kalmayıp, koskoca kapşonu ile Starwars'un Darthvader'ına benzeten siyah, pufuduk ve uzun bir palto aldım. Şimdi çok şükür karnım tok sırtım pek. Ama yine de sokaktakiler için pek bir üzülüyorum. Parklarda, bahçelerde hayatlarını geçiren onca evsizi, yakacak odun almak için parası olmayanları ya da yetmeyenleri, kedileri, köpecikleri düşününce keşke diyorum söyle ılıman bir iklim olsaydı da kimse üşümeseydi. Ancak böyle dertlenmek ya da hayal kurmak onlara bir fayda sağlamıyor. Bence herkes elinden geldiğince etrafında yaşayan sokakta yaşamak zorunda olan hayvanlar ve insanlar için küçük de olsa bir şeyler yapabilir/ yapmalı.
Bütün bunların dışında şimdi ben bunları yazarken hafiften attıran kar tanelerine bakarak dönemin bitmesi sevinci ve mutluluğunun yanısıra öğrenci milletini bir süre görmeyecek olmanın rahatlığı içinde kahvemi yudumluyorum.

Hiç yorum yok: