3 Ekim 2010 Pazar

çıplaklık özgürlüktür

Oh oh ne güzel yılın en güzel ayındayız da aynı zamanda yılın en problemli zamanındayız da denilebilir. Havaların sağ gösterip sol vurma zamanı olan bu zamanlarda "ne giyeceğim ben şimdi işe giderken?" sorusu, hayatta süregelen pek çok problemin yanında evet kabul çok ama çok sığ bir soru / sorun olabilir ama siz gelin de bunu, sabahın kör saatinde, dakikalar tık tık ilerlerken gardırobun önünde sinirden zaten çok kısa olan tırnakalarını kemiren bendenize anlatın. Akşam birşeyler düşünerek yatıyorum sabah bir bakıyorum hava kapalı. Hadi ona göre herşey değişiyor, öğlen bir bakıyorum hava 35 derece, şıpır şıpır terle, oranı buranı isilik bassın. Zaten kuaför kurbanı olmuşum saçlarım canımı sıkıyor, cesaret etsem ve yakışacağını bilsem üç numaraya vurdurucam, o kadar gıcığım saçlarıma, bir de bu "ne giyeceğim?" konusu boğazımı sıkıyor. Habire kot pantalon, gömlek ya da kumaş pantalon beyaz penye giymekten midem bulandı. Öyle tarz giyinen bir insan olmadığımdan ve bu aralar -kılık kıyafet almak isteğim olmasına rağmen- üç kuruş boşa verecek hiiiiiç naktim olmaması sebebiyle dolapta duran bilumum giysi benim için sadece koskoca bir sıfırdan ibaret. Kendimi hem saçlarım hem de kıyafetlerim yüzünden gündelikçi fadime gibi hissediyorum.
Yahu niye çıplak gezeceğimiz bir düzen olmamış sanki? Ne güzel kışın al bir post üstüne gez git! Yazın zaten gerek yok birşeye ya da en iyisi tüylerimiz olsaymış bizim de kediler gibi. En büyük derdimiz yalanmak olurdu herhalde. Yaz gelince fazlalarını döküyoruz kışın da hiçbirşeye gerek yok.
Offfff neyse! Hadi dolap başı beni bekler!

1 yorum:

zapere dedi ki...

AnaaaAAa Fadime'yi samanlıkta basmışlardı Müslüm G... ile. Televizyonda seyretmiştik hani. Ay yüzüm kızardı, cıbıl cıbıl.. :))