25 Kasım 2010 Perşembe

tchibomania


Geçmiş günlerde bir gün herşey birkaç saniye ile oldu. Yürüyen merdivenlere doğru yürürken bir an göz göze geldik. O ve ben çok kısa bir süre bakıştık. Oradaydı, iki adım ötemde. Yapabilirdim gidip ona yaklaşabilir, onun sıcaklığını, kokusunu içime çekebilir, ona dokunabilir, onu hissedebilirdim. Yaptım. Sıcak kumlardan serin sulara hatta çikolata dolu bir havuza atlamak gibiydi: Tchibo'nun kapısından içeri girdim.
Raflarda asılı duran ürünlere; gömleklere, ıvır zıvıra, iç çamaşırlarının yumuşak kumaşlarına dokundum. Zaten ne olduysa bundan sonra oldu. Sadece bir paket ile çıktığım o ilk gün, şeytan kasanın yanında duran gelecek haftanın ürünleri kataloğuna uzanmam için beni kandırdı. Uzandım, kataloğu aldım ve delirdim.
Gelecek haftanın (yani bugünün) konsepti "yılbaşı konsepti". Amaniiin!!! Neler var öyle! Ben diyeyim battaniye, mug, kurabiye kalıbı, eşofman takımı, çorap siz diyin pijama, don, ekmek sepeti. Hepsi kırmızı, beyaz. İçimde yılbaşı kuşları uçuştu. Ama beklemek lazımdı. Gelecek hafta çarşamba demek benim için geçmek bilmeyen saatler, dakikalar demekti. Tabii ki çabucak geçti  ve bugüne o beklenen çarşambaya gelindi.
Bugün Tchibo günüydü. Katalogdan seçtiğim ürünleri almak için iş çıkışı en yakın Tchibo'nun yolunu tuttuk sevgili Sndrfknella ile. Eeee geldik de ne oldu? Hiçbirşey. Ülkemin ve şehr-i İstanbul'un güzide, eli açık ev hanımları Palladium Tchibo'yu talan etmiş. Katalog elimde "o ürün var mı?" diye soruyorum "yok, sabah bitti!" diyorlar. "Yaw zaten sabah çıktı bu ürünler hangi ara kapışıldı?" dedim, çalışanlar "valla ürünleri ellerimizden kaptılar. Pijamalar, yılbaşı çorapları, eşofmanlar kapış kapış gitti! Sabahtan beri çok kalabalıktı burası" dediler. Kulaklarıma ve hatta gözlerime inanamadım. Canım İstanbul'um ne kadar Tchibo hastasıymış. Bu ne büyük açlıkmış. İstanbullu hanımlar meğer yıllardır bir H&M'i  bir Tchibo'yu beklerlermiş. Gazetelere televizyonlara H&M çılgınlığı gibi yansımayan bir de Tchibo hastalığı varmış demek. Abooovvvvv ddedim ben bu işe ve şaşkınlıktan bir karış açık ağzımı kapatıp, evin yakınındaki Kozzy Tchibo'ya gittim. Sonunda pijamalarıma ve donlarıma kavuştum. Rahatladım mı? Rahatladım. Ama artık ben de "hadi leyn buradan da birşey alınır mı? Kıytırık şeyler satıyorlar" diye burun kıvırdığım bu yerin hastasıyım. Çarşamba'dan çarşambaya Kozzy Tchibo'da bir deli karga görürseniz bilin ki o benim.

5 yorum:

zapere dedi ki...

Okullarda yeniden "yerli malı" haftaları düzenlenmesini istirham ediyorum büyüklerimizden.. Örtmenim siz bunu yaparsanız yeni yetmeler ne yapmaz. Ülke satışta zaten toptan, ele güne borç gırtlak boyu.IMF kapıda, ha bankalarımız kârda fakat kaçta kaçı Türk kaldı.. Of offfff millet İnönü'yü sevmez çünkü adamcağız kendi çocuklarına paltolarını ters yüz yaptırıp giydirirdi. Ülkenin borcu kaç liraydı o zamanlar. Açın bakın bakalım tarih sayfalarını.. Global ekonominin maşaları alışveriş canavarları olmayıverelim. Tıpkı kendi domatesimizi manavda çarşıda zor bulurken, kendi tekstil ürünlerimizi markasız diye seçmemezlik etmeyelim..Yapmayalım, etmeyelim gençlere iyi örnekler oluverelim.Kaybetmeyiz, ülke kazanır, insanımız kazanır, gençlere iş kapıları açılır. Kendi malımızı kullanalım.... !

Gamlı Baykuş dedi ki...

Sevgili Zafer bey, yukarda yazdığınız herşeye tüm kalbimle katılıyorum. Yerli malı yurdun malı evet biliyorum ama benim bir suçum yok yazdım, şeytana uydum işte. Herşey onun suçu, ben masumum.

zapere dedi ki...

Şeytanı kuyruğundan çekeceğim şimdi bak... :P

Benden Bizden dedi ki...

sana uydum ben de alsveris yaptim tchibodan.. esegin aklina karpuz kabugu misali.. :)

nalan dedi ki...

seyahat öncesi göz bandı lazım oldu. hani uyumak için böyle gözlerine maske diye takıyorun ondan.
hiç bir yerde rastlamadım da bu şirin tükkanda var. hem de pembe saten olanından :)
uçakta ne dalga geçtiler benle anlatamam sana, "ana yedek don gibi la bu" diye :)
hepsine inat taktım gözüme fosur fosur uyudum valla :)